Ortadoğu haritasını çizerken Türkiye'yi de bu işin mühendisleri arasına almak istedikleri gün gibi ortada.
Son yıllarda içinde bulunduğu durumdan çıkış yolları arayan Türkiye'deki yönetimin başının bunu fırsata çevirmek isteyeceği de ortada.
ABD; Türkiye’yi Suriye’den başladığı Ortadoğu'yu ele geçirme planının da kullanmakta kararlı.
Son yapılan; „Ben onu severim. Onun da beni sevdiğini bilirim. “yönünde yapılan açıklamalar tam da bunun kanıtıdır.
Çünkü; ABD, 19 Mart darbe girişiminin ardından tarihinin en büyük sosyoekonomik buhranını yaşayan Saray yönetiminin elinin mahkûm olduğunu çok iyi biliyor.
Ülkeyi Beştepe'deki sarayından tek başına yöneten; 23 yıldan bu yana, hiç olmadığı kadar zorda... 19 Marttan bu yana, halkın yükselen başkaldırısı ve direnişi ülkenin ana ve ara yönlerinde, her metrekaresinde, korkmadan, susmadan sürdürülüyor.
Bu cendereden nasıl çıkacağının hesabı içinde olan Saray; dış siyasette de bir kanal arayışında. Son bir hafta içerisinde ise tutunacak bir dal arayışında.
ABD ve İsrail görüşmelerine de yansıyan Ortadoğu denklemi yeni bir aşamaya geçiyor.
Saray’ın ülke üstündeki etkinliğini sürdürme güçlüğü, onu bu alanda da destek arayışına zorluyor.
Bir yandan DEM PARTİ ve İmralı üzerinde çalışırken, ABD’nin Ortadoğu planlarının uygulayıcılarından biri olmak görüntüsü vermesi de bundandır.
ABD ya da AB Saray'a can simidi olurlar mı?
Saray; küçük bir kan sülüğü azınlığı büyütürken halkın çok büyük bir kesiminin derin yoksulluk çukurunda olması evdeki hesabı çarşıya da uydurmaya yetecek mi?
Saray'ın ve küçük ortağının başları, muhalefeti yargı sopasıyla bastırmaya çalışmalarına karşı halkın güçlü başkaldırısı ve direnişi karşısında iki ellerinin arasında, neyi, nasıl yapmaları gerektiğinin hesabındalar.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…