“Biz niye kentleşemiyoruz? Kendimizi yaşadığımız kente niye aidiyet duymuyoruz?” sorularını herkesten sıkça işitiriz. Evet, kentlerde yaşayanlar, kendilerini niye yaşadıkları yere ait görmüyorlar?

İnsanın kendini, bir yere ait görmesi için onun yaşamında bazı geleneklerin oluşması gerek. Aslında kişiyi, yaşadığı yere bağlayan onun oradaki kökleri. Bu kökler de zaman içinde oluşur. İnsanın bir yere kök salması için oradaki yaşantısının geleneğe dönüşmesi gerekir. Bu da onun yaşam alanlarıyla ilişkili. Bir kentin içinde bir göçebe gibi sürekli ilçe, mahalle, sokak, ev değiştiren birinin yaşadığı yere aidiyet duyması epeyce zor. Çünkü böyle olunca yaşadığı yere kök salamıyor bir türlü kişi. Ayrıca sürekli yer değiştiren insan, kısa süreli yaşadığı yerlerde kalıcı dostluklar, arkadaşlıklar, komşuluk ilişkileri kuramıyor. Bu da onun oraya kök salmasının, aidiyet duymasının önündeki en büyük engel.