Alman filozof Friedrich Hegel aşkı, ''Gerçek Aşk, onunla birlikteyken bir bütün olmak değil, o yokken yarım kalabilmektir'' diye tanımlar. İngiliz filozof Samuel Bailey ise aşk için, “Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır" der.

Fransız realist yazar Stendhal, aşığının kalbinde kelebekler uçurtan bu muhteşem duyguyla ilgili "Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yasam neye yarar" görüşünde bulunarak aşkın yaşamı anlamlaştırdığını savunur. 18. yüzyıl Fransız yazarı Antoine Bret ise, aşkın hissettirdikleriyle yaptırdığı çılgınlıkları "Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur" diye yorumlayıp, aşkın kalplerde yarattığı coşkuyu ve aşk uğruna yapılanları en iyi tanımlayan yaklaşımlardan birinde bulunur. Bir yerde ‘aşkta mantık yoktur’ der. Kimilerine göre önemsiz, kimileri için ise yaşam amacı olan AŞK, kalbe girince mantık adeta seyahate çıkar. Aşkta belki zaman zaman mantıklı düşünülebilir ancak asla mantıklı davranılamaz. Duygular daima mantığı ezip geçer.