Ermenistan ile tarihi imza

Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin protokoller, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan tarafından imzalandı

Zürih Üniversitesi'nde düzenlenen imza törenine, protokolleri imzalayan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan'ın yanı sıra iki ülke arasındaki görüşmelerde etkin rol oynayan ülkelerin dışişleri bakanları da katıldı.

TSİ 18.00'de yapılması öngörülürken son dakikada ortaya çıkan sıkıntıların açılmasından sonra saat 21.15'te yapılan törende, ev sahibi ve görüşmelere arabuluculuk yapan İsviçre'nin Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Avrupa Konseyi'ne başkanlık eden Slovenya'nın Dışişleri Bakanı Samuel Zbogar ile AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana bulundu.

Protokollerin, imzalanmasının ardından onay süreci çerçevesinde iki ülkenin parlamentolarına sevk edilmesi öngörülüyor. TBMM'ye sevk edilecek olan iki protokolün öncesinde Bakanlar Kurulu'nda ele alınması da planlanıyor. 


GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Bu arada protokollerin imzalandığı tarihi Zürih Üniversitesi'nde güvenlik tedbirleri alındığı gözlendi.

Üniversitenin etrafı güvenlik kordonuyla çevrilirken, İsviçre polisi de dedektör köpekleriyle binayı ve çevresini sürekli kontrol etti.

ERMENİ GÖSTERİCİ

Törenin başlamasına birkaç saat kala üniversitenin basın mensuplarının alındığı kapıya gelen Robert Karayan isimli bir Ermeni gösterici, güvenlik koridoruna çeşitli fotoğraflar ve sözde "Büyük Ermenistan" haritası asarak, protokollere hayır gösterisi yaptı.

Sözde "Ermeni Soykırımından Kurtulanlar Merkezi'nden" geldiğini söyleyen Karayan, protokollere karşı olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin Ermenistan sınırını ön şart olmaksızın tek taraflı olarak açması gerektiğini söyledi. İsviçre polisinin, göstericinin ancak basın mensuplarının basın kartlarını göstererek girebildikleri bu alana girebilmesine ve çeşitli fotoğraflar asmasına itiraz etmediği gözlendi. 

"NORMALLEŞME BENİM TERCİHİM"

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi politikasının kendi tercihi olduğunu söyledi.

Rus İtar-Tass ajansı, Sarkisyan'ın, Ermenistan ile Türkiye arasında ilişkilerin normalleştirilmesi ve iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulmasını öngören protokollerin imzalanmasından önce Ermenistan'da yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, "Bağımsızlık, sorumluluk gerektiren kararların alınabilmesi için irade ve kararlılık gerektiriyor. Bu aynı zamanda gerçekçi olmayı ve tutarlı çalışmayı gerektiriyor" dediğini duyurdu. 

Sarkisyan, kendisinin sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben, bu yolu bu tarihi an için derin bir sorumlulukla ve insanlarımızın geleceğine olan inancımla seçtim. Son haftalarda Ermenistan Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesine ve özellikle de bu iki protokole yoğunlaştı. Tüm vatandaşlarımız benim çağrıma, bu konudaki değerlendirmeleri açık şekilde yürütmem gerektiği karşılığını verdi. Bu son aylarda Ermenistan ve Ermenilerin karşılaştığı büyük ve küçük sorunları ele aldık. Bu süreç, Ermenistan'ın ve Ermenilerin mevcut ve gelecekteki rolü ve yeri hakkında ilginç değerlendirmelerin yapıldığı sürece ivme kattı."

Türkiye ile herhangi bir ilişkinin, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını "şüphe altına alamayacağını" öne süren Sarkisyan, "bu olayların açtığı yaranın onarılamayacağını" ifade etti.


 AZERBAYCAN'IN ÇIKARLARINA AYKIRI

Bakü, "Ermenistan güçlerinin işgal altındaki Azeri topraklarından çıkarılmadan Türkiye'nin, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesinin Azerbaycan'ın çıkarlarına aykırı olduğunu" bildirdi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, her devletin başka bir devletle ilişkisini belirlemesinin o devletin kendi egemenlik hakkı olduğu ifade edilerek, "Ancak, Ermenistan güçleri Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarından çıkarılmadan, Türkiye'nin, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesi Azerbaycan'ın ulusal çıkarlarına aykırıdır ve Azerbaycan ile Türkiye arasında tarihi köklere dayanan kardeşlik ilişkilerinin ruhuna gölge düşürür" görüşüne yer verildi.

Azerbaycan'ın bölgedeki bütün sınırların ve iletişim hatlarının açık olmasından yana olduğu belirtilen açıklamada, "ancak şu andaki durumda Türkiye-Ermenistan sınırlarının açılmasının bölgesel barış ve güvenlik yapısını şüphe altına koyduğu" savunuldu.

Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan "diplomatik ilişkilerin kurulması" ve "ilişkilerin geliştirilmesi" konulu protokoller nedeniyle yapılan açıklamada, Azerbaycan tarafının tutumunun değişmediği kaydedildi.

Ermenistan'ın, Azerbaycan'a saldırısı ve Azerbaycan topraklarını işgal etmesi nedeniyle Türkiye'nin 1993 yılında bu ülkeyle sınırlarını kapattığı hatırlatılan açıklamada, Ermenistan'ın saldırganlığı sonucunda Azerbaycan topraklarının yüzde 20'sinin işgal edildiği ve 1 milyona yakın Azerbaycan vatandaşının kendi topraklarında mülteci konumuna düştüğünü, ayrıca işgal altındaki bölgelerde Azerbaycan'ın tarihi ve kültürel mirasının yok edildiği belirtildi.

