"KADINLARIMIZ ALMANCA ÖĞRENMELİ!"




Almanya'nın başkenti Berlin'de bulunan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Almanya'da yaşayan Türk kadınlarına dil öğrenmeleri ve meslek sahibi olmaları çağrısında bulundu.

Çubukçu, Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ile görüştükten sonra Türkiye Büyükelçiliğinde Türk gazetecileri için düzenlediği basın toplantısında, Almanya'da yaşayan Türk kadınlarına dil öğrenmeleri çağrısında bulunarak, ''Kadınların dil öğrenmelerinin şart olduğuna gönülden inanıyorum. Bununla, aile birleşimi kapsamında Almanya'ya gelecek ailelere Almanca öğrenmelerinin zorunlu kılınmasına karşı çıkmam arasında da bir çelişki görmüyorum'' dedi.

Böhmer ile yaptığı görüşmede göç yasasının da gündeme geldiğini ifade eden Çubukçu, bu yasanın Türk toplumu tarafından kendilerine yönelik ayrımcılık olarak algılandığına işaret etti. Söz konusu yasanın BM Evrensel İnsan Hakları Bildirgesine ve Alman Anayasası'na aykırı olduğu görüşünü dile getiren Çubukçu, bununla birlikte bu ülkede yaşayan tüm Türk kadınlarının Almanca öğrenmeleri gerektiğini kaydetti.

Çubukçu, ''Bir doktora gittiğinde, doktorun kendisine yardımcı olamaması ya da çocuğunun konuştuğu dili anlayamaması büyük bir sorun. Kadınlarımız burada eğitimli olmalı, meslek sahibi olmalı, istihdama katılmalı. Yani toplumsal hayata tam ve eşit katılacak önlemlerin alınması ve engellerin kaldırılması lazım. Eşit haklara sahip olabilmenin yegane şartı da o ülkenin dilini bilmektir'' dedi.

Böhmer'in geçen yılın kasım ayında Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında da bu konuları derinlemesine ele aldıklarını hatırlatan Çubukçu, ''Böhmer, uyum konusunda uygulamakta olduğu birçok proje olduğunu ve bu projelerin son zamanlarda doğru olarak aktarılamadığını ya da doğru olarak algılanmadığını düşünüyor. Uyum konusundaki çabalarına teşekkür ettikten sonra ben de vatandaşlık ve göç yasası gibi uygulamaların Türk toplumu arasında ayrımcılık gibi algılandığını, Almanya'da yaşayan Türkler arasında yaptığımız bir aile araştırması anketinde halkın yaklaşık yüzde 10'unun bu konuda en büyük sorun olarak ön yargıdan şikayetçi olduğunu, yüzde 8 civarında da ayrımcılığa uğradıklarını düşündüklerini ifade ettiklerini söyledim'' dedi.

''EĞİTİMİN DESTEKLENMESİ GEREKİYOR''

Türklerin Alman toplumuna uyum sağlamaları ve daha eğitimli olmaları ve başarılı modellerle ön plana çıkmalarının herkes için gurur verici olduğunu ifade eden Çubukçu, ''Bunun için hep birlikte çaba harcamamız gerekiyor. Yazılı ve görsel basınımız burada çok güçlü. Kendi ülke vatandaşlarımızın özellikle eğitimleri açısından yapılan tüm kampanyaların desteklenmesi gerekiyor'' dedi.

Çubukçu, Türkiye'deki ''Haydi kızlar okula'' ve ''Ana-kız okulda'' gibi kampanyaların da medyanın desteğiyle sürdürüldüğüne işaret ederek, ''İnsanlarımızın daha iyi eğitim görmeleri, eşit eğitim olanaklarından yararlanmaları için bu yürüttüğümüz kampanyaların da faydası olacağına inanıyorum. Basınımız da uyumdan sorumlu Devlet Bakanlığıyla yakın ilişkiler içinde olursa, daha faydalı çalışmalar yapılabileceğine inanıyorum'' diye konuştu.

İki toplum arasındaki farklılıklara değindiklerini de kaydeden Çubukçu, ''Sonuçta farklılıklarımız bir çatışma noktası oluşturmamalı, farklılıklarımızla bir arada yaşama kültürünü geliştirmemiz lazım. Uyumdan kastedilen, o toplumun aynısı olmak olmamalı zaten. Hiçbir devlet uyum sözcüğünü aynılaştırma anlamında kullanmamalı. Biz tüm farklılıklarımızla bir arada yaşayabiliriz, çünkü farklı kültürlerle bir arada yaşamak konusunda büyük deneyimleri olan bir toplumuz, bir devletiz. Burada yaşayan Türklerin sorunların çözümü konusunda da asgari değil, azami düzeyde çaba harcıyoruz. Karşı tarafta da uyum konusunda bir bakanlık oluşturulmuş olması bizim açımızdan sevindirici'' dedi.

