%99’u Müslüman, %70’i muhafazakâr sağ partilere oy veriyor… Peki biri çıksa ve dese ki: “Gel Hristiyan ol, Avrupa Birliği vatandaşı yapalım seni, üstüne de 20 bin avro verelim.” Kaçı kabul eder?

Bu soru ilk bakışta provokatif görünebilir, ama aslında Türkiye toplumunun temel karakter özelliklerini sorgulatan, düşündürücü bir aynadır. Bu aynada görülen en belirgin çizgi ise şudur: Kişiliği gelişmeden, ahlaki olgunluğa erişmeden büyümüş, dindarlığı bir içsel inanç değil, korunma kalkanı ve çıkar aracı olarak kullanan geniş bir kitleyle karşı karşıyayız. Türkiye’de din, büyük ölçüde bir yaşam felsefesi değil, bir “toplumsal sigorta” gibi iş görür.