Geçen süre içerisinde BM Güvenlik Konseyi ve Genel Kurulu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) ve diğer uluslar arası kuruluşlar tarafından Ermenistan'ın saldırgan politikasının kınandığı, Ermenistan güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çıkarılmasının ve Azeri mültecilerin kendi topraklarına dönmesi talep edilen çok sayıda karar ve bildirinin kabul edildiği, ancak Ermenistan'ın saldırganlığına ve işgaline son verilmesi konusunda bir ilerleme sağlanamadığı da açıklamada ifade edildi.

Konuya ilişkin (Yukarı Karabağ ve Türk-Ermeni ilişkileri) Türkiye'nin üst düzey yöneticileri ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Mayıs 2009 tarihinde Azerbaycan'ın Milli Meclisi'nde dile getirdiği düşüncelerin ,Azerbaycan tarafından esas kabul edildiği vurgulandı.

ERMENİ LOBİSİ ÖFKELİ

Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Türkiye ile Ermenistan arasında protokollerin imzasına sert tepki gösterdi.

ANCA Başkanı Ken Hachikian açıklamasında, ABD Başkanı Barack Obama'yı sözünden dönmekle suçladı.

Hachikian, Obama'nın, 1915 olayları konusundaki sözlerini tutmak yerine, "tam tersi istikamete gittiğini ve kuşatılmış haldeki Ermenistan'ın kolunu bükmek için diplomasinin tüm gücünü seferber ettiğini" söyledi.

ANCA, bir başka açıklamasında da "ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Zürih'teki imza törenine katılmasından üzüntü duyduğunu" ifade etti. Açıklamada, "Obama yönetiminin, Ermenistan'ı tek taraflı imtiyazları kabul etmeye zorlamasının, basiretsiz bir davranış olduğu ve uzun vadede daha fazla sorun yaratacağı" öne sürüldü. 

SINIRLAR TANINACAK

İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol", iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını öngörüyor.

Protokol çerçevesinde Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili, gerekse uluslararası ilişkilerinde, "eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı" ilkelerine saygılı olacak. 

TARİHİ PROTOKOLÜN METNİ

Protokol şöyle:

"Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti, Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol'de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,

Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,

İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,

İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak, İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,

İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,

Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,

Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek, 1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır."

Metinde, "protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği" belirtiliyor. 

AÇIKLAMA KRİZİ

Türkiye-Ermenistan arasındaki protokollerin imza törenini düzenleyen İsviçreli bazı yetkililer, imza töreninin belirsiz bir süre ertelendiğini bildirmişti.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin imza törenini düzenleyen İsviçreli yetkililer, TSİ 18.00'de başlaması planlanan törenin yarım saat kadar sarkmasıyla birlikte, bazı sorunların olduğu ve imza töreninin tehlikeye girdiği haberlerinden sonra, basın mensuplarından törenin yapılacağı salonu boşaltmalarını istedi.

Aynı yetkililer, törenin ne zaman yapılacağını bilmediklerini belirterek, belirsiz bir süre erteleme olduğunu, basın mensuplarının basın merkezinde bekleyebileceğini kaydetti. 


KRİZİN NEDENİ

Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin imzalanması aşamasına, Türk ve Ermeni tarafların son anda konuşma metinleri üzerindeki anlaşmazlıkları nedeniyle birkaç saat süren belirsizlik ve heyecanlı anlarla gelindi.

Türk diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, kriz, Türk heyetinin imzaların atılacağı Zürih kentine gelmesi, hatta Zürih Üniversitesi'ne girmesinin ardından çıktı.

Edinilen bilgiye göre, Davutoğlu'nun konuşmasında Kafkasların topyekün barış ve huzur bölgesi olması gerektiği ve bu çerçevede de Karabağ sorununun da çözümlenmesi gerektiğine işaret eden ifadeleri, baştan beri Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinin Karabağ sorunu ile bağlantılandırılmamasını isteyen Ermenileri rahatsız etti. Ermenilerin bu ifadelerin çok uzun olduğunu söyledikleri metinden çıkartılmasını istemeleri üzerine Türk tarafı da bunu kabul etmeyerek, karşılığında Nalbantyan'ın konuşma metnini tartışmaya açtı.

Türk heyetinin, Nalbantyan'ın konuşmasında tarihi olaylara atıfta bulunduğu ifadelerin çıkartılmasını istemesi ve tarafların pozisyonlarında geri adım atmamaları üzerine imza töreni çıkmaza girdi.

Bu sorunun ardından heyetler arasında mekik diplomasisi başlarken, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile İsviçre Dışişleri Bakanı Calmy Rey etkin rol oynayarak, tarafları ikna etmeye çalıştı. Türk ve Ermeni heyetlerin konuşma metinlerinde değişikliğe gitmek istememeleri üzerine Türk tarafı konuşmaların hiç yapılmaması önerisi getirdi. Ermeniler ise konuşmalarını yapmakta ısrarcı davrandı. Edinilen bilgiye göre, Ermenileri bu ısrarlarından döndüren ise Clinton ile Calmy Rey oldu. Sıkıntının aşılmasının ardından konuşmaların hiç yapılmamasına ancak protokollerin imzalanmasına karar verildi. 

Bununla birlikte Ermenistan tarafının yazılı ya da sözlü bir açıklama yaparak, bunu telafi etmek isteyebilecekleri belirtiliyor.  

(aa)