''ZİHNİYET DEĞİŞİMİ SÖZ KONUSU''

Bir soru üzerine, Böhmer ile töre cinayetlerini konuşmadıklarını belirten Çubukçu, ''Böhmer ile görüşmemizde ebeveynlerin çocuklarına karşı olan sorumluluklarına değindik. Türkiye'de bu konuda çok kapsamlı bir mücadele yürüttük. Töre cinayetlerinin önlenmesi konusunda hem yasal değişiklikler, hem kampanyalarla çok ciddi anlamda bir mücadele başlattık. Bu mücadelenin bugünden yarına sonuç vermesini bekleyemezsiniz, çünkü burada önemli bir zihniyet değişimi söz konusu ve zihniyet değişimi konusunda inanılmaz bir mücadele yürütüyoruz'' dedi.

Bu tür cinayetlerin Avrupa'nın başka birçok ülkesinde de tutku cinayetleri olarak nitelendirildiğini ve birçok Avrupa ülkesinde bu tür cinayetlerin Türkiye'den daha fazla olduğunu kaydeden Çubukçu, ''Bu nedenle bir toplumu genelleştirme yoluna gitmek yanlış. Evet, Türkiye'de kadınların sorunları var ve bu sorunların giderilmesi için ciddi bir mücadele içindeyiz'' diye konuştu.

Böhmer'in Türkiye'deki projeleri incelemek gibi bir teklif getirdiğine işaret eden Çubukçu, ''Türkiye'de başarılı olan kampanya ve projelerde elde edilen tecrübelerle buradaki topluma da faydalı olabileceklerini düşünüyorlar. Gerçekten de başarılı olabileceklerini düşünüyorum. Bizim uyguladığımız, bunun dışında Milli Eğitim Bakanlığının uyguladığı projeler var. Aile konusunda, sağlık konusunda uyguladığımız projeler var. Bizim özürlülere ve kadınlara yönelik kampanyalarımız var. Sayın Bakanın kendi sorumluluk alanına giren projelerden faydalanabileceğini düşünüyorum. İnceleme gezisi planlıyorlar'' dedi.

Bir uygulama ya da bir kampanya yaparken, bir proje geliştirirken, her şeyden önce elde bulunan verilere bakılması gerektiğine dikkati çeken Çubukçu, ''Eğer kız çocukları erkek çocuklara göre aynı sayıda okullaşamıyorsa ve eşit derecede eğitim göremiyorsa, okuma yazma bilmeyenlerin çoğunluğu kadınlardan oluşuyorsa, elbette ki özel bir çaba, özel bir destek gerekiyor. Bu nedenle tüm kampanyalar bir gereklilik üzerine yapılıyor. Temel eğitim ülkemizde yaklaşık 100 yıldan bu yana zorunlu. Cinsiyet eşitliğinin de yasal olarak mevcut olmasına rağmen bir eşitsizlik varsa bu alanda bir şeyler yapılması gerekiyor demektir. Bu konuda Türkiye'de gerçekten başarılı kampanyalar yapılıyor'' dedi.

Kızlara sağlanan maddi destekle üniversitede okuyan kızların sayısının da arttığına işaret eden Çubukçu, ''Bunların hepsi yapılması gereken uygulamalardı. Bu çabalarımızın olumlu sonuç verdiğini düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığının 2010 yılında erkek ve kız çocukların okullaşma oranlarının yüzde yüze ulaşılması hedefinin bu anlamda gerçekleşeceğini ümit ediyorum'' diye konuştu.

Çubukçu, tüm tartışmaların temelinde bir medeniyet çatışmasının, kültürel tartışmanın olduğu bir dönemden geçildiğini kaydederek, ''Kültürel tartışmaların yüzde 60'ının temelinde de kadın konusunun ve kadın kimliğinin olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 3 milyon vatandaşımızın yaşadığı Almanya'da yaşanan tartışmaların büyük kısmının da kadın tartışmaları üzerinden yürütüldüğünü biliyoruz. Özellikle zorla evlendirmeler, töre cinayetleri ve diğer meseleler. Kültür çatışmaları gündeme getirildiğinde çoğunlukla kadınlar üzerinden bazı tanımlamaların yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla kadınların sorunlarının çözümü, bir açıdan kültürel çatışmaların ortadan kaldırılmasında faydalı olurken, diğer yandan da bazı olumlu kültürel aktarımların kadınlar üzerinden yapılabileceği konusunda bize somut öneriler getiriyor. Dolayısıyla kadınların, kültür alanındaki sorunların çözümünde, uyum konusunda daha etkili ve olumlu rol oynayabileceklerine inanıyorum'' dedi.

Türkiye-Almanya maçıyla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine ise Çubukçu, ''Üzgünüm, çok samimi olarak çok üzgünüm. Ancak çok başarılı oynadılar, takımımız çok başarılı bir performans sergiledi. Bence yarı finalde oynamak da büyük başarı, ancak finali oynamayı hak eden takım da bizdik. Bu nedenle sonuç üzücü. Biz kazanmış olsaydık daha iyi olacaktı'' dedi. Anadolu Ajansı