Türkiye, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip, kültürel çeşitliliğiyle güçlü bir coğrafyada varlığını sürdüren bir ülkedir. Bu topraklarda, çağdaş bir cumhuriyetin temelleri akılla, bilimle, hukukla ve halk iradesiyle atıldı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu ilkelerin yerini din temelli söylemler, mezhepçi dayatmalar ve siyasi iktidarın dinsel propagandaları almış durumda. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı Cuma hutbeleri, artık sadece dini değil, siyasi bir içerikle sunuluyor. Devletin resmi ideolojisi, camilerde halka okunur hale geldi. Oysa Türkiye, Cuma hutbeleriyle yönetilemez; çünkü bu ülkenin sorunları duayla, nasihatle değil; liyakatle, şeffaflıkla, hesap verilebilirlikle çözülür.