Son yıllarda nedense yurttaşlarımızın önemli bir bölümü, sürekli olarak ve her şeyden yakınmakta. Bu yakınmalar, zamanla derin bir umutsuzluğa dönüşmekte. Sürekli yakınarak hiçbir sorun çözülmez. Tersine sorunlar daha da büyütülür ve çözümü zorlaşır.

Yakınmayı yaşam biçimi durumuna getirmiş kişiler, ne yiyip içtiğini ne yaşadığı yeri ne de çalıştığı işi beğeniyor. Onun için doğru, içten, güvenilir insan yok ne yazık ki koca dünyada. Güvenip sırtını döneceği bir dostu, arkadaşı olmaz bu kişilerin. Her içtenliğin altında bir kötülük, bir çıkar arar. Bu güvensizlik anlayışı, ev ortamına da yansır. Bu tür kişiler; giderek eşlerine, çocuklarına, anne ve babasıyla diğer yakınlarına da güvenmez. Onun için her sevgi, bir çıkar içindir. Bu kişilerin aynı evi, yaşamı paylaştığı kişilerden yakınması sık duyulur bir şey. Aslında bu, bir zavallılık, olumsuzluklara teslimiyet, yaşam savaşımından vazgeçmek…