BURSA (AA) - Bursa'nın Gürsu ilçesinde, avukat Hatice Kocaefe'nin bir araçtan silahla ateş edilerek öldürülmesi, ablasının da yaralanmasına ilişkin 3'ü tutuklu 7 sanığın yargılanmasına başlandı.

Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Hakkı Çetin, Ali Çetin ve Serkan Sakin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Tutuksuz sanıklar Esra Ü., Hakan S., Salih U. ve Volkan A. ile olayda hayatını kaybeden Kocaefe'nin yakınları, Türkiye Barolar Birliği yönetimi, bazı barolar ve baroların Avukat Hakları Merkezleri temsilcileri, taraf avukatları ile çok sayıda avukat duruşma salonunda hazır bulundu.

Savunmasını yapan Hakkı Çetin, olayda yaralanan Elif Çalışkan ile aralarındaki meselenin ticaret değil "iyilik" olduğunu ileri sürdü.

Çalışkan'a 5 milyon liralık hatır çeki verdiğini, sonrasında aralarında yine bazı çek alışverişleri olduğunu aktaran Çetin, Çalışkan yüzünden mağduriyet yaşadığını iddia etti.

Çetin, yüksek tansiyon hastası olduğunu, olay günü Çalışkan'ı görünce ateş etmeye başladığını belirterek, "Bana yaptıkları aklıma gelince kendimi tutamadım. Hatice Hanım'ı görmedim." dedi.

Olayın ardından oğlunu arayıp kendisini bahçeden almasını istediğini aktaran sanık Çetin, "Sonra telefonu attım. Serkan'ı gördüm Allah tarafından. Beni bırakmasını istedim." diye konuştu.

Kendisine bir olaya karıştığını, oğlunu yalnız bırakmamasını söyleyerek yanından ayrıldığını dile getiren Çetin, sanık Serkan Sakin'in olaydan haberi olmadığını ileri sürdü.

Çetin, bahçelerle oğlunun ilgilendiğini, ikisinin de tutuklu olduklarını, 40 bin meyve ağacının bakımsız kaldığını anlattı.

Sanığın oğlu Ali Çetin ise olay günü babasıyla işle ilgili görüştüklerini, sonrasında eve gidip yattığını anlattı.

Saat 17.00 gibi babasının kendisini arayarak bahçeden almasını istediğini aktaran Ali Çetin, bahçeye gittiğinde kendisini bulamadığını ve oradan ayrıldığını ifade etti.

Ali Çetin, daha sonra Serkan Sakin'in kendisini aradığını, bir alışveriş merkezinde buluştuklarını dile getirerek, olayı ondan öğrendiğini ileri sürdü.

Duruşmada diğer tutuklu sanık Serkan Sakin ile tutuksuz sanıklar da savunmalarını yaptı.

- "Gözümüz gibi baktığımız kardeşimi vahşice kaybettik"

Müşteki Elif Çalışkan, sanıklarla aralarında hatır çeklerinin olduğunu ancak yaptıkları görüşmelerde kendisinin alacaklı olduğu konusunda mutabık kaldıklarını anlattı.

Kendisine ödeme yapılmadığını belirten Çalışkan, görüşmeye gittiğinde masada silah bulunduğunu, Hakkı Çetin'in kendisine, "Esra'yla Ali'yi icraya verirsen seni öldürürüm", "Malın mülkün seni kurtarmaya yetmez" diye tehditlerde bulunduğunu ifade etti.

Çalışkan, bunun üzerine kardeşine icrayı başlatmasını söylediğini aktararak, "Olay günü siyah bir araçtan Hakkı Çetin’in ateş ettiğini gördüm. Gül gibi, nakış gibi işlediğimiz, gözümüz gibi baktığımız kardeşimi vahşice kaybettik. Herkesten şikayetçiyim." dedi.

Baba Rahmi Kocaefe, günde 4-5 saat ağladığını anlatarak, sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade etti.

Anne Bahtinur Kocaefe, olay günü iş yerindeyken silah sesleri duyunca pencereye doğru koştuğunu belirterek, "Baktım, yavrularımı yerde gördüm. Bir dakika önce yanımdaydılar. Bir kızım kıl payı kurtuldu, doktorlar öyle demişler. Diğer kızımı kaybettim." dedi.

Kocaefe, evladının iyi bir eğitim alması için hasret kalarak yurt dışına yolladıklarını belirterek, sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

Tanıkları ve avukatları dinleyen mahkeme heyeti, Türkiye Barolar Birliğinin katılma talebini kabul etti.

Heyet, sanıkların tutukluluk ve adli kontrol hallerinin devamına karar vererek eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

- "Hatice Kocaefe'nin katillerinin en ağır şekilde cezalandırılmasının takipçisi olacağız"

Duruşma öncesinde adliye önündeki basın açıklamasında konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, bu yıl 2 meslektaşının silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini söyledi.

Sağkan, avukata yönelik saldırıların son bulması için burada bulunduklarını belirterek, Kocaefe'yi hayattan koparanların en ağır şekilde cezalandırılmasını istediklerini kaydetti.

Artık bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini anlatan Sağkan, şöyle devam etti:

"Artık tek bir meslektaşımızın bile burnunun kanamasına dahi tahammülümüz yok. Avukata dönük şiddetin önlenmesi için sunduğumuz bütüncül politikalara dair adımların derhal atılması gerekmektedir. Bugün burada olduğu gibi Türkiye'de 81 ilimizin tüm baroları, 210 bin meslektaşımızın aileleriyle birlikte beklentisi budur. 210 bin meslektaşımız ve 81 baro, Hatice Kocaefe'nin katillerinin en ağır şekilde cezalandırılmasının takipçisi olacaklardır."

Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun da bir meslektaşlarının öldürülmesinin ardından adliye önünde toplanmanın, onun yokluğunda adalet istemenin, "Avukat yalnız değildir, savunma sahipsiz değildir" demek zorunda kalmanın derin üzüntüsü ve öfkesi içinde olduklarını söyledi.

Avukat Hatice Kocaefe'yi unutmayacaklarını ve bu davanın takipçisi olacaklarının altını çizen Öztosun, şunları kaydetti:

"Faillerin hak ettikleri en ağır cezayı almaları için yargılamanın sonuna kadar burada olacağız. Meslektaşlarımızın yaşam hakkını ve savunmanın bağımsızlığını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu dava yalnızca kaybettiğimiz bir meslektaşın davası değildir. Bu dava savunmanın davasıdır. Bu dava adaletin davasıdır. Bu dava hukuk devletinin davasıdır. Duruşmaya katılan Türkiye Barolar Birliği yönetimine, barolara ve meslektaşlarımıza dayanışmaları için teşekkür ediyoruz. Mesleğimizi can güvenliği içinde icra edene, savunmaya yönelik saldırılar son bulana, avukatın müvekkiliyle özdeşleştirilmesine son verilene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."

- Olay

Gürsu ilçesine bağlı Ağaköy Mahallesi'nde, 29 Nisan'da 16 AGB 45 plakalı araçtan ateş edilmesi sonucu avukat Hatice Kocaefe (28) ölmüş, ablası Elif Çalışkan (40) yaralanmıştı.

Olayın ardından 7 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan Hakkı Çetin "kasten öldürme" ve "kasten öldürmeye teşebbüs", Ali Çetin ve Esra Ü. "suça azmettirme", Serkan Sakin "suçluya yardım etme", Hakan S. ise "suçluyu kayırma" suçlarından tutuklanırken, Volkan A. ile Salih U. adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında Esra Ü. ve Hakan S.'nin de tutuksuz yargılanmasına karar verilmişti.