AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Çelik, Ege ve Doğu Akdeniz'deki provokatif yaklaşımların arzu edilmediğini belirterek, herkesi sağduyulu olmaya davet etti. Diplomasiye ve sorunların masada çözülmesine vurgu yapmalarının bir zaaf olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

Çelik, "Tam tersine masada ve sahadaki gücümüzün farkında olarak dünyanın içinden geçtiği bu sıkıntılı dönemde bir de buna Ege ve Doğu Akdeniz'de yeni sıkıntılar eklenmesin diye, hiç kimse için gereksiz maliyetler ortaya çıkmasın diye bu hassasiyetimizi vurguluyoruz. Türkiye'ye güç gösterisi yoluyla ya da birtakım provokatif yaklaşımlarla verilecek hiçbir mesaj yoktur. Bize bu yolla kim bir mesaj tebliğ etmeye kalkarsa bu mesajı hiçbir şekilde tebellüğ etmeyeceğimizi, hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi net bir şekilde ifade ediyoruz. Herkesin önünde tüm bu konuları çözebilecek diplomatik kapasite vardır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin diplomasiye, müzakereye ve kurallı uluslararası sisteme yaptığı vurgunun herkes için bir şans olduğuna işaret eden Çelik, hiç kimsenin Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunları iç siyasetin bir parçası haline getirmemesi gerektiğini söyledi.

KKTC'nin güvenliği de dahil

Ömer Çelik, ABD'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne dönük silah ambargosunu kaldırması ve bir yıl süreyle uzatmasının doğru bir karar olmadığını vurguladı. Bu kararların adadaki iki taraf arasındaki güveni aşındıracak sonuçlar doğuracağını belirtti.

Çelik, "Adadaki iki taraf arasındaki güvenin daha da aşınmasına yol açacak sonuçlar doğuracak yaklaşımlardır bunlar ama her halükarda şunu ifade ediyoruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliği ve Kıbrıs Türk davasının ilkeleri konusundaki kararlı duruşumuz bundan sonra da daha da pekişerek yoluna devam edecektir. Ana vatan ve garantör ülke olarak Türkiye, Kıbrıs Türk halkının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Kıbrıs Türk davasının meşru hak ve çıkarlarını korumak için her zeminde mücadelesini verecek. Bunun içerisine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğinin sağlanması da tabii ki dahildir." dedi.

Çelik, son aylarda yapay zeka kurumlarının liderlerinin, yapay zeka unsurlarının kendi arasında örgütlenerek, hatta onları yönetenlerden bağımsız olarak birtakım yapay zeka ajanları üreterek çeşitli faaliyetler içerisine girdiği, biyolojik silah üretiminden başka birçok alana kadar insanlığı tehdit eden faaliyetlere yöneldiğine dair çok sayıda uyarıda bulunduğunu anımsattı.

Dünyanın en büyük krizlerinin ve savaşlarının belli ülkeleri, bölgeleri, blokları tehdit ettiğine dikkati çeken Çelik, "Fakat şimdi yapay zekayla ilgili olarak yapılan bu uyarılar bütün bir insanlığı tehdit eden gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. O sebeple de gerek siyasilerden, Batı'daki siyasilerden gerekse bu konuda çalışanlardan yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması, kurallarının ve prensiplerinin doğru bir şekilde belirlenmesi konusunda çok güçlü çağrılar gelmeye devam ediyor." diye konuştu.

Çelik, Gazze'de yapay zekanın kitlesel katliamda kullanıldığına dair haberlerin çıktığını hatırlatarak, "Şimdi ise daha başka bir durumla karşı karşıyayız. Yapay zekanın kendisini üreten insanlardan bağımsız olarak hareket ettiği, silah üretmeye çalıştığı, istihbari faaliyetler içerisine girdiği ve insanın kontrolünden çıkmaya dönük birtakım zeminler oluşturmaya çalıştığına dair çok yönlü açıklamalar son bir hafta içerisinde, 10 gün içerisinde, bir ay içerisinde çok yoğun bir şekilde geliyor. Devletler, yapay zeka konusunda birbiriyle yarışırken aslında o yarışın dışında yapay zeka ajanlarının, yapay zeka unsurlarının insanlığı tehdit edecek bir hale geldiği de birdenbire fark edilmiş gibi davranılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Eğer yönetilmezse en büyük tehdit olarak önümüze gelecektir"

Çelik, Türkiye'nin yapay zeka yarışının dışında kalmayacağını, aynı zamanda bunların ilkelerinin belirlenmesi, insanlık için tehdit olacak şekilde yönetilmemesi ve bu yarışın sonunda insanın özgürlüğünün ortadan kalktığı bir atmosferin oluşmaması için de güçlü inisiyatifler ortaya koymaya çalışacağını dile getirdi.

