Berlin’de Die Linke’nin yüzde 25,7 ile birinci parti olması ve SPD’nin yüzde 12,1’e gerilemesi Almanya siyasetinde yeni tartışmaları beraberinde getirirken, SPD Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, seçim sonuçlarının demokratik partiler açısından önemli mesajlar içerdiğini söyledi. Karaahmetoğlu, Die Linke’nin Türkiye kökenli lideri Elif Eralp’in başarısı için “Bir sosyal demokrat olarak onu kıskanıyorum, Türk ve göçmen kökenli biri olarak ise gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Almanya’da 20 Eylül 2026’da gerçekleştirilen Berlin Eyalet Parlamentosu seçimleri ile Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimleri, siyasi dengelerde dikkat çekici değişimlere sahne oldu.
Berlin’de Die Linke yüzde 25,7 oyla ilk sırada yer alırken CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3 ve SPD yüzde 12,1 oy aldı. Böylece SPD, Berlin’deki eyalet parlamentosu seçimlerinde tarihinin en düşük sonuçlarından birini elde etti.
Mecklenburg-Vorpommern’de ise AfD yüzde 38,2 ile ilk sırada yer alırken SPD yüzde 35,5 oy aldı. Die Linke yüzde 6,5, Yeşiller yüzde 5,7 oranında kaldı. CDU ise yüzde 4,9 ile yüzde 5 seçim barajını aşamayarak parlamentoya giremedi.
Karaahmetoğlu: “Eralp’in başarısıyla gurur duyuyorum”
Seçim sonuçlarını değerlendiren SPD Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, özellikle Berlin’de Die Linke’nin Türkiye kökenli siyasetçi Elif Eralp öncülüğünde elde ettiği sonuca dikkat çekti.
Karaahmetoğlu, Eralp’in başarısını sosyal demokrat kimliğiyle farklı, Türkiye ve göçmen kökeni açısından ise farklı bir perspektiften değerlendirdi.
“Bir sosyal demokrat olarak Elif Eralp’in başarısını elbette kıskanıyorum. Ama Türk ve göçmen kökenli biri olarak onunla gurur duyuyorum” diyen Karaahmetoğlu, Eralp’in seçim kampanyasının göçmen kökenli insanların Alman siyasetindeki temsili açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti.
Karaahmetoğlu, Eralp’in başarısına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Eralp’in başarısında ayrıca önemli bir mesaj görüyorum: Seçim kazanmak için sağa göz kırpmak, göçmenleri hedefe koymak ya da göç üzerinden korku üretmek gerekmiyor. Kendi kimliğinden geri adım atmadan insanların gerçek sorunlarını merkeze aldı ve geniş kesimlere ulaşabildi.”
Almanya’da göç geçmişine sahip insanların siyasetin en üst kademelerinde daha görünür hale gelmesinin ülkenin toplumsal dönüşümü açısından önemli olduğunu belirten Karaahmetoğlu, Eralp’in elde ettiği sonucun bu açıdan da anlam taşıdığını söyledi.
“AfD’nin yükselişi yalnızca protesto oyuyla açıklanamaz”
Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinde AfD’nin yüzde 38,2 ile birinci parti olmasına da değinen Karaahmetoğlu, demokratik partilerin seçmenin neden farklı siyasi tercihlere yöneldiğini daha kapsamlı biçimde ele alması gerektiğini belirtti.
Karaahmetoğlu, “AfD’nin ulaştığı oy oranlarını küçümsemek de seçmenin öfkesini taklit etmek de çözüm değil. Demokratik siyasetin yeniden güven üretmesi gerekiyor” dedi.
AfD’ye verilen oyların tamamını yalnızca “protesto oyu” olarak değerlendirmenin artık yeterli olmadığını savunan Karaahmetoğlu, yüksek oy oranlarının siyasetin dikkate alması gereken kalıcı bir toplumsal zemine işaret ettiğini söyledi.
“Bir siyasi hareket bir eyalette neredeyse her on seçmenden dördünün oyunu alıyorsa, karşımızda yalnızca geçici bir protestodan ibaret olmayan ciddi bir siyasi gerçeklik vardır” diyen Karaahmetoğlu, demokratik partilerin öncelikle seçmenle aralarındaki mesafenin neden büyüdüğünü sorgulaması gerektiğini ifade etti.
“Önce kendimize neden insanları kaybettiğimizi sormalıyız”
Karaahmetoğlu’na göre demokratik partilerin tartışmayı yalnızca “AfD nasıl durdurulacak?” sorusuna indirgememesi gerekiyor.
Karaahmetoğlu, çalışanlar, emekliler, aileler, gençler ve kırsal bölgelerde yaşayan insanların gündelik sorunlarına ilişkin beklentilerin demokratik partiler tarafından yeterince karşılanıp karşılanmadığının sorgulanması gerektiğini belirtti.
Devletin sorun çözme kapasitesine yönelik güvenin de önemli olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, insanların öfkelerini neden giderek daha güçlü biçimde sistem karşıtı siyasi tercihlerle ifade ettiğinin anlaşılması gerektiğini söyledi.
“SPD yeniden insanların hayatında karşılık bulmalı”
Berlin seçimlerinin SPD açısından önemli bir mesaj içerdiğini belirten Karaahmetoğlu, sosyal demokrasinin yeniden somut sorunlara çözüm üreten bir siyaset ortaya koyması gerektiğini dile getirdi.
Karaahmetoğlu, çalışanların emeklerinin karşılığını alabildiğini hissetmesi, ailelerin barınma ve çocuklarının geleceği konusunda daha az kaygı yaşaması ve emeklilerin ekonomik geleceklerine güvenle bakabilmesi gerektiğini söyledi.
Devlet kurumlarının vatandaşların karşısına geciken veya ulaşılması zor yapılar olarak değil, sorun çözen kurumlar olarak çıkmasının önemine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “İnsanlara yalnızca neye karşı olduğumuzu değil, neyi değiştireceğimizi de göstermek zorundayız” dedi.
“AfD’nin dilini taklit etmek çözüm değil”
Karaahmetoğlu, AfD’nin yükselişine karşı demokratik partilerin AfD’nin siyasi söylemini taklit etmemesi gerektiğini de savundu.
“AfD’nin dilini kopyalamak” yerine demokratik siyasetin kendi güvenilirliğini yeniden güçlendirmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, bunun iki temel ayağı olduğunu söyledi.
Bunlardan ilkinin insanların günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı sorunlara somut çözümler üretmek, ikincisinin ise AfD’nin demokratik kurumlara, siyasi sisteme ve toplumsal birlikteliğe yönelik tutumunun sonuçlarını açık biçimde anlatmak olduğunu ifade etti.
Karaahmetoğlu, “AfD’nin güçlendiği zemini ancak demokratik siyasetin kendi güvenilirliğini yeniden güçlendirmesiyle daraltabiliriz” dedi.
SPD’li siyasetçi, bu tartışmada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye ve sosyal demokrasinin geleceğine ilişkin tartışmalara katkı sunmaya devam edeceğini belirtti.






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!