Ekrem İmamoğlu mapus değil, tutsak değil; o bir rehine. Çünkü bu ülkede artık hukukun değil, iktidarın dediği oluyor. Adalet terazisiyle değil, saray takvimiyle hüküm veriliyor. Ve bu durum sadece İmamoğlu’na özgü değil, onun şahsında milyonlara gözdağı veriliyor. Çünkü o bir kişi değil, bir fikirdir. Değişimdir, cesarettir, meydan okumadır.

İmamoğlu’na verilen cezalar, başlatılan soruşturmalar, açıklanan kararlar, hepsi aynı senaryonun parçaları. Dosya dosya biriktirilmiş niyetler, hukuki süreç kisvesiyle sahneye konuyor. Ama artık kimse inanmıyor. Hukukçuların bile yüzü kızarıyor bu tiyatroya. Zira mesele bir suç değil, mesele bir siyasi hesaplaşmadır. İktidarın elinde yargı bir sopa gibi sallanıyor. Ve bu sopa, İstanbul halkının iradesine vuruluyor.