Beyaz, uzun, ütülü ve ağırdır o cübbe. Taşıyana bilgi vermez ama otorite verir. Giyen kendini kutsal hisseder, gören secdeye yatmasa bile biraz susar, biraz durur, biraz da korkar. Çünkü bu cübbe, cehaletin üniformasıdır. Ne kadar ağırsa, o kadar boş; ne kadar gösterişliyse, o kadar sığ. Biz sanırız ki ilim taşır içinde. Oysa sadece tekrar taşır. Asırlardır tekrar eden, toz tutmuş, eleştiriye kapalı bir ezberi.

Bugünlerde dine dair konuşan birinin cehaletinden rahatsız olmak, berberin sakal bırakmasından şikâyet etmek gibi. Ne yapsın adam? Bilirse yapamaz, sorgularsa söyleyemez, düşünürse kürsüden iner. O yüzden cehalet, bu meslekte adeta zorunlu hizmet. Nasıl ki pilot uçağın tüm panellerini öğrenmek zorundaysa, bu arkadaşlar da hiçbir şeyi öğrenmemek zorunda. Sistemin kuralı bu. Bilim öğrenen imam, bozuk para gibi tedavülden kalkar.