. Türk milleti her türlü nedenlerden ve etkilerden dolayı ne yazık ki “bilinçli yurttaş”, “kültürel ve entelektüel” düzeyi yüksek bireyler yetiştiremiyor.
. Toplumların nitelikli, sorgulayan, eleştiren, kültürel ve entelektüel düzeyi yüksek "bilinçli yurttaşlar" yetiştirememesi, raslantısal bir başarısızlık değildir.
. Tarihsel, yapısal ve sistematik süreçlerin ve etkenlerin bir sonucudur. Eleştirel aklın ve entelektüel derinliğin zayıfladığı, eğitimin niteliğini yitirdiği ve yurttaşlık bilincinin yerini “tebaacılık” ya da “ümmetçilik” reflekslerinin aldığı bir toplumsal iklimde, bu tablodan doğrudan ya da dolaylı “çıkar sağlayan” belirli odaklar, iç ve dış güçler öne çıkar.
. Bu durumun kimlerin veya hangi mekanizmaların çıkarına olduğunu birkaç temel başlık altında analiz edebiliriz:
1. Popülist Siyaset ve Denetimden Kaçan Yönetim Odakları
Siyasi iktidarlarını toplumsal kutuplaşma, “hamasi retorik” ve “rasyonel olmayan” vaatler üzerine kuran “popülist yapılar”, sorgulayan bireylerden hoşlanmazlar.
-Hesap Sorulabilirliğin Ortadan Kalkması: Bilinçli yurttaş; bütçenin nereye harcandığını, hukukun üstünlüğünü, liyakati ve kamu yararını sorgular. Entelektüel düzey düştükçe, seçmen davranışı akılcı verilerden ziyade “kimlik siyaseti” ve “duygusal manipülasyonlar” üzerinden şekillenir.
-Kolay Yönetilebilirlik: Sorgulama yetisini yitirmiş kitleler, “rıza üretiminin” en kolay sağlandığı topluluklardır.
Siyasi elitler için bu durum, hesap verme “zorunluluğu hissetmeden” gücü elde tutmanın en zahmetsiz yoludur.
2. Rant Odakları ve Sömürücü Ekonomik Yapılar
Nitelikli ve bilinçli insan gücünün yetişmemesi, ekonomik düzlemde de belirli kesimlerin işine gelir.
-Ucuz ve Örgütsüz İş Gücü: Hak bilinci gelişmemiş, örgütlenme kültüründen yoksun ve hukuki “haklarını aramayan” bireyler, “emek sömürüsüne açık” birer kaynak haline gelir.
-Bilinçsiz Tüketim Toplumu: Entelektüel “derinliği olmayan” kitleler, popüler kültürün ve tüketim endüstrisinin sunduğu yapay ihtiyaçları sorgulamadan kabul eder. Bu durum, niteliksiz üretimi kolaylaştırırken, “tekelci ve ranta dayalı” sermaye gruplarının pazarını güvenceye alır.
3. Dogmatik ve Statükocu Yapılar (Kültürel Hegemonya)
Toplumda dogmaları, batılı ve “bilimsellik dışı” kabulleri yaygınlaştırarak güç devşiren yapılar (bazı cemaat, tarikat veya katı ideolojik yapılar), “aydınlanmış” zihinleri en büyük “tehdit” olarak görür.
-“Sorgusuz İtaat” Kültürü: “Entelektüel” birey şüphe duyar, analiz eder ve dogmayı reddeder. Toplumun eğitim seviyesinin ve “bilişsel derinliğinin” düşük kalması, bu yapıların "mutlak doğru" iddiasını “sürdürmesini” ve kitleler üzerindeki manevi ve maddi “hegemonyasını korumasını” sağlar.
4. Küresel Güçler ve Neokolonyal Bağımlılık İlişkileri
Uluslararası ilişkiler ve jeopolitik perspektiften bakıldığında, bir ülkenin “entelektüel ve bilimsel” kapasitesinin düşük olması, küresel aktörlerin “doğrudan çıkarınadır”.
-Teknolojik ve Ekonomik Bağımlılık: Bilim insanı, felsefeci ve nitelikli araştırmacı “yetiştiremeyen” bir toplum, teknoloji ve bilgi üretemez.
Bu durum, o ülkeyi küresel güçlerin sadece bir "pazarı" ve "hammadde/ucuz iş gücü sağlayıcısı" konumuna indirger.
-Beyin Göçü: Ülkede yetişen az sayıdaki parlak zihin, kendilerini gerçekleştirecek “kültürel ve ekonomik” zemin bulamadıklarında gelişmiş ülkelere “göç eder” (beyin göçü).
Bu durum, gelişmiş ülkelerin nitelikli insan kaynağı gereksinimini bedavaya karşılamasını sağlarken, kaynak ülkeyi daha da çoraklaştırır.
5. Seviyesizliği Metalaştıran Medya ve Kültür Endüstrisi
Kültürel “çıtası düşük” bir toplum, medyanın ve eğlence sektörünün “en sevdiği tüketici” profilidir.
-Düşünmeye sevk etmeyen, sabun köpüğü içerikler, ucuz televizyon programları ve derinlikten yoksun sosyal medya fenomenleri bu iklimde devasa paralar kazanır.
Entelektüel düzey yükseldikçe, bu sektörlerin ürettiği niteliksiz çöplerin “alıcısı” kalmayacaktır.
. ÖZETLE
. Bir toplumda nitelikli ve bilinçli yurttaşların yetişmemesi; liyakat yerine sadakati, bilim yerine dogmayı, adalet yerine imtiyazı koyarak varlığını sürdüren her türlü “yerel ve küresel elitin” ortak çıkarınadır.
. Toplumsal çürüme ve entelektüel gerileme, bu odakların kontrol mekanizmalarını “zahmetsizce işletmesini” sağlayan en “uygun zemin” görevini görür.
. Yurttaşların eğitim ve öğretimini geliştirmek, kültürel ve entelektüel düzeyini yükseltmek, çağdaş uygarlık yolunda ilerlemek gerekli olacaktır.
. “Bilinçli yurttaşlar” edinebilmek için her türlü girişimde bulunmalıyız. Bunu kavramamız ve bu yönde çabalara yönelmemiz, emek harcamamız gereklidir.
. Kendisini yetiştiren, eleştirilerde ve sorgulamalarda bulunabilen, özgür iradesi güçlü, emperyalimin tuzaklarına kapılmayan, akılını kullanabilen bir halk ana hedefimiz olmalıdır.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…