SPD, ABD ile ticaret anlaşması için tabanı ikna çabasında

Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Merkezi Willy-Brand-Haus’da Avrupa Birliği’nin (AB) Kanada ve ABD ile imzalaması gündemde olan serbest ticaret anlaşmaları hakkında konferans düzenlendi.

Genel Başkan Sigmar Gabriel ve Meclis Grubu Başkanı Oppermann anlaşmaların önemini dile getirdi. Gabriel, anlaşmaların yapılmaması durumunda Avrupa’nın kaybeden olacağını savundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) Kanada ve ABD ile imzalamak istediği CETA ve TTIP serbest ticaret anlaşmaları çerçevesindeki tartışmalar devam ediyor. Emnid araştırma enstitüsünün Foodwatch isimli sivil toplum kuruluşu için yaptığı araştırmaya göre vatandaşların sadece yüzde 39’u TTIP’e olumlu bakıyor. Geçen yılın Ekim ayında bu oran yüzde 48’lerde seyrediyordu.

Genel Başkan Gabriel ise "Dünya ekonomisinde ağırlığımızın olmasını istiyorsak partnerlere ihtiyacımız var ''diyerek, bu anlaşmaların öneminden bahsetti. Ancak vatandaşlar arasındaki CETA ve TTIP’e yönelik endişe ve tedirginliğin de ciddiye alınması gerektiğini ifade eden Gabriel, bunların bertaraf edilmesi için sürecin şeffaf olmasının önemine değindi. Anlaşmalardaki yatırımcıyı koruma konusunda değişikliğin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Gabriel, "Yabancı yatırımcılar AB’li yatırımcılardan daha fazla hakka sahip olmamalı" diye konuştu.



AB Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Malmström

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, ABD ve AB arasında Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP) müzakerelerinde Türkiye'nin gözlemci olması önerisiyle ilgili, resmi gözlemci olamayan Türkiye'nin ve Türk iş dünyasının haklı endişelerinin farkında olduklarını ve her müzakere turu öncesi ve sonrasında Türkiye'yi bilgilendirdiklerini söyledi.

Berlin'de temaslarda bulunan Malmström, Federal Basın Merkezi'nde soruları yanıtladı.

AB ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesini ümit ettiğini belirten Malmström, TTIP müzakerelerinde Türkiye'nin gözlemci olması önerisiyle ilgili olarak "Belki resmi gözlemci olamıyor. Ancak Türkiye'nin ve Türk iş dünyasının haklı endişelerinin farkındayım. Biz Türkiye ile çok yakından çalışıyoruz ve her müzakere turu öncesi ve sonrasında onları bilgilendiriyoruz" diye konuştu.



Malmström, TTIP'nin tamamlanmasının ardından Türkiye, İsviçre, Norveç ve İzlanda gibi ülkelerin katılımına da açık olması konusunda "Bize yakın ekonomik ilişkileri olan ülkelerin bu anlaşmayla daha sonra katılmaları mümkün olabilir. Ancak ilk önce TTIP'yi sonuçlandırmamız lazım sonra karar vereceğiz" dedi.

Kendisini Türkiye'nin dostu olarak tanımlayan Malmström, "Ben her zaman Türkiye'nin AB'ye katılmasını savundum. Ama dürüst olursak Türkiye ile üyelik müzakerelerinin şu an için çok hızlı ilerlemediğini söyleyebiliriz" değerlendirmesini yaptı.

Malmström, bu dönemde bir veya iki faslın açılmasını ümit ettiğini, AB ve Türkiye'nin bu kapsamda ticari ilişkilerini ve Gümrük Birliği'ni geliştirerek ilişkileri genel olarak derinleştirebileceğini dile getirdi.

Berlin ziyareti kapsamında çok sayıda Alman kuruluşunun temsilcisiyle bir araya geldiğini ifade eden Malmström, "Endişeler olduğunu anlıyorum. Alman vatandaşlarına ve diğerlerine şunu demek istiyorum: Avrupa'nın temel değerlerinden vazgeçmiyoruz" şeklinde konuştu.

TTIP'nin tüketicilerin haklarını baltalamasına izin vermeyeceklerini, tüketicilerin ve gıdaların korunmasını sağlamaya çalışacaklarını kaydeden Malmström, "Genetiği değiştirilmiş ürünlere veya hormonlu ete izin vermeyeceğiz. Umarım daha fazla bilgi üzerinde yürütülen bir tartışma olur" dedi.

ha-ber.com