Atılay ve Ergül, doğup büyüdükleri, yaşamlarını sürdürdükleri Antalya’yı çok seviyorlardı. Dört mevsimi doya doya yaşıyorlardı bu güzel Akdeniz kentinde. Güz geldiğinde doğanın değişimini görmek için Torosların ululuğuna sığınırlar ailecek. Kışın, dağlara giderler fırsat buldukça kar yağışını görmek için. Baharda, doğanın olağanüstülüğüne tanıklık ederler yaptıkları kır gezilerinde.

Yaz geldiğinde içlerinde bin bir renkli çiçekler açar. Yakıcı, bunaltıcı sıcağın etkisinden kurtulmak için denize girerler kimi zamanlar. Ancak sıcak yaz günlerinde daha çok yaylaya giderler. Yayla günleri, onlar için doğayla iç içe olma fırsatı. Bin bir renkli çiçekleri görmeyi, uzaklardan çiçek ve ağaç kokularını taşıyan yelleri koklamayı, ağaçların olağanüstülüklerini izlemeyi, hayvanların yaşadıkları toprağa uyumlarını hayranlıkla izler iki çocuk.