ERZURUM (AA) - TEVHİD FURKAN NEHRİ - Erzurum'da çocuk yaşta başladığı ahşap oymacılığı sanatını 43 yıldır sürdüren, Kültür ve Turizm Bakanlığınca "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanı verilen Yavuz Kırküzer, yarım asra yaklaşan birikimini gelecek kuşaklara aktarmak için çalışıyor.

Kentte yaşayan 56 yaşındaki Kırküzer'in ahşapla tanışıklığı çocukluk yıllarında oyun oynadığı atölyelerde başladı.

Henüz 13 yaşındayken bir ustanın yanında çırak olarak mesleğe adım atan Kırküzer, geçen 43 yılda binlerce eseri ahşabı ilmek ilmek işleyerek ortaya çıkardı.

Geleneksel ahşap oyma sanatının yaşatılması ve tanıtılması amacıyla çok sayıda kültür festivaline katılan Kırküzer, bugün çalışmalarını tarihi Erzurum Kalesi'nin yanındaki Erzurum Büyükşehir Belediyesine ait konakta bulunan atölyesinde sürdürüyor.

- "Aileler çocuklarını sanat için yönlendiriyordu"

Kırküzer, AA muhabirine, sanatı usta-çırak ilişkisi içinde geleneksel yöntemlerle öğrendiğini söyledi.

Çocukluk döneminde sanata olan ilginin daha çok olduğunu kaydeden Kırküzer, "O zaman biz çocuktuk. Ekonomik sebepten dolayı bir işe girmezdik. O zamanlar her çocuk mutlaka terzi, berber, kuaför, mobilyacı, marangoz gibi bir atölyeye çırak bırakılırdı. Aileler çocuklarını sanat için yönlendiriyordu." dedi.

Günümüzde artık ahşap oyma atölyesinin kentte kalmadığını da vurgulayan Kırküzer, ömrünü ahşaplarla geçirdiğini anlattı.

Kırküzer, şöyle devam etti:

"Biz sanata başlarken, ustalarımızın ve onların ustaları, geleneksel Erzurum evlerinin tavan, terek ve oda kapıları süslemeleri gibi işler yaparlardı. Ahşap oyma oradan gelen bir sanattı. Bizim çıraklık zamanımızda koltuklar, çeyiz sandıkları gibi aşamalarla bu sanat devam etti. Şimdi daha çok ev mobilyası tarzı dışında hobi maksatlı sanat yürütülüyor. Artık mobilya algısı değiştiği için oymalı koltuklar sehpalar kullanılmıyor. Bir tek çeyiz sandığı kaldı. Onun dışında artık aksesuar olarak yapılıyor. Esere göre cami minberleri yapardık. Oymasına göre 4-5 ay süren minberler vardı. Elimiz tuttuğu sürece, ustalarımızdan aldığımız bu emaneti yeni nesillere, yeni asrımıza götürmeye çalışacağız. Tabi bu beden sağlığı ile de alakalı. Elinizin biri sıkıntılı olsa çalışamazsınız. İki elinizi de kullanmak zorunda olduğunuz bir sanat. Bu iş sabır sanatıdır. Sabrınız olmazsa yapamazsınız. Mutlu değilseniz hiç yapamazsınız. Biz mutlu olmayanları buraya çağırıyoruz."