Macaristan ve Sırbistan'ın da aynı çizgide ilerlediğini belirten NYT, Rusya karşıtı Polonya'nın da Türkiye gibi hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına ve basın özgürlüğüne zarar verdiğini kaydediyor.
Alman Marshall Fonu Brüksel Ofisi Direktörü Ian Lesser, Erdoğan'ın yeniden seçilmesinin “Batı'nın benzerlikleri giderek azalan müttefikleri ve stratejik ortaklarıyla nasıl ilişkiler kuracağıyla ilgili tartışmaları açacağını, Türkiye'nin bu tartışmalara dahil olacak tek ülke olmayacağını” kaydetti. Avrupa'nın bu ülkelerdeki demokratik muhalefete hitap etmenin yeni yollarını bulması ve toplumla daha iyi ilişki kurması gerekecek. Demokratik değerlerden ve hukukun üstünlüğünden sapmak, uzun zamandır duraksayan Avrupa Birliği üyeliği görüşmeleri açısından çok az ilerleme anlamına gelecek. İtalyan Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Direktörü Nathalie Tocci'ye göre Brüksel açısından bu durum, bir rahatlama anlamına geliyor çünkü demokratik muhalefetin seçimi kazanması durumunda Brüksel, Türkiye'nin AB üyeliği görüşmelerini daha ciddiye almak zorunda kalacaktı ve buna, gümrük ve vize anlaşmalarının revizyondan geçirilmesi de dahil olacaktı. Nathalie Tocci, Politico'da kaleme aldığı makalesinde, “Avrupa Birliği, Türkiye'nin otoriterliğini eleştirebilecek, aynı zamanda alaycı bir şekilde, arsızca çıkar ilişkileri arayışında olan bir liderle sadece çıkara dayalı bir ilişki kuracak” ifadelerine yer vermişti. Tocci, Erdoğan'ı otokrat olarak tanımlarken, Avrupa'nın “göç konusunda Erdoğan'la sevimsiz anlaşmalar müzakere etme konusunda başarılı olduğunu” kaydetti. Tocci'nin sözünü ettiği anlaşmalar, göçmen ve sığınmacıların Avrupa'ya akın etmesini önlemek için Türkiye'ye ödeme yapılmasını, böylelikle göçmen ve sığınmacıların Türkiye'de kalmasını sağlamıştı. Risk analizi firması Avrasya Grubu'ndan Türkiye uzmanı Emre Peker de şimdiye kadar önüne çıkan en büyük seçim engelini aştıktan sonra Erdoğan'ın ülke içinde daha da sertleşeceği, önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlerde muhalefetin büyük kentlerde elde ettiği başarıyı geri çevirmeye çalışacağını öngörüyor. Ekonomik zorlukların Erdoğan'ın uluslararası arenada daha dikkatli olması gerektiği anlamına geldiğini kaydeden Peker, yatırım ve yardım aradığı bu dönemde Erdoğan'ın “başarısız olmayı göze alamayacağını” söyledi. Türkiye'nin Amerika ve Avrupa Birliği'yle ilişkilerinin çıkara dayalı ve gergin olacağını öngören Peker, Erdoğan'ın Rusya konusunda Batı'nın yaptırımlarından kaçınmak isteyeceğini, bu yaptırımların Türk banka ve şirketlerinin Moskova'yla ticaret yapmasının önünde engel olduğunu kaydediyor ve “Ankara bu yıl büyük olasılıkla F-16 satışını sonuçlandırmak için İsveç'in NATO üyeliğini onaylayacak” şeklinde konuşuyor. Amerika'nın eski Savunma Bakanı Mark Esper da Finlandiya ziyareti sırasında Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine onay vermesinin daha iyi ilişkiler açısından kilit önem taşıdığını söyledi. Esper, Erdoğan'ın İsveç'e yakında onay vermemesi ve meselenin çözümünün NATO zirvesi sonrasına kalması durumunda “Enerjimizi kaybederiz ve korkarım o noktadan sonra mesele uzar gider. İsveç'in NATO'ya katılımı İsveç, Kuzey ülkeleri, NATO ve Amerika'nın güvenliği açısından önemli” ifadelerini kullandı. VOA tarafından geçilen “Erdoğan ülke içinde sertleşirken Washington'la daha iyi ilişki arayışına girebilir” haberinde ha-ber.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi yoktur. “Erdoğan ülke içinde sertleşirken Washington'la daha iyi ilişki arayışına girebilir” haberi web sayfamıza otomatik olarak VOA sitesinden geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan “Erdoğan ülke içinde sertleşirken Washington'la daha iyi ilişki arayışına girebilir” haberinin hukuki muhatabı haberi geçen web siteleri ve ajanslardır.“Erdoğan ülke içinde sertleşirken Washington'la daha iyi ilişki arayışına girebilir”
Ha-ber.com3 yıl önce3 dk okuma






Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…