Ne büyük bir medeniyetiz ki, bin yıllık zeytin ağaçlarını kesip yerine maden sahası açıyoruz. Üstelik bunu bir “kalkınma hamlesi” diye pazarlıyoruz. Ne ileri görüşlüyüz ki, doğayı yok ederek geleceği inşa ettiğimizi zannediyoruz. Tebrikler! Artık bereketli Anadolu topraklarında zeytin değil, cehennem çukuru yetişiyor.

Hükümet yine şaşırtmadı. Ne zaman bir şey güzelse, yaşanabilirse, halka faydalıysa, hemen göz dikiyor. Gözünü topraktan, ağaçtan, sudan ayırmayan bir rant zihniyetiyle karşı karşıyayız. Doğa düşmanı değil, adeta doğa celladı olmuş bir yönetimle karşı karşıyayız. Zeytinlikleri maden şirketlerine peşkeş çekerken, bir yandan da utanmadan “yerli ve milli” diyebiliyorlar. Yerli olan zeytin, milli olan toprak ama dertleri ne yerli, ne milli. Dertleri sadece yandaşlara yer açmak.