Adam kendini “ezilmişlerin şahı” ilan etti. Bu topraklarda sefalet içinde yaşayan, adalet diye yalvaran kitlelere umut gibi sunuldu. Oysa o, ezilenlerin umudu değil, onların üzerine basarak yükselen bir karanlığın habercisiydi. İhanetin, hırsızlığın ve çürümenin vücut bulmuş haliydi. Ve bugün hâlâ bir yıldız gibi parlamaya devam ediyor Ortadoğu’nun kirli göğünde. Çünkü yıldız olmak için ışık değil, sadece dikkat çekmek yetiyor bazen. Hele ki halkın hafızası unutuşla lanetlenmişse…