Türklerin Neonazi öfkesi
Aşırı sağcı ''Nasyonalsosyalist Yeraltı'' (NSU) tarafından işlenen cinayetleri aydınlatmak için kurulan Federal Meclis Araştırma Komisyonu'nun Başkanı Sebastian Edathy, cinayetlerle ilgili her şeyi aydınlatabilecekleri sözü veremeyeceğini, ancak bunu başarmak için ellerinden geleni yapma sözü verebildiğini söyledi
Edathy, Almanya Türk Toplumu'nun (TGD) Berlin'deki genel merkezinde NSU'nun ortaya çıkmasının birinci yılı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, devletin görevinin, insanları suçlara ve saldırılara karşı korumak, bunu yapamadığı zaman bu suçları ve saldırıları objektif ve önyargısız bir şekilde aydınlatmak olduğunu kaydetti.
Basın toplantısına katılan, 1992 yılında Mölln'deki evi kundaklanan ve hayatını kaybeden Bahide Arslan'ın torunu İbrahim Arslan da güvenlik birimlerine güveninin kalmadığını belirtti.
NSU cinayetlerinden sonra Mölln'deki saldırıların tamamen aydınlatılıp aydınlatılmadığı yönündeki soru üzerine Edathy, şunları belirtti:
''Araştırma Komisyonu toplantılarında cinayetlerin mağdurlarının burada bulunması durumunda ne düşünürler şeklinde kendime soruyorum. Komisyon tüm partiler tarafından kurulan bir komisyon. Bundan dolayı güçlü bir komisyon. Bu cinayetlerin aydınlatılmasını sadece yakınları istediği için değil, aynı zamanda demokratik saygı için yapıyoruz. Bu hukuk devletinin önyargısız ve ayrımcılık olmadan işlevini sürdürmesini nasıl sağlayabiliriz. Yapılar ve elemanların gerekiyorsa değişmesi lazım. 2013 yılı yazına kadar bunu tamamlamak zorundayız. Zaman sorunumuz var. Son 6 ayda ortaya koyduğumuzdan daha fazla enerji ile çalışacağız. Ben bugün her şeyi aydınlatabileceğimiz sözü veremem, ancak bunu başarmak için elimizden geleni yapacağımıza söz verebilirim.''
Cinayetlerin aşırı sağla ilişkilendirilmemesi konusunda birçok faktörün rol oynadığını belirten Edathy, güvenlik birimlerinde yapı ve mentalite sorunu olduğunu, iki alanda da değişikliğe ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Güvenlik birimlerince Almanya'da cinayet işleyen aşırı sağcı terörün olabileceğinin fark edilemediğini belirten Edathy, güvenlik birimlerinde daha fazla duyarlılığa ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Kolat: ''Almanya`da ırkçılık sorunu var''
TGD Başkanı Kenan Kolat da cinayetlerin örtbas edilmek istenmesi girişimlerinin Almanya'da bir ırkçılık sorunu olduğunu gösterdiğini belirtti.
Cinayetleri yapan NSU terör hücresinin ortaya çıkmasından bir yıl sonra hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade eden Kolat, siyasilerin henüz daha bunun ırkçı cinayetler olduğunu anlamadığını, bunun Almanya'nın kuruluşundan beri en büyük güvenlik skandalı olduğunu belirtti.
Aşırı sağ konusunun toplumun ortasındaki bir sorun olduğunu ifade eden Kolat, birçok kişinin cinayetlerin aydınlatılmasının istenip istenmediğini sorduğunu kaydetti.
Dosyalar imha edildikten sonra neler olduğuna, siyasi olarak kimsenin sorumluluk almadığına ve istifaların olmadığına işaret eden Kolat, toplumda bu duruma nasıl gelindiği konusunda da bir tartışma olmamasından yakındı.
Anayasayı Koruma Dairesi, Federal Suç Dairesi ve Eyalet Suç dairelerini görevlerini yerine getirmemekle suçlayan Kolat, bu alanlarda gerekli siyasi sonuçların çıkarılması gerektiğini belirtti.
Dosyaların örtbas edilmesinin siyasi ve yasal bir sonucu olması gerektiğini vurgulayan Kolat, TGD'nin toplumda ırkçılık konusunda yapısal ve kurumsal bir tartışma başlamasını, nefret suçlarıyla etkin bir şekilde mücadele edilmesini, bağımsız bir gözlem kurumunun kurulmasını ve dışlama politikası yerine ırkçı olmayan eşitlik ve katılım siyasetinin yapılmasını beklediklerini kaydetti.
Polis Sendikası Başkanı Rainer Wendt'in, Rheiland Pfalz Yüksek İdari Mahkemesi'nin ten renginden dolayı polis kontrolünün yasa dışı olduğu yönündeki kararını eleştirmesinin katlanılamaz olduğunu belirten Kolat, Wendt'in derhal istifa etmesini istedi.
Alman hükümetinin ombudsmanı Barbara John da cinayetlerin ve Köln'deki saldırıların mağdurlarının basına konuşmamalarının istendiğini belirterek, bu konuların, sorulduğunda, mağdurların yüreklerini dağladığını, bundan dolayı konuşmadıklarını belirtti.
İbrahim Arslan da bu tür saldırılar için yapılan anma törenlerinde mağdurların birer figüran değil, asli unsur olmaları gerektiğini vurguladı.
Cinayetler olduğunda ilk olarak yakınlarının suçlanmaması gerektiğine işaret eden Arslan, insanlardan acıma değil, mağdurların arkasında durmalarını istedi. Arslan, devletin görevinin mağdurlara hızlı bir şekilde yardım etmek olması gerektiğini de sözlerine ekledi.
ha-ber.com












Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!