Bu konunun ilerleyen günlerde istihbarattan güvenliğe, ülkelerin egemenliğinden toplumsal dönüşümlere kadar her alanı etkileyebilecek sonuçlar doğuracağını anlatan Çelik, "Belki de insanlık tarihinde belli devletlerin, belli bölgelerin dışında topyekun insan denen varlığın karşı karşıya olduğu, yönetilmesi gereken en büyük sorun, eğer yönetilmezse en büyük tehdit olarak önümüze gelecektir. Bu konuyu çok yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Çelik, yapay zekanın Gazze'deki sivillerin öldürülmesinde kullanılmasını konu alan "NAZA" adlı filmin Venedik Film Festivali'nde gösterildiğini anımsatarak, "İsrail'deki bazı askerlerin, istihbaratçıların şahitliğine dayanıyor. Bu 'NAZA' adlı film yine İsrail vatandaşı olan kişiler tarafından yapıldı ve Venedik Film Festivali'nde çok büyük bir ilgi gördü. Burada net belgelerle, birtakım görüntülerle aslında nasıl insanlık suçu işlendiğini, devlet kurumlarının doğrudan talimatlarıyla nasıl bir soykırım faaliyeti içerisinde olunduğu, soykırım suçları işlendiği net bir şekilde görülüyor." dedi.

Çelik, Netanyahu'nun ve şebekesinin Gazze'de gerçekleştirdiği faaliyetlerin tartışmasız tüm unsurlarıyla bir soykırım olduğunu bu film vasıtasıyla bir kere daha ortaya çıktığını ifade etti. İsrail otoritelerinin filmi yapanları vatandaşlıktan atmaktan bahsettiğini belirterek, bunun soykırım şebekesinin esas derdinin ahlaki sonuçlarla yüzleşmek değil, vahşi işleri örtbas etmek olduğunu gösterdiğini söyledi.

AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz'ın koruma talebine ilişkin soru üzerine Çelik, bu olayın duyulduğu andan itibaren genel merkezin ilgilendiğini ve İçişleri Bakanı ile istişarede bulunulduğunu aktardı. Çelik, "Günün sonunda bunun bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın milletvekili de açıklama yaptı. Dilekçesini de geri çekti. O sebeple bu tablonun bizim açımızdan geride bırakılmış bir tartışma olduğunu ifade etmek isterim. Çeşitli makamlar arasında yanlış anlaşılmalar, bazı sıkıntılar olabilir. Bu doğrultuda bütün arkadaşlarımızın bunları doğrudan genel merkezimize taşıyarak sorunları çözmesi gerekir." açıklamasını yaptı.

"Türkiye'nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur"

Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'de vatandaşlara seslenirken "Önümüzde yaklaşan seçimleri başarıyla atlatacağımıza inancımı yeniliyorum" açıklamasının erken seçim sinyali olup olmadığıyla ilgili soruya yanıt verdi.

Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanı'mızın 'önümüzdeki seçimlere hazırlanıyoruz' gibi bir değerlendirmesi olduğunda bunun herhangi bir şekilde erken seçimle ilgisi olmadığı açıktır. Kendisinin yetişme biçimi, siyaset yapma tarzı teşkilatçılık üzerine ve bunun sürekli olarak her gün taş üstüne taş koyarak geliştirilmesi üzerine dair bir şeydir. Dolayısıyla orada vatandaşlarımızı ve teşkilatlarımızı gördüğünde aslında sık sık söylediği, üzerinde önemle durduğu bir cümledir. 'Önümüzdeki seçimlere hazırlanıyoruz ve büyük başarıya imza atacağız'. Bu bir erken seçim sinyali değildir. Türkiye'nin gündeminde şu anda bir seçim yoktur." ifadelerini kullandı.

İstanbul'da başlayan kiralık konut sisteminin diğer şehirlerde de yaygınlaşmasına ilişkin soruya Çelik, "Bu konular orta ve uzun vadeli konular. Bunlarla ilgili çalışmalar sürekli yapılıyor ama bugünden şu illerde şu kadar konut üretilecek diyecek durumda değiliz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız gücünün önemli bir kısmını bu konulara ayırıyor." yanıtını verdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kıbrıs, yapay zeka ve seçim