Kırklareli'nde yaşayan gazi Tuncay Yalçın için en büyük gurur kaynağı, vatan savunmasında yaralandıktan sonra vücuduna takılan ve iyileşmesinin ardından çıkarılan platinleri ile göğsünde taşıdığı madalyası oldu.
Yalçın, vatani görevini yaptığı Mardin'in Midyat ilçesinde 1999 yılında terörle mücadele operasyonunda ağır yaralandı. İçinde bulunduğu askeri araç mayına basmıştı. Diyarbakır Asker Hastanesindeki ilk müdahalenin ardından acil koduyla Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) sevk edildi.
GATA'da 13 gün komada kalan Yalçın, geçirdiği travma nedeniyle hafıza kaybı yaşadı.
Olay gününü hatırlayamayan Yalçın, vücudundaki çok sayıda kırık nedeniyle 1,5 yıl süren zorlu bir tedavi sürecinin ardından taburcu edildi.
Yalçın'ın kolundaki platinler, yaklaşık 10 yıl önce tedavisinin tamamlanmasıyla çıkarıldı. Yalçın, dolabında sakladığı platinleri ve göğsünde taşıdığı gazilik madalyasıyla gurur duyduğunu belirtti.
Yalçın, hayatta kalma mücadelesini ve gazilik onurunu anlattı. Tedavi sürecinde vücuduna takılan ve yıllar sonra çıkarılan platinleri evinde sakladığını belirtti.
Gazilik unvanının tarif edilemez bir onur olduğunu dile getiren Yalçın, vatan savunması için her an göreve hazır olduğunu söyledi.
Yalçın, halen o günlerin psikolojik izlerini taşıdığını ancak vatan sevgisinin her şeyin üstünde geldiğini vurguladı. Yalçın, "Sağ tarafım ayak parmağımdan koluma kadar paramparçaydı. Kolumda platinler, bacağımda ise sabitleyici demirler vardı. Yıllar süren tedavilerin ardından ameliyatla çıkarılan o platinleri bir dolapta özenle muhafaza ediyorum. Göğsümde taşıdığım gazi madalyası neyse, o platinler de benim için odur, onlar benim ikinci madalyam, şanım, şerefim, her şeyim." ifadelerini kullandı.
O günleri hatırlamanın ve yaşadığı acıları zihninde canlandırmanın zor olduğunu kaydeden Yalçın, "Ancak gazilik, devletimizin ve milletimizin bize sunduğu en yüce mertebedir." dedi.
Yalçın, vatan için canını feda etmeye hazır olduğunu bildirdi ve şunları söyledi:
"O günleri hatırlamak, yaşadığım acıları zihnimde canlandırmak elbette kolay değil. Sağlık durumum sebebiyle 'askerliğe elverişli değildir' raporum var fakat bugün vatanımız için bir ihtiyaç doğsa, gözümü kırpmadan yine en önde gitmeye, canımı feda etmeye hazırım. Rabbim bize bu gururu nasip etti, devletimiz de her daim yanımızda oldu. Bu vatan için şehit olmayı da gazi olmayı da cana minnet biliriz."
Kıbrıs Barış Harekatı'na katılan 81 yaşındaki emekli Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ünal Gelvalı, 1974 yılında Siirt Batman Komando Taburunda görevliyken harekat emrini aldı. Gelvalı, 300 kişilik birlikle Kıbrıs'ın Çatalköy bölgesine intikal etti.
Yaklaşık 6 ay Kıbrıs'ta görev yapan Gelvalı, harekatın zorlu günlerini ve silah arkadaşlarıyla yaşadığı anıları, yıllardır özenle sakladığı fotoğraflarla yaşattığını ifade etti.
Gelvalı, Kıbrıs Barış Harekatı'na büyük sevinç ve gururla katıldığını söyledi.
Harekat öncesi vedalaşırken eşine dahi Kıbrıs'a gideceğini söyleyemediğini belirten Gelvalı, orada mücadele etmenin ayrı bir duygu olduğunu kaydetti.
Harekatta aynı birlikte görev yapan 13 arkadaşının şehit olduğunu dile getiren Gelvalı, şunları söyledi:
"Bizden önce giden bir müfreze taburu birinci harekata katılmıştı. Onların gittiğini duyunca 'Biz niye gidemedik, biz onlardan aşağıda mıyız?' diye içimizde bir üzüntü olmuştu. Ardından Kıbrıs Barış Harekatı emrini aldığımızda gururlandık. Kıbrıs'a ayak bastığımızda ise tarif edilmez bir sevinç yaşadık. Bölge halkı bizi büyük bir coşkuyla karşıladı."
Vatan için her zaman şehit olmaya hazır olduğunu vurgulayan Gelvalı, bu vatanın ne şartlarda bugünlere ulaştığının bilincinde olduğunu anlattı.
Gaziliğin yüce bir duygu olduğunu ifade eden Gelvalı, "Her yıl ailemle mutlaka Çanakkale Şehitler Abidesi'ne giderim, orada tarif edilmez bir huzur bulurum. Kıbrıs'ta yaptığımız görevle oradaki soydaşlarımızı kurtardık, Türkiye'nin güney kıyılarının emniyetini sağladık. Dönüşte şehitlerimizin mezarlarından getirdiğimiz toprakları ailelerine teslim ederken büyük duygusallık yaşadık. Vatanımız sağ olsun." dedi.
Gelvalı, 6 aylık Kıbrıs görevinin ardından Türkiye'ye döndü. Şarköy, Tekirdağ il merkezi, Doğubayazıt seyyar jandarma taburu ve Tokat'ta görev yaptı. 1987 yılında emekli olarak memleketi Babaeski'ye yerleştiğini sözlerine ekledi.
















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!