“Poyraz Karayel”, “Yarım Kalan Aşklar”, “Yüz Yüze”, “Maraşlı” ve “Eşref Rüya” gibi birçok dizinin senaryosuna imza atan Ethem Özışık, Beyoğlu’nda genç sinemacılarla bir araya geldi.
Bağımsız sinema platformu Istanbul Film Station’ın IFS Talks programı kapsamındaki etkinlik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Beyoğlu Sineması’nda düzenlendi.
Programda konuşan Özışık, sinema alanında her zaman yönetmen olmak istediğini, fakat hayatın kendisini senaristliğe sürüklediğini söyledi.
Gençlik yıllarında sinema üzerine çok hayal kurduğunu dile getiren Özışık, 17 Ağustos 1999’daki İzmit depreminden sonra hayatının değiştiğini belirtti. Özışık, “Depremden hemen önce ilk kısa filmimi çekecektim, fakat olmadı. Daha sonra ilk bulduğum iş olan Number One’da uzun yıllar çalıştım. Sinemaya 30 yaşında başladım.” dedi.
Liseden sonra üniversiteyi kazanamadığını ve bu süreçte zamanını sürekli sinemada geçirdiğini aktaran Özışık, “Birçok film takip ettim. Onları kendimce değerlendirdim, puanladım. Senaryo yazma işi ise çok sonra geldi. Bir birikimim varmış, o zamanlar hem sinema hem de edebiyat üzerine tabii çok okuyordum.” ifadelerini kullandı.
Kaliforniya’da yaşayan Özışık, sinemanın her zaman bir duvara çarpma hikayesi olduğuna dikkat çekti. Özışık, “Bu işe girip de yönetmen, oyuncu, senarist olsun duvara çarpmayan yoktur. Zor bir sektör. Çok fazla alternatifi yok. Çok yeteneği olduğuna inanan insanların da hep şikayeti var. Bana da bir gün evde oturuyordum ‘gel hadi senaryo yaz’ demediler. Sektör, şu anda gençlere yeni fırsatlar verme anlamında biraz cimri.” diye konuştu.
Sektörde dünya standartlarında eğitim alma konusunda en yakın alanın oyunculuk olduğuna işaret eden Ethem Özışık, “Mesela akademide dünya standartlarına en yakın senaryo eğitimi alamazsın. Yönetmenlikte de çok zor ama oyunculukta var. Muhsin Ertuğrul’dan bugüne gelen bir oyunculuk geleneği var.” değerlendirmesini yaptı.
Özışık, senaryo anlamında ilk olarak bir projeye başlamanın zorluğundan bahsederek, şunları kaydetti:
“Her hafta, her ay ya da her projede bir tane muhatabın var. Kariyerin, eğitimin ne olursa olsun, kim olursan ol sürekli her şeyi sıfırdan inşa etmek zorundasın. Tekrar kendini ispatlamak, kendini beğendirmek zorundasın. Bu korkunç bir baskı, sancılı bir süreç. Fakat sektördeki insanlar bu sürece inanmıyor. ‘Yaz gitsin, sen halledersin’ diyorlar.”
Yazdığı senaryoların çekimlerinin hiçbirini izlemediğini söyleyen Özışık, “Bir dizide sadece birinci bölüme bakarım. Bu durum işime saygısızlıktan da değil. Yazdığımdan rahatsız oluyorum. Oynayanları da beğenmiyorum. Bu sefer işle rabıtam kopuyor. Yapımcıyla en büyük kavgalarım bundan oluyor. İzleyince rahatsız olduğum şeyler çıkıyor.” dedi.
Senaristliği çok sevdiğini, fakat sektörün hayal ettiği gibi olmamasından dolayı çelişkiler içinde çalışmaya devam ettiğini ifade eden Özışık, “Benim gibi bence böyle hisseden birçok insan var. Yönetmenlik arzum da var. 2, 3 yıl içinde yaparım yapamazsam da rafa kaldırırım. Bir daha enerji bulabileceğimi sanmıyorum. Türkiye’de yönetmenlik de çok zor.” görüşlerini paylaştı.


Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…