İstanbul'un tarihi tiyatro sahnelerinden Muammer Karaca Tiyatrosu, 14 yıl aradan sonra yeniden seyirciyle buluştu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Miras ve İBB Kültür işbirliğinde kapsamlı bir restorasyon gerçekleştirildi.
Beyoğlu'ndaki tarihi tiyatronun yeniden açılışı kapsamında özel bir program düzenlendi. Erol Babaoğlu ve Şebnem Sönmez'in sunumuyla "Deli Dumrul" ve "Keşanlı Ali Destanı" performansları sahnelendi. Ayrıca, grafik tasarımcı ve afiş sanatçısı Mengü Ertel'in tiyatroya adanan çalışmalarından oluşan sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, açılış programında bir konuşma yaptı. 2012'de kapanan tiyatronun yeniden seyirciyle buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Aslan, yapının çok güzel olduğunu belirtti ve restorasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
Bir yapıdan üç yapı kazanabilme ihtimali oldu
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, restorasyon sırasında yapının geçmişine ilişkin yeni detayların ortaya çıktığını anlattı. Çalışmalara başladıklarında binanın altındaki Fransız Mahkemesi binasının kalıntılarının yapının içinde bulunduğunu bilmediklerini söyleyen Polat, "Alt tarafta Fransız Mahkemesi binasını keşfedince onun tekrar tonozlarından bir yapı elde ettik. Önümüzde birdenbire bir yapıdan üç yapı kazanabilme ihtimali oldu." ifadelerini kullandı.
Polat, restorasyon sırasında yapının statik ihtiyaçlarının da yeniden ele alındığını aktardı. "Karşımızdaki büyük neoklasik yapıya ağırlığı taşıtmamak için yapının içine bir çelik yapı yaptık. Alttaki yapıya da ağırlığı taşıtmamak için karşı ayaklara ve onu serbest bırakan bir düzleme geçirdik." diye konuştu.
Tiyatronun restorasyon sürecinin 2019'da başladığını belirten Polat, çalışmalar sırasında yapının farklı bölümlerinin keşfedilerek projenin yeniden ele alındığı bilgisini verdi. Restorasyonun ardından tiyatronun sahnesinin arkasında Boğaz manzarasının da görülebileceğine işaret eden Mahir Polat, "Sahnenin perdesi açıldığında Boğaz manzaralı bir arka planı var. Belki bir gün öyle bir oyun oynanırsa bir taraftan boğazı, bir taraftan da oyunu seyredebiliriz." dedi.
Restorasyon kapsamında bina çelik konstrüksiyonla güçlendirildi. Tarihi yapının karakteri korunarak kültür sanat etkinliklerine uygun yeni kullanım alanları oluşturuldu. Yaklaşık 300 kişilik tiyatro salonuyla hizmet verecek yapı, Tiyatroevi ve çok amaçlı kültür mekanı olarak da kullanılacak. Ayrıca, 19. yüzyıla ait bir Fransız mahkemesi kalıntısı da ortaya çıkarıldı ve bu kalıntılarla yeni bir kullanım alanı oluşturuldu.
Muammer Karaca Tiyatrosu'nun yeni döneminde tiyatro gösterilerinin yanı sıra farklı kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması ve bağımsız tiyatrocular için bir buluşma alanı oluşturması planlanıyor.
Muammer Karaca Tiyatrosu 1955'te perdelerini açtı
Muammer Karaca'nın yerleşik ve düzenli bir tiyatro kurma amacıyla temellerini attığı tiyatro, 1955 yılının mart ayında açıldı. Yapının mimarlığını sanatçının yeğeni Perran Doğancı üstlendi.
Tiyatronun ilk oyunu, Karaca'nın yanı sıra Adile Naşit, Gülriz Sururi, Renan Fosforoğlu ve Selim Naşit Özcan'ın rol aldığı üç perdelik "Etnan Bey Duymasın" oldu.
Yıllar içinde Gülriz Sururi, Adile Naşit, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Şükran Güngör, Kamran Yüce, Sadri Alışık, Cahit Irgat, Münir Özkul ve Genco Erkal'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı tiyatronun sahnesinde yer aldı.
Haldun Taner'in "Keşanlı Ali Destanı" da ilk kez bu sahnede seyirciyle buluştu. "Cibali Karakolu" oyunu ise 16 yıl boyunca sahnelenerek tiyatronun tarihindeki uzun soluklu yapımlardan biri oldu.
Deprem riski nedeniyle 2012'de kapatılan tiyatro, yaklaşık 14 yıl boyunca faaliyetlerine ara verdi.
Muammer Karaca kimdir?
Muammer Karaca, 8 Kasım 1906'da İstanbul'da doğdu. Veterinerlik öğrenimini yarıda bırakarak tiyatroya yönelen Karaca, 1923'te Sahir Opereti'nde sahneye çıktı. 1924'te Darülbedayi'ye giren sanatçı, 1942'ye kadar burada çalıştı.
Bu dönemde Nazım Hikmet'in "Kafatası" ve "Bir Ölü Evi", Henrik Ibsen'in "Peer Gynt", Rey kardeşlerin "Lüküs Hayat" ve "Deli Dolu", Gogol'un "Müfettiş" ve Johann Strauss'un "Yarasa" adlı eserlerinin de aralarında bulunduğu oyun ve operetlerde rol aldı.
Ses Opereti'nde 1945'te çalışan Karaca, daha sonra 1955'te Beyoğlu'nda Karaca Tiyatrosu'nu kurdu ve aynı yıl sahnelediği "Cibali Karakolu" ile geniş kitlelerce tanındı.
Karaca, tiyatro çalışmalarının yanı sıra sinemada da rol aldı. 1933'te "Karım Beni Aldatırsa" filmiyle sinemaya geçen sanatçı, "Leblebici Horhor Ağa", "Aynaroz Kadısı", "Bir Kavuk Devrildi", "Akasya Palas" ve "İstanbul Yıldızları"nın da aralarında bulunduğu filmlerde oynadı.
Sanatçı, 28 Nisan 1978'de İstanbul'da hayatını kaybetti.














Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!