Erkek egemen toplumlarda kadın olmak, çoğu zaman görünmez olmak demektir. Var olmanız için ya susmanız ya da bir başkasının gölgesine sığınmanız beklenir. Sesinizi yükselttiğinizde “fazla” olursunuz; hakkınızı aradığınızda “huysuz”, özgürlük istediğinizde “ayıplanacak” biri ilan edilirsiniz. Ama ne zaman anne olursunuz, işte o zaman yüceltilirsiniz.

Yılın sadece bir günü, Anneler Günü’nde çiçekler gönderilir, şiirler yazılır, gözyaşı dökülür. Sosyal medyada herkes “baş tacı” eder kadınları. Ama o kadın, anne olmadığı sürece çoğu zaman ya eksik ya da yok sayılır. Toplum, kadını ancak doğurduğunda hatırlar.