Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1322 gün ve dört adli yıl geçmesine rağmen çok sayıda dosyada adaletin sağlanamadığını belirterek yeni adli yılın başlamasıyla birlikte yetkililere çağrıda bulundu.

6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden ailelerin oluşturduğu Adalet Peşinde Aileleri Platformu, yeni adli yılın başlamasıyla birlikte deprem davalarındaki soruşturma ve yargılama süreçlerine ilişkin taleplerini kamuoyuyla paylaştı.

Platform, dört adli yılın sonunda yaşanan sorunların yalnızca tek tek dava dosyalarındaki gecikmelerden ibaret olmadığını belirterek; soruşturmalardan bilirkişilik süreçlerine, kamu görevlilerinin sorumluluğundan yargılama usullerine kadar uzanan kapsamlı bir hesap verebilirlik sorunu bulunduğunu ifade etti.

Çok sayıda deprem dosyasında iddianame hâlâ hazırlanmadı

Platformun açıklamasına göre, 35 kişinin hayatını kaybettiği Rana Apartmanı ile 31 kişinin yaşamını yitirdiği Arı Apartmanı davalarının da aralarında bulunduğu onlarca dosyada iddianameler henüz hazırlanmadı.

Aileler, ölümle sonuçlanan bina yıkımlarına ilişkin soruşturmaların üç buçuk yılı aşkın süre geçmesine rağmen tamamlanmamış olmasını eleştirerek, delillerin toplanmasını, sorumluların belirlenmesini ve soruşturmaların makul sürede tamamlanmasını talep etti.

Deprem davalarında ceza adaletinin eşit uygulanması talebi

Platform, Kahramanmaraş'ta 124 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Sitesi G Blok davasını da gündeme getirdi. Açıklamada, müteahhide 17 yıl 4 ay hapis cezası verilirken aynı dosyada yargılanan dönemin belediye İmar İşleri Müdürü ve müdür yardımcısına verilen sekizer yıllık hapis cezalarının “iyi hâl indirimi” uygulanarak 6 yıl 8'er aya düşürüldüğü belirtildi.

Penta Park Sitesi davasında da yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan bir müteahhide “iyi hâl indirimi” uygulandığı ifade edildi.

Platform, takdiri indirim nedenlerinin otomatik bir uygulamaya dönüşmemesi ve her dosyada somut, denetlenebilir ve gerekçeli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Firari deprem sanıkları için çağrı

Açıklamada, Adıyaman'da 83 kişinin hayatını kaybettiği Üzümkent Sitesi davasının müteahhidi hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına rağmen sanığın aylardır bulunamadığı belirtildi. Kahramanmaraş'taki Palmiye Sitesi davasında hapis cezası alan müteahhidin de uzun süredir firari olduğu ifade edildi.

Platform, hakkında yakalama kararı bulunan sanıkların bulunarak yargı önüne çıkarılması için etkili tedbirlerin gecikmeden alınmasını istedi.

“İmar Barışı” uygulamasının deprem davalarındaki etkisi araştırılsın

Platform, Malatya'da 31 kişinin hayatını kaybettiği Trend Garden Rezidans dosyasına da dikkat çekti. Açıklamada, yapının “İmar Barışı” kapsamında 12 daireden 42 daireye çıkarıldığının ortaya çıktığı belirtildi.

Aileler, yalnızca binanın son durumundan sorumlu kişilerin değil, yapı güvenliğini etkileyen değişikliklerin hangi idari ve hukuki süreçler sonucunda mümkün hale geldiğinin de araştırılması gerektiğini savundu.

Deprem davalarında “olası kast” tartışması

Adana'da 96 kişinin hayatını kaybettiği Alpargün Apartmanı dosyasında yerel mahkemenin “olası kastla öldürme” suçundan 62 kez müebbet ve 865 yıl hapis cezası verdiği, kararın kanun yolu incelemesine taşındığı aktarıldı.

Platform, deprem davalarında suç vasfının somut delillere göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, sanığın yapının taşıdığı riski bildiğini ve buna rağmen davranışını sürdürdüğünü ortaya koyan deliller bulunması halinde “olası kast” ihtimalinin etkili biçimde araştırılması gerektiği belirtildi.

Aynı sanığın birden fazla deprem dosyasında yargılandığı durumlarda ise farklı dosyalar arasındaki bağlantıların, tekrar eden eylem ve ihmallerin ve sanığın risklere ilişkin bilgi düzeyinin de değerlendirilmesi istendi.

“Sorumluluk yalnızca müteahhitlerle sınırlı değil”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 6 Şubat depremleri sonrasında yürütülen soruşturmalarda sorumluluk zincirinin bütününün yeterince araştırılmadığını savundu.

Açıklamada; projelendirme, ruhsatlandırma, yapı denetimi, yapı kullanma izinleri, tadilatlar, risk tespiti ve güçlendirme süreçlerinde farklı kişi ve kamu kurumlarının görev ve sorumluluklarının bulunduğuna dikkat çekildi.

