Otel sahiplerinin devleti var. Hastane zinciri patronlarının devleti var. Maden baronlarının devleti var. Tarikatların, cemaatlerin devleti var. Yandaş müteahhitlerin, özel okul sahiplerinin, medya baronlarının, banka yöneticilerinin devleti var. Hatta Atatürk’e düşman olanların bile devleti var.
Bugün Türkiye’de devlet, halk için değil; ayrıcalıklı bir azınlık için var. Devletin tüm yapısı – yasaları, bütçesi, kurumları ve karar mekanizmaları – güçlüden, zenginden, bağlantılı olandan yana işliyor. Halkın adı sadece seçim zamanlarında hatırlanıyor. O da birkaç vaatle kandırılıp oyunu almak için. Seçim bitince unutuluyor. Onun dışındaki her gün, halk için eziyet.
Otel sahibi istediği kıyıya, doğal sit alanına, halk plajına bile otel diker. Ruhsat bir günde çıkar.
Maden patronu, köyün ortasında dağı deler, ormanı keser, suyu kirletir. Tepki gösteren köylüye jandarma gönderilir.
Yetmezmiş gibi, devlet maden şirketinin arkasında saf tutar.
Köylünün ata yadigârı zeytinliklerini iş makineleriyle ezer, yüz yıllık ağaçları bir gecede keser.
Köylü, dedesinden kalan toprakları, ağaçları, suyu savunmak ister ama karşısında kendi devletini değil, maden şirketinin devletini bulur.
Çünkü bu devlet, köylünün değil; o maden patronunun devletidir.
Köylü devletsizdir!
Hastane zinciri sahibi, şehir hastaneleri üzerinden servet kazanırken; hastalar saatlerce bekler, doktorlar tehdit ve baskı altında çalışır.
Tarikatlar ve cemaatler devlet eliyle büyütülür, çocuklar onların yurtlarına teslim edilir. Denetim yoktur, hesap soran yoktur.
Özel okul sahipleri, eğitimdeki eşitsizliği daha da derinleştirirken devlet okulları öğretmensiz, bakımsız, kaderine terk edilir.
Yandaş müteahhit, milyarlık ihaleleri alır, yol yapar, köprü yapar; zarar ederse bile devletten garanti ödemesiyle kurtarılır.
Çünkü devlet onların yanında. Onlar için çalışıyor. Onlar için var.
Kendisine ait sandığı devlet, aslında ona ait değil.
Kendi yarattığı sistemi besleyen ama o sistemin nimetlerinden yararlanamayan bir halk var bugün.
Elektrik faturasındaki vergiyle, aldığı ekmekteki KDV ile, benzine gelen zamla, her gün devletin kasasına para akıtan halk, karşılığında sadece sıkıntı, yalnızlık ve umutsuzluk görüyor.
Bir sistem düşünün ki, halktan aldığı her kuruşu halka harcamıyor.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…