Başarılı iş kadınımız: Aynur Boldaz
Aynur Boldaz Almanya'da yeni nesil genç Türk işverenlerinden. 2000 yılında Berlin'de kurduğu temizlik şirketi ile bugün bütün Almanya'da bu alanda hastanelerde, okullarda, bankalarda temizlik yapıyor. Bir kız annesi olan Boldaz 22 seneden beri Almanya'da yaşıyor.
İstanbul Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'ndan Kasım ayında temizlik ve sosyal sorumluluk alanlarındaki başarılarından dolayı ödül alan Aynur Boldaz yaklaşık iki ay önce de Handwerkskammer Berlin'in yönetim kuruluna seçildi. Uzun yıllardır CDU üyesi olan Boldaz şu sıralar Türkiye’ye yatırım yapma çalışmalarını sürdürüyor. Boldaz aynı adla kurduğu şirket ile artık Türk piyasasına da girdi. İstanbul ve Ankara'da büro açan Aynur Boldaz'a Almanya'ya gelişinden, şirketinin kurulmasına, bugüne kadar yaptıklarından ve bugünden sonra yapacaklarına dair sorular sorduk:
Kendinizden bahseder misiniz? Şirketinizin hikayesini anlatır mısınız?
1968 yılında Tunceli’de doğdum. 1987 yılında aile birleştirmesi ile Berlin‘e geldim. Geldiğim zaman şok üstüne şok yaşadım. Almancam yoktu. Çalışma müsaadesi aldıktan sonra Almanca kurslarına gittim. O zamanlar bir temizlik şirketinde çalışıyordum. O şirkette 150 kişinin sorumlusuydum. Hastanede temizlik yapan ekibin vardiyalarını yazıyordum. Çıkışımı aldıktan sonra bir takım seminerlere katıldım iş alanında. Çeşitli eğitim programlarımdan sonra, çeşitli kurslardan sonra 2000 yılında Berlin’de Forever Clean’i kurdum.
Şirketi kurmadan önce çeşitli seminerlere ve kurslara katıldık bir grup ile beraber. Bu tür eğitim programlarının çok büyük faydası oldu. Çok değerli bilgiler aldık. Ve böylelikle 2000 yılında şirketi kurmadan çok iyi hazırlanabildik. Ayrıca daha önce de temizlik firmasında çalıştığım için de tecrübelerim vardı. Çalıştığım firmadan çıktıktan sonra birtakım hazırlıklardan sonra 2000 yılında Berlin’de şirketi kurdum.
Biz şu anda Almanya’nın heryerinde temizlik yapıyoruz. Şu anda 121 çalışanımız var. Bürolarda, bankalarda, okullarda, hastanelerde temizlik yapıyoruz. A’dan Z’ye kadar her alanda temizlik yapıyoruz.
| |
''DİSİPLİN VE SABIR BAŞARININ ANAHTARI''
Bu başarıyı neye borçlusunuz?
Başarıyı disipline borçluyum. En önemlisi de çok sabırlı olmak gerekiyor, özellikle şirket kurarken. Bu tabii şimdi de geçerli, her zaman çok sabırlı olmayı gerektiriyor.
Disiplinin ve sabırın yanında sürekli eğitim, sürekli öğrenmek aynı zamanda çok önemli. Mesela bizim branşımızda yenilenen teknikleri ve teknolojiyi sürekli takip ediyoruz ve öğreniyoruz ve aynı zamanda çalışanlarımıza bu konularda eğitim de veriyoruz.
Çalışanlarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Şirketin başarılı olmasına sadece benim eğitimim ve öğrenmem tek başına yetmez. Çalışanların da aynı şekilde yetiştirilmesi gerekiyor.
| |
''KADIN VEYA ERKEK OLMAK FARKETMEZ''
Avrupa’da Türk ve kadın girişimci olmak. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz. Zorlukları var mıdır?