Platforma göre etkili soruşturma yalnızca binayı inşa eden kişilerle sınırlı tutulmamalı; yapının güvenliğiyle ilgili denetim ve karar zincirinin tamamını kapsamalı.

Kamu görevlilerinin sorumluluğu da araştırılsın

Açıklamada, Kahramanmaraş'taki Arıkan Sitesi hakkında hazırlanan bilirkişi raporuna da değinildi. Raporda, AFAD'ın risk azaltma planında bölgedeki risklerin ortaya konulduğu ve kamu kurumlarının sorumluluğunun tartışıldığı belirtildi.

Platform, bilirkişi raporlarında kamu görevlilerinin kusur veya sorumluluğuna ilişkin tespitler bulunması halinde bunların etkili soruşturmalara konu edilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca kamu görevlileri hakkında uygulanan soruşturma izni mekanizmasının soruşturmaları geciktiren veya engelleyen bir uygulamaya dönüşmemesi gerektiği kaydedildi.

Kamu binalarındaki ölümler için de hesap sorulması istendi

Platform, 6 Şubat depremlerinde hastane, okul, yurt ve diğer kamu hizmet binalarının da yıkıldığına dikkat çekti.

Açıklamada, Hatay'da ölümlerin yaşandığı üç devlet ve iki özel hastanenin yıkıldığı belirtilirken, 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi dosyasında iddianamenin hâlâ hazırlanmadığı ifade edildi.

68 kişinin hayatını kaybettiği Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası konusunda ise eski başhekimler ve il sağlık müdürleri hakkında soruşturma izni verilmediği belirtildi.

Platform ayrıca 13 kişinin yaşamını yitirdiği bir kız öğrenci yurdu dosyasında, binanın daha önce “depreme dayanıklı” olarak değerlendirilmesine ilişkin raporu hazırlayan mühendisin ilk derece mahkemesinde beraat ettiğini, ancak Yargıtay'ın bu beraat kararını bozduğunu aktardı.

Usul hatalarının davaları yıllarca uzatmasına tepki

Aileler, deprem davalarında yalnızca soruşturma sürelerinin değil, yargılama sırasında yaşanan usul sorunlarının da adalet sürecini uzattığını belirtti.

69 kişinin hayatını kaybettiği bir dosyada Bölge Adliye Mahkemesi'nin duruşma açmadan ve bilirkişi raporundaki imzalara ilişkin itirazları yeterince araştırmadan verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulduğu aktarıldı. Bunun sonucunda üç buçuk yılı aşkın süredir devam eden davanın yeniden görülmeye başlandığı belirtildi.

Adalet Peşinde Aileleri Platformu'nun 5 acil talebi

Platform, yeni adli yılda yetkili makamlar ve yargı organlarından beş temel konuda adım atılmasını istedi:

  1. Etkili ve zamanında soruşturma: Bekleyen soruşturmaların tamamlanması, delillerin gecikmeden toplanması ve yeterli şüphe bulunan dosyalarda iddianamelerin hazırlanması.
  2. Bütün sorumluluk zincirinin araştırılması: Soruşturmaların yalnızca müteahhitlerle sınırlandırılmaması; projelendirme, ruhsatlandırma, yapı denetimi, kullanım izni, risk tespiti ve güçlendirme süreçlerinde sorumluluğu bulunan kişi ve kamu görevlilerinin de araştırılması.
  3. Bağımsız, tarafsız ve bilimsel bilirkişilik: Bilirkişi raporlarının bilimsel verilere dayanması, denetlenebilir olması ve sorumluluk zincirinin tamamını kapsaması.
  4. Suç vasfının bütün deliller değerlendirilerek belirlenmesi: Olası kasta ilişkin unsurlar bulunan dosyalarda bu ihtimalin araştırılması ve aynı sanığın birden fazla deprem dosyasında yargılandığı durumlarda dosyalar arasındaki bağlantıların değerlendirilmesi.
  5. Makul sürede ve usule uygun yargılama: Firari sanıkların yakalanması, eksik evrak ve bilirkişi gecikmelerinin önlenmesi, usul hatalarının davaları yıllarca uzatmasının önüne geçilmesi.

“Adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz”

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, açıklamasının sonunda yalnızca tek tek sanıkların cezalandırılmasını değil, 6 Şubat depremlerinde on binlerce insanın neden hayatını kaybettiğinin ve bu ölümleri önlemekle yükümlü kişi ve kurumların sorumluluklarının ortaya çıkarılmasını istediklerini bildirdi.

Platform, hukukun üstünlüğünün yalnızca bir söylem olmadığını belirterek, deprem soruşturmalarının, bilirkişi incelemelerinin, kamu görevlilerinin sorumluluğunun ve yargılama süreçlerinin etkili biçimde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklama, “Geç gelen adalet, adalet değildir” ifadesiyle sona ererken, sorumluluğu bulunanların eylem ve ihmallerinin bağımsız ve etkili bir yargı sürecinde araştırılması talebi yinelendi.