Depremlerde çürük yapıların altında kalarak, maden göçüklerinde son nefesimizi vererek, sellerde boğularak, heyelanlarda toprağın altına gömülerek, otel ve fabrika yangınlarda yanarak, çığ düşmesiyle soluğumuz kesilerek, yollarda kurallara uymayan sürücülerin yanlışlarıyla, sokak kavgalarında bıçakla delik deşik edilerek, sahte rakıdan birdenbire yaşama veda ederek, hileli gıdadan yavaş yavaş sağlığımız bozularak, işyerlerinde nedeni belirlenmemiş patlamalarda, terör saldırılarında, caddede gezinti yaparken elektriğe çarpılarak, kumpir yiyerek, sokakta başımıza cam düşerek, karda donarak, durup dururken un ufak olan evimizin yıkıntılarında hep ölüyoruz. Ardımızdan “mekanımızın cennet olması” dileyen yöneticiler var sorumluluklarını unutarak. Ayrıca bu yöneticiler ailelerimize sabır, ölenlere Allah’tan rahmet dilemeyi de unutmuyorlar.