Avrupa’da kadın girişimci olmak heryerde olduğu gibi hem kolaydır hem de zordur. Eğer yaşadığınız ülkedeki dile hakimseniz o zaman işiniz daha da kolaylaşır. Dil sorununuz yoksa kendinizi ifade edebiliyorsanız fazla zorluklar ile karşılaşmıyorsunuz. İş kurmak zor olmasa bile işi ayakta tutabilmek kolay değil. Burada kadın veya erkek olmanız çok önemli bir rol oynamıyor. Kurduktan sonra geliştirmek, devam ettirebilmek tabi ki kolay değil özellikle hazırlıklı yapılmıyorsa.
Ben Forever Clean’i ilk kurduğumda en baştaki zorluklarım görüşmelerdeydi Almancadan dolayı. Daha o zamanlar çok iyi olmadığından dolayı dile olan hakimiyetim, ilk başlarda zorluklar çekmeme sebep oldu.
Bunun yanında Avrupa’da kadınlara yönelik çok geniş çapta projeler var. Bunların da kolaylıkları oldu tabi ki.
Ama ben hiçbir zaman Türk kadın girişimci olarak herhangi bir yerde ayrım görmedim. Tabi bu ülkenin yasalarını iyi bilirseniz, olanaklardan iyi faydalanırsanız o zaman ayrımcılık görmüyorsunuz ve bunun yanında birtakım projelerden de yararlanabiliyorsunuz. Yani yapılması gereken şu: Düzgün ve yasalar doğrultusunda işleyen bir sistem oluşturmak gerekiyor.
Ben de şirketimde her zaman buna önem veriyorum.
| |
''TÜRKİYE'DE KESİNLİKLE ÇALIŞANLARIN EĞİTİLMESİ ŞART''
Şu anda bildiğim kadarıyla Türkiye’ye yatırım yapmayı düşünüyorsunuz. Hatta başladınız. Neden böyle bir girişimde bulunuyorsunuz? Çekinceleriniz var mı?
Forever Clean 10 yılı aşkın bir süredr Almanya’da faaliyetini sürdürüyor. Berlin’deki şirkette 121 çalışanımız var. Buradaki şirket iyi bir sistemde yürüyor. Düzeni artık oturduğundan dolayı Türkiye’de de yatırım yapmayı düşündüm. Forever Clean’i kurarken olduğu gibi Türkiye’deki yatırıma da uzun zamandır hazırlanıyordum. 22 senedir Almanya’da olduğumdan dolayı Türkiye’deki vergi ve hukuk ile ilgili konuları öğrenmemiz gerekiyordu.
Yıllarca süren hazırlıklardan sonra 2009 yılında İstanbul ve Ankara’da şirketi kurduk. Daha doğrusu İstanbul’da kurduk Ankara’da da şubemiz bulunuyor.
Niçin Türkiye, çünkü burada öğrendiğimiz kaliteyi, Almanya’daki şirketin kalitesini Türkiye’ye de taşımak istiyoruz. Öyle sanıyorum ki bizim branşımızda, bina temizliği alanında çok profesyonel çalışan fazla şirket bulunmuyor araştırdıklarımıza göre. Tabi şirket çok, ama o şirketlerin çoğunun sistemleri tamamiyle oturmamış. Türkiye’de temizlik branşı yeni yeni gelişiyor. Biz Almanya’da şu anda bina ve büro temizliği üzerine meslek eğitimi de veriyoruz. Ve bu konuda Türkiye’de bir eğitim yok maalesef. Biz bunu tabii ileride Türkiye’de de yapmayı düşünüyoruz. Mutlaka çalışanların eğitilmesi lazım. Çünkü hem hakları doğrultusunda hem de vazifeleri doğrultusunda yeterli bilgiye sahip olmaları gereklidir.
Türkiye’de iş yeri kurmak bana göre Almanya’ya kıyasla daha da zor. Ama tabii ki yıllardır burada kazandığımız tecrübelere güvenerek Türkiye’de de başarılı olmayı umuyoruz.
| |
''İNSANLARA YARDIM ETMEYİ GÖREV BİLİYORUM''
Meslek eğitiminden bahsediyorsunuz. Şirketinizde de sosyal sorumluluk ile ilgili çalışmalarınız var. Meslek eğitimi ve sosyal sorumluluk üzerine tam olarak neler yapıyorsunuz?
