Toplumda kurallara uymak ne denlİ önemlidir?
“Çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne” çıkabilmek için insanın kurallara uyacak ve kendisini geliştirecek bir eğitim alması gerekir.
. Eğer doğru bir eğitim aldı ise bununla birlikte alacağı öğretimin de kalitesi yüksek olacaktır.
Bu çok haklı ve derinlikli bir tespit değil midir?
. Eğitim (terbiye/formasyon) ile öğretim (bilgi/beceri aktarımı) arasındaki bu ayrım ve birbirini besleme ilişkisi, toplumsal gelişimin temel taşıdır.
Bu düşünceyi biraz daha açacak olursak:
A) Eğitim Zemin Oluşturur:
Eğitim; bireye kural tanıma, etik ilkeleri benimseme, öz disiplin sağlama ve eleştirel düşünme yetisi kazandırır. Kendini geliştirmeye açık, kurallara uymanın toplumsal bir uzlaşı ve saygı gereği olduğunu kavramış bir birey, öğrenmeye hazır bir zihne sahip demektir.
B) Öğretimin Niteliğini Bireyin Niteliği Belirler:
Karakteri ve öz disiplini gelişmiş bir birey, aldığı öğretimi süzgeçten geçirebilir, derinleştirebilir ve onu sadece ezberlenmiş bir bilgi olarak değil, üretime ve faydaya dönüştürecek bir araç olarak kullanır. Zemin sağlam olduğunda, üzerine inşa edilen bilginin kalitesi ve niteliği de katlanarak artar.
C) Uygarlık Düzeyine Ulaşmak:
Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği "muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak" hedefi, yalnızca teknik ve bilimsel bilgiyle (öğretimle) mümkün değildir.
Bilgiyi insanlık yararına kullanacak ahlaki ve zihinsel olgunluğa (eğitime) sahip nesiller yetiştirilmedikçe, sadece yüksek bir teknoloji veya bilgi birikimi tek başına nitelikli bir uygarlık yaratmaya yetmez.
Eğitimi doğru kurgulanmış bir toplumda, bireyler hem birbirinin hakkına ve toplumsal düzene saygı gösterir hem de nitelikli öğretim sayesinde bilimi, sanatı ve felsefeyi ileriye taşır.
Toplumda, ailde, devlet yönetiminde, kamuda "insanların kurallara uyacak" biçimde davranması, adil olması, herkesin hukuk ilkelerine uyması huzurlu bir refah toplumunu oluşturur.
Toplumun her katmanında—aileden başlayarak kamuya ve devlet yönetimine kadar—kurallara uyulması, adaletin yerine getirilmesii ve hukuk ilkelerinin geçerli kılınması, sürdürülebilir bir toplumsal barışın ve refahın yegâne teminatıdır.
. BU DURUM, TOPLUMSAL YAPININ TEMELİNİ OLUŞTURAN ÜÇ KRİTİK SÜTUN ÜZERİNDE YÜKSELİR:
1. Güven ve Öngörülebilirlik
Hukukun üstünlüğünün ve kuralların eksiksiz uygulandığı bir toplumda bireyler, yarınlarından emin olurlar. Bireyin hakkının korunduğunu, emeğinin karşılığını alacağını ve haksızlığa uğradığında adaletin işleyeceğini bilmesi, toplumsal güveni inşa eder.
Güvenin olduğu yerde ise iç huzur ve toplumsal dayanışma gelişir.
2. Ailede Başlayan Kurumsal Bilinç
Kurallara uyma ve adil olma kültürü önce ailede öğrenilir. Hak ve sorumluluk dengesini aile içinde kavrayan birey; okulda, iş hayatında ve kamusal alanda da bu etik değerleri sürdürür. Ailedeki adalet duygusu, devlet yönetimindeki liyakat ve adalet anlayışının çekirdeğini oluşturur.
3. Devlet Yönetiminde Adalet ve Refah
Adalet, devletin varlık sebebidir ("Adalet mülkün temelidir").
Devlet yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve herkes için eşit işleyen bir hukuk sistemi sağlandığında, toplumsal kaynaklar adil dağıtılır.
Keyfiliğin yerini kural bazlı sistemlerin aldığı yapılarda ekonomik ve sosyal refah katlanarak artar.
. SONUÇ OLARAK; kural tanımamazlık veya imtiyaz arayışı toplumsal çözülmeye yol açarken, herkesi kapsayan eşit ve adil bir hukuk düzeni huzurlu, gelişmiş ve muasır medeniyetler seviyesini yakalamış bir toplumun omurgasını oluşturur.
AILEDE VE OKULDA ÇOCUKLARA ÇOK DOĞRU BİÇİMDE "TEMEL DEĞERLER" EĞİTİM VERİLMELİ, ÖĞRETİLMELİDİR
Böylelikle karşılıklı ilişkileri ve de üstlenilen görevleri çok doğru olarak yerine getirebilsinler.
Şimdi, çok doğru bir noktaya değiniyoruz:
. “Değerler eğitimi”, bireyin zihinsel ve ahlaki pusulasını oluşturan en temel süreçtir.
Bir çocuğa matematik veya fen bilgisini öğretmeden önce; dürüstlük, sorumluluk, empati, adalet ve saygı gibi evrensel değerleri benimsetmek, onun gelecekteki tüm insani ve mesleki ilişkilerini şekillendirir.
. Ailede başlayan ve okulda pekiştirilen doğru bir “DEĞERLER EĞİTİMİ”, çocuklara şu temel yetkinlikleri kazandırır:
1. Karşılıklı İlişkilerde Saygı ve Empati
Erken yaşta hak tanımayı, başkalarının sınırlarına saygı duymayı ve empati kurmayı öğrenen çocuklar; yetişkinliklerinde sağlıklı, çatışmadan uzak ve yapıcı ilişkiler kurarlar.
Karşısındakini dinleyen, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşan ve adil davranan bireylerin oluşturduğu toplumda huzur ortamı kendiliğinden sağlanır.
2. Sorumluluk Bilinci ve Görev Ahlakı
Verilen görevi zamanında ve eksiksiz yapmak, sadece iş hayatıyla ilgili bir beceri değil, çocuklukta kazanılan bir sorumluluk ahlakıdır.
Ailede küçük sorumluluklar alarak (örneğin odasını toplamak, sözünde durmak) büyüyen ve okulda bu bilinci pekiştiren çocuk, gelecekte kamuda veya özel sektörde üstlendiği her görevi ciddiyetle ve liyakatle yerine getirir.
3. İçselleştirilmiş Öz Disiplin
Değerler eğitimi, dışarıdan bir baskı veya ceza korkusu olmadan da doğru olanı yapabilme becerisidir.
Temel değerleri sağlam bir çocuk, "kimse görmese bile" kurallara uyar, adil davranır ve etik ilkelerden taviz vermez. Bu durum, toplumsal düzenin polisle veya cezayla değil, bireysel “vicdan” ve “öz disiplinle” korunmasını sağlar.
ÖZETLE;
Aile ilk model ve sığınak, okul ise bu modelin toplumsal alanda sınandığı ve pekiştirildiği yerdir.
Bu iki kurum iş birliği içinde doğru değerleri aşıladığında, hem kendi ayakları üzerinde durabilen nitelikli bireyler hem de birbirine güven duyan, adil ve güçlü bir toplum yetişmiş olur.
Bu genel bakış açısı ile gördüğümüzde bir ülkenin durumu çok daha iyi incelenebilir.
Ne dersiniz?
GÖNEN ÇIBIKCI






Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…