Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye'de ekonominin bütün alanlarında, binalarda, sanayide, ticarette, tarımda, ulaştırmada elektrikleşmeyi en üst düzeye çıkarmamız lazım." dedi.
Bakan Bayraktar, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası'nda iş insanlarıyla bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin temel sorunlarından birinin cari açık olduğunu belirtti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın görevinin, Türkiye'nin enerji kaynaklı cari açığını düşürmek olduğunu ifade etti. Bakan, Türkiye'nin her yıl 60-70 milyar dolarlık enerji ithal ettiğini ve bu faturanın azaltılması gerektiğini kaydetti.
Türkiye Yüzyılı vizyonunun ana hedeflerinden birinin "enerjide bağımsızlık" olduğunu vurguladı. Bayraktar, "Türkiye bu sorunu mutlaka çözmek durumunda, kendi kendine yeten bir ülke olmak durumunda. Bütün politikalarımız bunun üzerine şekilleniyor." ifadelerini kullandı.
Cari açıkla mücadelede iş insanlarının katma değerli ürünler üretmesinin önemine değindi. Enerjide dışa bağımlılığın sona ermesi ve katma değerli üretimle ekonomik sıkıntıların aşılacağını söyledi.
Bakan Bayraktar, dünyadaki belirsizliklerin arttığına dikkat çekti. 2020'deki Kovid-19 salgını, 2022'deki Rusya-Ukrayna Savaşı, 2023'teki 6 Şubat depremleri ve 7 Ekim'deki İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarının krizlere yol açtığını vurguladı.
Bayraktar, 2026'da başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı'nın Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini belirtti ve şunları ekledi:
"Çünkü çok önemli bir komşumuz. Hem de bir anlamda ticari olarak önemli bir ülke bizim için. Enerji yolları bundan çok ciddi etkilendi. Yani Hürmüz nedeniyle bugün dünyada çok büyük bir enerji krizi var. Arz noktasında Türkiye'nin bir sıkıntısı yok ama mazot fiyatlarının nereye geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir dünyadan geçiyoruz. Bu kadar belirsizliğin beraberinde birçok ticaret savaşının olduğu, yaptırımların olduğu, ülkelerin bazı konularda ihracat yasağı getirdiği, bizim giriş için zorlanmaya başlayacağımız Avrupa pazarı... Bizim için ihracat açısından çok önemli. Şimdi sınırda karbon düzenlemesi var. Mal satmak daha zor hale geliyor. Dolayısıyla belirsizliğin olduğu bir dünyaya doğru gidiyoruz."
Bayraktar, bir denge oluşana kadar dünyanın bu tür krizleri yaşamaya devam edeceğini öngördü.
Enerji Yoksa Yapay Zekadan Bahsetmek Mümkün Değil
Bakan Bayraktar, dünyada "yapay zeka" fırtınasının yaklaştığını söyledi. Devletin, üniversitelerin ve iş dünyasının buna ciddi bir hazırlık yapması gerektiğini vurguladı.
Yapay zeka çağında iki unsurun rekabette öne çıktığının altını çizen Bayraktar, "Bunlardan biri enerji. Enerji yoksa yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Veri merkezleri olacak. Çok ciddi bir elektrik ihtiyacı gözüküyor. Enerji altyapınız, enerji üretim gücünüz yoksa bu alanda geri kalma riski ile karşı karşıyasınız. İkincisi, bunun ihtiyaç duyduğu madenler önem arz ediyor. Çip üretimi, çip için gerekli nadir toprak elementi dediğimiz alanlar. Dolayısıyla dünyada şimdi yeni rekabet alanları. Bugün gördüğünüz bütün konvansiyonel savaşların, enerji savaşlarının, maden savaşlarının ve ticari savaşların arkasında kim bu rekabet gücünü ele geçirecek, bu var." ifadelerini kullandı.
Türkiye'de üretim, istihdam ve nüfus artışı gibi geleneksel nedenlerle elektrik, doğal gaz ve akaryakıt ihtiyacının artmaya devam edeceğini söyledi. Yapay zeka yatırımları, elektrikli araç kullanımı, soğutma ve deniz suyu arıtma gibi faktörlerin de enerji talebini yükselteceğini kaydetti.
Enerjinin artık rekabetin önemli bir unsuru haline geldiğini vurguladı. Türkiye'nin ilk hedefinin, artan enerji talebini kendi imkanlarıyla karşılamak olduğunu bildirdi.
Elektrikte Yüzde 65 Yerliliğe Ulaşmış Durumdayız
Bakan Bayraktar, Türkiye'de her şeyin elektrikli yapılmasını hedeflediklerini belirtti. Detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacaklarını aktardı ve şunları söyledi:
"Türkiye'de ekonominin bütün alanlarında, binalarda, sanayide, ticarette, tarımda, ulaştırmada elektrikleşmeyi en üst düzeye çıkarmamız lazım. Çünkü Türkiye'nin enerji alanında en güçlü olduğu alanlardan bir tanesi elektrik. Elektrikte dışa bağlılığımız yüzde 35'lerde. Yani yüzde 65 yerliliğe ulaşmış durumdayız. Bu çok önemli bir rakam. Dolayısıyla buradan yürümemiz lazım. Doğal gaz ve petrolde hala şu anda yüzde 15 civarındayız. Dolayısıyla biz elektrikleşmeyi başa koyduk."