Ben Almanya’da şirketi kurmadan önce evsizlere ve zor durumdaki insanlara yönelik bir proje geliştirmiştim. Tabi bu konuda bir çalışmanın iş sahasında yapmanın çok zor olduğunu öğrendim. Forever Clean’ı 2000 yılında kurduktan sonra 2004 senesinde bu sefer engellilere yönelik bir çalışmaya giriştim. Bu konu ile ilgili temizlik firmasında bir proje başlattık. Biz o zaman sekiz kişi ile başlamıştık. Sekiz hanım olarak başlattığımız bu çalışma Berlin’de bir pilot proje olmuştu. Bugün şirketimizde 121 çalışanın içerisinde 30 tane engelli çalışanımız var ve ben bununla tabii ki gurur duyuyorum.
Eğer elimde imkan varsa insanlara yardımı kendime vazife olarak görüyorum. Herkes bu konuda üstüne düşeni yapmalı, olanaklarını esirgememeli. Ben elimdeki imkanları olabildiğince kullanmaya çalışıyorum. Tabi bu çalışmanın aynısını Türkiye’de kurabilmek zor. Kesinlikle gerçekleştirmek isterim ama devletin sosyal yapısı yeterli değil maalesef. Almanya’da çok yararlı imkanlar var engellilere yönelik. Bizlere de Alman devleti bu projelerde yardımcı oluyor. Yıllarca denetlendikten sonra şu anda devletin birimleri ile beraber inanılmaz güzellikte ortak çalışmalarımız var. Türkiye’de devletin desteği var mı bunu tam olarak bilemiyoruz. Ama olmasa bile biz bununla ilgili gelecekte engelllilere yönelik çalışmalar yapmayı planlıyoruz.
| |
''GENÇ GİRİŞİMCİLER RİSK ALMALI VE CESUR OLMALILAR''
Girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?
Özellikle genç girişimcilere, Türkiye’ye yatırım konusunda, her iki ülkede kendi işyerlerini kurmak olsun, Almanya’da iş yeri kurmak isteyenlere, Almanya’dan Türkiye’ye yatırım yapmak isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Benim ilk tavsiyem genç girişimcilere, yapacakları işler hakkında iyice araştırma yapmalarıdır.
Herkes girişimci olamaz, girişimci olabilmek için cesur olmak lazım.
Risk almak gerekiyor ve o riski almak için de cesur olmak gerekiyor.
Bir de yapacakları işten çok emin olmaları gerekiyor. Mesela benim branşım; ben bu işe başlarken hemen hemen biliyordum nasıl yapılması gerektiğini, tabii ki araştırmalardan sonra. Kesinlikle danışılması gerekiyor. Bu da çok önemli bir nokta. Danışmadan bir işe kalkışılmaması gerekiyor.
Bize o zamanlar bu eğitim seminerleri sırasında bir dekan şunu söylemişti: "Eğer 24 saat uyumamaya hazırlıklıysanız iş yerinizi kurun." Ve buna ekleyerek çok sabırlı olmamızı önermişti. Ben tabii o zaman bunlara tebessüm etmiştim, ama bu söylediklerini ben de yaşadım. Uykusuzluk olsun, sabahlara kadar çalışmak olsun, sinirlerim aldırılmışçasına sabırlı olmak olsun, bunların hepsini tecrübe edindik.
