Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir askerî deha değil; aynı zamanda bir düşünce ve uygarlık önderidir. O, savaş meydanlarında düşmanı yenerken, zihinlerdeki karanlığı da bilgiyle, bilimle, akılla fethetti. Kalemi ve kılıcı bir arada taşıdı; hem cephede savaştı, hem de milletin geleceğini çizen devrimleri yazdı. Atatürk, çağın çok ötesinde bir vizyona sahipti: Laik, halkçı ve ilerici bir cumhuriyet.

Mustafa Kemal’in askerî liderliği, Çanakkale’de parladı, Kurtuluş Savaşı’nda zirveye ulaştı. 1915’te Conkbayırı’nda, “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek genç bir subayken imparatorluğun kaderini değiştirdi. 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı Milli Mücadele ise, Anadolu’nun her köşesinde halkı uyandırdı. Amasya Genelgesi’nde “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek egemenliğin halkta olduğunu ilan etti.