Gazetecilikte bir kural vardır: ‘’Köpeğin insanı ısırması haber sayılmaz, insan köpeği ısırırsa haberdir!’’ Bugünkü Türkiye’de, medyanın yüzde doksan beşi; köpeğin insanı ısırmasını bile yazamıyorlar. Tek kişiyi hoşnut etmek için, doksan beşi birden, tek başlık atıp, Reis için methiyeler dizerken, muhalefet için akıllara ziyan, her türlü yalanı, olmayanı olmuş gibi yazmaya utanmıyorlar. Dün tarafsız kanallarda çalıştıklarında, ay başını zor getirirken üç milyon dolarlık villalara, Gülen’i tanrıdan daha üstün saydıkları için sahip oldular. İktidar savaşında Erdoğan galip galipte,  Fetullah Hocaefendi , FETÖ olunca,  onun dinsiz, hain biri diye   hakarette yarış etmeye yöneldiler. Yarın göreceksiniz Erdoğan koltuğundan inince,  aynı saldırıyı ona yapacaklar. Gazeteci; sağcı, solcu, dindar, ateist, olabilir. Haberi inancına, sınıfına göre değil, gerçeği, yazarsa gerçek gazeteci sayılır. Gazeteci, kalemini asla satmaz Kalemini satan; mesleki ahlakını-giderek-kişiliğini de satar. Bir zamanlar dini, çıkarlarına araç olarak kullanarak kıble yapanları yanında, cinsel açlıklarını gidermek isteyen kapılarını kapatan tanımıştı Türkiye. Aslında, Sedat Peker’in ortaya saçtığı yolsuzlukları, hırsızlıkları, kanunsuzlukları yazan gerçek gazeteciler; kanıtlı, belgeli kitaplar yazdılar, TV’lerde anlattılar. Ama o gerçek gazeteciler, yargıya yamanan partili sözde savcı ve hakimlerce tutuklanarak, özgürlükleri ellerinden alınmış, aileleri açlığa terkedilmişlerdi. AKP devri iktidarında, İktidarın hizmetinde bir Medya oluşturulmasını; Erdoğan’ın emriyle Mehmet başlatmıştı. alımı için: ‘’Dediği için başbakandan nasıl fırça yediğini anlatan Diyerek ahlaksızca ettiği küfrü yine dürüst gazeteciler kamuoyuna açıkladılar. Bu skandal başka ülkelerde olsa,  AKP dibe çakılırdı. Ama AKP oyunu artırdı! verdiklerinin milyon katını devlet ihaleleriyle alarak oldular. Olmaya da devam etmekteler… Sabah, ATV ve diğer yandaş medyayı oluşturan yeminli militanlığını sürdürürken, Berat Albayrak saf dışı edilince üç maymunu oynamayı seçtiler. Medyanın yüzde doksan beşini oluşturan medya, gerçek haber yerine, gerçekleri karartma işlevini sürdürürkenmedyasına da gibi Atatürk ve Laik Cumhuriyet düşmanlarını sansürcü göreviyle yerleştirdiler. Ana akım Medyası, iktidarın baskısı ile gerçek gazetecileri gazeteden atması bile iktidarı tatmin etmediği için, AKP Milletvekilinin Sedat Peker’e ricası ile Hürriyet gazetesi basılmış, Ahmet Hakan’ın kaburgası kırılmıştı. Sedat Peker’in videolarını yüz on milyon kişinin izlendiği gerçeğini görmek zorundayız. Bazıları onun can havliyle yaptığını, inanılmaması gerektiğini söylerken bir gerçeği unutuyorlar. Elbette, Sedat Peker sütten çıkmış ak kaşık değil. FETÖ’nün belgelerle ortaya döktükleri yolsuzluklar, rüşvetler dört bakanın görevlerini bırakmak zorunda kalmalarıyla kanıtlanmıştı. Hatta 1 Haziran seçimlerinde AKP iktidardan düşürülerek Erdoğan cezalandırılmıştı. Bu konuda muhalefet pasif kalarak Erdoğan’ın tekrar kazanmasına seyirci kaldılar. Sedat Peker hem Erdoğan’ın bilgisi hem de Süleyman Soylu’nun desteğini alarak dokunulmazlık almış, bazı iç çekişmeler nedeniyle Erdoğan’ın bilgisi, Soylu’nun geri dönüş garantisiyle yurtdışına gönderilmişti. Hükümette Çakıcıdan daha güçlü, daha ağırlıklı idi. İlk videodan sonra yirmi günden fazla süre geçmesine rağmen Erdoğan’dan çıt çıkmayınca yandaş medya tek satır dahi yazamadılar. Soylu, Haber Türk TV’ye Erdoğan’ı tehdit etmek için çıkmıştı. Orada 17-25 Aralık yolsuzluklarının doğru olduğunu söyledi. Bahçeli, Erdoğan’dan önce Soylu ’ya sahip çıkarak restini çekiverdi. Erdoğan, resti görmek yerine, korktuğu kişilere karşı boyun eğmek zorunda kaldığı gibi yaptı Boyun eğdi… Asrın Lideri ve medyası Al birine vur ötekine Ha unutuyorduk: yılın gazeteciliğini yaparak Emperyalizm düşmanı Canan Kaftancıoğlu’nu suçüstü yakaladı Kaftancıoğlu; İşte yandaş medya… Ört ki ölem…