Gelmiş geçmiş cumhurbaşkanları arasında önemli bir yeri olan Fahri S. KORUTÜRK ile tanışıklık 1974 yılında gerçekleşen İzcilik Genel kuruluna kadar uzanıyor…

Çok ilginçtir, bu sıralarda uykularıma yön veren güç; bu seferde onda karar kıldı. 3 Ağustos onun doğum günü imiş… 4 Ağustos’ta böyle bir rastlantı beni şaşırttı.

Fahri S. KORUTÜRK’ü günümüzün kuşağı pek hatırlamaz. Benim anılarımda ise müstesna bir yeri vardır. 1973 ten 1980’e kadar Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. 1957-1960 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak görev yaptı. 1960-1964 yılları arasında Sovyetler Birliği büyükelçisi idi. Ferit Melen, Naim Talu, Bülent Ecevit, Sadi Irmak, Süleyman Demirel gibi isimlerin başbakan olduğu çalkantılı dönemlerde sağ-sol çatışması ve koalisyon sorunlarına karşı politikalar izledi.

1974 İzcilik genel kurulu esnasında Türk İzcilerinin koruyucu başkanı olarak ziyaret edilen Cumhurbaşkanı, uzunca bir mesaj ile delegelere çeşitli tavsiyelerde bulunmuş, İzciliğin Atatürk İnkılaplarının inançlı ve güçlü bekçisi olan gençliği çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için yapılan sosyal ve kültürel çalışmalarda kendi payına düşen çabaları arttırmasını istemişti.

Çankaya köşkünde ziyaret ettiğimiz bir başka kişi ise Cevdet SUNAY olmuştu. Süleyman DEMİREL ise Cumhurbaşkanlığı döneminde özellikle Çankaya İzci gurubunun bütün davetlerine icabet ederek İzciliğe destek olduklarını göstermişti. Bazı kaynaklarda Esseyit Hasan Fahri Korutürk olarak ta geçen Merhum Cumhurbaşkanı, Denizcilikten gelen incelik ve nezaketi ile ünlü idi. Türk izcileri bu duruma bizzat ziyaretlerinde de şahit olmuşlardı.

Bizim için 1974 Genel Kurul kararları çok önemli idi. İzcilik teşkilatının Dünya Gençlik örgütü içindeki yerinin daha da güçlenmesini, devlet eli ile idare edilen bürokratik bir yapıdan kurtulup, kendi yönetim ve eğitim kurullarını oluşturmuş, şu veya bu bakanlığın değil; “Türkiye İzcileri” ibaresi ile çocuk ve gençlerin okul içinde veya okul dışında, Avrupa’da olduğu gibi izcilik çalışmaları yapabilecekleri teşkilat yapısının oluşturulması aşamasına gelinmişti. Ülke sathında sayıları 20 nin üstüne çıkarılan İzcilik kamp yerleri ve eğitim merkezleri kurulmuştu. O tarihlerde yabancı izcilik organizasyonları Türkiye’ye gıpta ile bakan ve ipek yolu üstündeki tesislerin zenginliğine övgüler dizen bir hale gelmişti. O yılların şartlarına göre her yaz 30 bine yakın genç izci ve yavrukurt bu tesislerden yararlanıyor, yüzlerce izci lideri yetiştirilerek bu kamplarda görev alıyorlardı.

Burada bir nokta koyalım.

O yıllar sadece Türk gençliğinin değil, Dünya gençliğinin de çalkantılı yılları idi. Yönetime hangi parti veya koalisyon gelirse gelsin, Türk izci teşkilatının ayarları ile oynamamış; kurumsallaşmaya başlayan bu yapının gelişmesi için bütçeden gerekli ödeneğin ayrılmasını sağlamışlardı. Siyasi iktidarın kısa süreli görev değişikliklerinde birkaç genel müdür değişikliği yaşanmış, ancak teşkilat üzerinde bunun çok fazla etkisi hissedilmemişti.

Bunda görev yapan Cumhurbaşkanlarının büyük etkisi olmuştu. Bugün zihniyet ve yönetim şekli el değiştiren izciliğimiz hakkında bir yorum yapmaktan kaçınacağım. Takdiri; bu konuda görev yapan ve şimdi köşesine çekilmiş olan büyüklerimize bırakıyorum.

İtiraf etmeliyim ki, bu işe önem veren ve geçen yılları kaybedilmiş olarak kabul eden yüzlerce izci lideri gardroplarına astıkları fuları tekrar takacakları günün hayali ile yaşamaktadırlar. Özellikle okullarda çok yaygın olan İzci birlikleri kurulmadan, İzcilik Dünya’da ki kuruluş ve hizmet anlayışına geri dönmeden sağlıklı bir ivme kazanamayacaktır.

Kısıtlı bir gençlik lideri kitlesi kendi çaplarında başarılı çalışmalar yapmakta, özellikle üniversiteli gençler etkinlikleri ile göz doldurmaktadırlar. Dini mahfillerde, camilerde, tekkelerde izcilik yapılması fikrinin iflas edeceğini defalarca söylememize rağmen dinlemeyenler, bizi Avrupa’da ki kilise izciliği gibi görmeye ve benzetmeye çalışanlar ne kadar yanılmış olduklarını umarım görmüşlerdir.

İzcilik öncelikle Milli sonrasında Milletlerarası bir yapıdır. Kuralları İzci andı, Türesi, Parolası ve İzci selamının içerdiği anlam ile bütünleşmiş; vatanını seven ve onu koruyan, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda insanlığın geleceği için çalışan gençlerin üyesi olduğu bir teşkilattır.  Hiçbir kılıfa büründürülmesi veya özünden ayrılarak farklı amaçlara yönlendirilmesi mümkün değildir.

1 Ağustos Dünya İzcilerinin önemli bir günü idi. Binlerce izci ülkelerinde National Jamboree’ler yaparken, biz Osmanlı özentisi Toy’lar ile yetindik. Kapı komşumuz Polonya, önümüzdeki yıl yapılacak 35 bin kişilik Dünya İzcileri Jamboresi için bu yıl 40 bin kişilik bir deneme kampı düzenledi ve notlarını aldı.

Ne demeli? Darısı başımıza… İnşallah bizde bir gün Dünya izcilerinin Türkiye’de ağırlandığını görürüz…

Yıllar önce ziyaret ettiğimiz merhum Cumhurbaşkanımız Fahri S. Korutürk’ün dediği gibi… “Türk İzcilerinin yegâne yolu Atatürk ilkeleri ve Medeniyet yolu” olacaktır.

Taner TÜMERDİRİM

[email protected]