Türkiye'de 2035'te 8-10 milyon aracın elektrikli olması gerektiğine işaret eden Bayraktar, "Bu bizim mazota olan talebimizi düşürecek ki düşürmemiz lazım. Çünkü şu anda dünyada dizel krizi var. Herkes akaryakıt istasyonuna gidince krizi görüyor. 90 liraya dayanmış bir mazot fiyatından bahsediyoruz. Dolayısıyla Türkiye olarak bir taraftan kendi kaynaklarımızı arayacağız ama bir taraftan da talep ile ilgili de bazı dönüşümleri yapmamız lazım. Onun için elektrikleşme, ulaştırmadaki elektrikleşmeyi çok önemsiyoruz." diye konuştu.
70 Yıllık Bu Rüyayı İnşallah Türkiye'nin Yaşamasını Sağlayacağız
Bakan Bayraktar, Türkiye'nin gelecek 20 yılda tüm yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum düzeyde kullanması gerektiğini vurguladı ve şunları kaydetti:
"Şu ana kadar güneş ve rüzgarda son 15 yılda çok önemli aşama kaydettik. Ama potansiyelimiz gayet büyük ve inşallah bunu artırmamız gerekiyor. Yani Türkiye'nin her yıl en az 10 bin megavatlık güneş ve rüzgar kurulu gücüne erişmesi lazım. Sanayicilerimiz, ticarethanelerimiz kendi öz tüketimleri için bir sürü yatırım yaptılar. Şimdi bir saatlik mahsuplaşma işi çıktı, herkesin morali biraz bozuldu. Ama Türkiye'nin her yıl bu 8, 10 ve 12 bin megavatları yapması lazım ki o yenilenebilir potansiyelini biz hayata geçirelim."
Ayrıca Türkiye'nin enerjiyi verimli kullanması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, 2024-2030 dönemi için enerji verimliliği alanında 20 milyar dolara yakın dönüşüm projeleri bulunduğunu belirtti.
Bakan Bayraktar, petrol ve doğal gaz arama stratejisinin dışa bağımlılığı bitirmede kritik rol oynadığını ifade etti. Bu kapsamda Gabar, Karadeniz, Somali, Libya ve Irak'ta doğal gaz ve petrol arandığını, yakında Pakistan'da da arama çalışmalarına başlanacağını bildirdi.
Türkiye'nin mutlaka nükleer enerjiye sahip olması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları ekledi:
"Fakat siyasi, ekonomik istikrarın olmadığı ve güçlü bir siyasi iradenin olmadığı yerde bunu yapma şansınız yok. Nükleer santral dediğimizde imzayı attığınız günden kurulana kadar en az 15-20 yıllık bir süreçten bahsediyoruz. Türkiye, Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde 2010 yılında Rusya Federasyonu ile bu anlaşmayı akdetti. Şimdi ilk reaktörden elektriği üretmek için artık gün sayıyoruz. 70 yıllık bu rüyayı inşallah Türkiye'nin yaşamasını sağlayacağız. Orada yapacağımız ilave 3 reaktör, toplam 4 reaktör, Sinop ve Trakya santralleriyle istiyoruz ki Türkiye, 2050'ye geldiğimizde yüzde 10-15 elektriğini nükleerden sağlayan bir ülke olsun."
Akkuyu'da önemli ölçüde yerlileşme oranına ulaşıldığını aktardı. Yerli üretim ekosisteminin oluşmaya başladığını, Türkiye'nin bu yeni alanda teknolojiye sahip olduğunu belirtti. Teknoloji üreten bir ülke olarak nükleerde en az 5 bin MW'lik kurulu gücü tedarik etmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Türkiye'nin Böyle Bir Bölgede Çok Daha Güçlü Olması Gerekiyor
Bakan Bayraktar, madenlerin de Türkiye için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle tamamladı:
"En önemli ihtiyacımız, elektrik altyapımızın güçlü olması. Bakıra ihtiyaç var. Diğer kritik madenler, depolama ile alakalı lityum, nikel. Bütün bu kritik stratejik madenlerde Türkiye'nin kaynaklarını ekonomiye kazandırmamız lazım. Biz son dönemde aldığımız kararla altını da kritik madenler sınıfına koyduk. Çünkü Türkiye'nin o kadar büyük bir altın ithalatı var ki bazı yıllar 25-30 milyar dolarları buluyor. Cari açık dedik ya, alın size bir cari açık kalemi. Türkiye'nin yerin altında 10 bin ton altını var. Ama orada durduğu zaman kimseye bir faydası yok. Yani orada duruyor. Onu mutlaka üretime, ekonomiye katmamız lazım. Türkiye bütün bunları yaptığında güçlü bir enerji altyapısıyla beraber o zaman işte o başta dediğimiz ve bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların, ekonomik kırılganlıkların üstesinden gelmiş olacak. İnşallah öyle bir ülkede, belki 500 milyar dolarları aşan ihracatı olan, çok daha güçlü bir ekonomisi olan bir ülke haline geleceğiz ki Türkiye'nin böyle bir bölgede, etrafımızın ateş çemberi olduğu bir dönemde hem ekonomik olarak hem siyasi olarak çok daha güçlü olması gerekiyor."













Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!