Genç girişimci arkadaşlarım büyük bir sorumluluğun altına girmeye hazır olmalılar. Bizim elimizde şu an çok değerli olan iki kültürün birikimi var. Biz iki kültürün arasındayız, ikisine de alışmış durumdayız. Çok dilliliğe sahibiz. Türkiye ve Almanya arasında köprüyüz aslında. Burada öğrendiğimiz çok değerli bilgileri Türkiye’de de kullanabiliriz. O yüzden Türkiye’de de yatırım yapmayı düşünüyorlarsa tavsiye ederim. Çünkü artılarımız var. Tabii bu artıların yanında çok iyi de hazırlanmaları gerekiyor. Çünkü Türkiye kendi başına ayrı bir ülke ve farklı kuralları var.
| |
''SADECE SEYİRCİ KALINMAMALI''
Yakın bir tarihte Berlin Esnaf ve Zanatkarlar Odasının yönetim kuruluna seçildiniz. Neden seçilmek istediniz ve niçin sizi seçtiler?
Ben şirketimi kurmakla beraber daha doğrusu 2000 yılından itibaren Almanlar ile olan diyaloğum inanılmaz derecede iyi. Bunun bilincindeyim iyi olması şart çünkü. Biz burada yaşıyoruz, burada iş yapıyoruz. Berlin’de birçok kurulların içerisindeyim. Olup bitenin sadece seyircisi değilim, içerisindeyim de. İşveren olarak olan bitene seyirci kalmamak gerekiyor ve görev almak gerekiyor. Bundan dolayı da birçok kurulun içerisindeyim. Mesela Berlin Senatosunun Mittelstand kurulu var. 2006 yılından beri o kurulun içerisindeyim.
Benim branşım için temizlik şirketlerinin çatı kurulu var. Onun da içerisindeyim. Bunların yanında bir çok işadamları derneklerine de yıllardır üyeyim. Yaklaşık iki ay önce Handwerkskammer Berlin’in (Berlin Esnaf Zanaatkarlar Odası) tek Türk kökenli yönetim kurulu üyesi oldum. Bununla da gurur duyuyorum. Bu kurulda verilecek kararların içerisindeyiz şu anda. Artık Almanlar da bu ülkede yabancı uyruklu insanların belli görevlere getirilmesi konusunda bir bilince sahip oluyorlar. Ben bu kurulda tek yabancı uyruklu insanım.
Özellikle Türk işverenlerin bu tür kurullarda yer almaları gerekiyor. Yönetimlerine girmeleri gerekiyor. Sadece seyirci kalınmamalı ,alınan kararlarda bizzat etkili olunmalıdır.
Biz de varız demek için belediyelere girmek gerekiyor, bu çatı örgütlerine girmek gerekiyor, siyasete girmek gerekiyor. Bunlar çok önemli bu ülkede varlığımızı oturtabilmek için. Bu tür kurumlara girmek için teklifin gelmesini beklememek lazım kendi isteğimizle girmek gerekiyor bu gibi yönetimlere.
Beni niçin seçtiler sorusunu yanıtlarsak; Bu odanın üst yönetimi benim zaten aktif olduğumu bilirdi. Toplantılarda olsun, yaptığım işlerden olsun tanırlardı. Alman basınında da benimle ilgili röportajlar çıkmıştı. Oralardan da tanıyorladı. Bir gün Handwerkskammer’nın başkanı beni aradı ve yönetime dahil olmamı istedi. Ben de seve seve yer alacağımı bildirdim.
Şirketi 2000 yılında kurmadan önce de Hıristiyan Demokrat Partisi’ne üye olmuştum. Yıllardır CDU’nun üyesiyim. Rudow’da Neukölln’de CDU için çok aktif olarak çalışmıştım. Şu anda da halen üyesiyim Grunewald’ta. CDU’ya üye olmamın da en büyük etkeni işveren olmaktı. Tabii bu çok insana şaşırıtıcı geliyordu. Bizlerin artık CDU’ya da girmesi gerekiyor. Parti ayırd etmeden. Hatta aktif siyasete girmemi istiyorlar, ama şirketin yoğunluğundan bu şimdi mümkün değil. Burada da seyirci kalmamak gerekiyor. Seçimlere gidip seçmek ve seçilmek gerekiyor. Bizler bu toplumun ayrılmaz birer parçasıyız. Bu ülkede artık işvereniz her alanda varız.
Emre ÜNVER - ha-ber.com













Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!