Zekât, İslâm’ın sosyal adalet ve dayanışma ilkesini hayata geçiren temel ibadetlerinden biridir. Kelime anlamı itibarıyla “artma, çoğalma ve arınma” mânâlarına gelen zekât, sadece malın belirli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermekle sınırlı bir ekonomik yükümlülük değil; aynı zamanda insanın kalbini cimrilikten arındıran, toplumsal dengeyi güçlendiren ve kardeşlik bağlarını pekiştiren bir kulluk bilincidir.
Zekât sayesinde servet belirli ellerde toplanmaz, toplumun zayıf kesimleri korunur ve bireyler arasında merhamet, sorumluluk ve güven duygusu gelişir. Bu yönüyle zekât, hem ferdî arınmayı hem de toplumsal huzuru hedefleyen ilahî bir düzenlemedir.