ha-ber.com
“Kürtlerin AB ülkelerine iltica başvurusunda artış var”
Alman Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen, “2 Haziran sonrasında da Türkiye Almanya ilişkilerinde köklü bir değişiklik olmayacak. Kürtlerin AB ülkelerine iltica başvurusunda artış var” dedi.
1915 Ermeni Soykırımı önergesi Alman Federal Meclisi’nde 2 Haziran tarihinde oylanacak. Hıristiyan Birlik (CDU/CSU), SPD ve Yeşiller Partisi tarafından birlikte hazırlanan ve „ 101 yıl önce Ermeniler ve diğer Hıristiyan azınlıkların soykırımının anılmasına” ilişkin önergeye Sol Partinin de destek vereceği belirtiliyor.
Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen Federal Meclis’ de ( Bundestag) gündeme ilişkin sorularımızı yanıtladı.
2 Haziran’da Federal Meclis’ de oylama sonrası Türkiye-Almanya ilişkilerinde herhangi bir gerilimin yaşanması bekleniyor mu?
Dağdelen: Alman parlamenterlerin bu kez Türkiye’nin baskı politikasına boyun eğmeyecekleri kanaatindeyim. Hem 1915 olayları soykırım olarak nitelendirilecek, hem de Alman İmparatorluğu’nun suç ortaklığı kabul edilecek. Bu anlamda Türkiye’nin geçmiş ile yüzleşmesi, inkâr politikalarına son vermesi bakımından bu önergeyi önemsiyorum. Ayni zamanda Türkiye’deki Ermenilerin, Ermenilerle Türklerin barışması, bira araya gelmeleri ve kardeşlik ortamının dogmasına zemin hazırlaması bakımından da önemli bir adim olacak 2 Haziran’daki oylama. Türkiye’nin yapamadığını Almanya gerçekleştirmiş olacak.
Alman Meclisi’nden önergenin kabul edilmesinden sonra AKP hükümeti dolayısıyla Türkiye bu kararı nasıl karşılayacak?
Dağdelen: Retorik anlamda tepkiler olacak. AKP’li politikacılar kendi seçmenlerine yönelik vitrin konuşması yapacaklar. Ancak ciddi anlamda diplomatik bir krizin yaşanacağını zannetmiyorum. Türk-Alman ilişkileri uzun tarihsel sürece dayanmakta. Ortak çıkarlar var. Ekonomik işbirliği vs. Merkel hükümetinin desteğinden dolayı Erdoğan uluslararası araneda mülteci anlaşmasından dolayı Almanya ile yoğun ilişki içerisinde. Bu ilişkinin devam edeceği kanaatindeyim. Türk-Alman ilişkilerinde köklü bir değişiklik olmayacağını ve herhangi bir gerilim yaşanmayacağını düşünüyorum.
2 Haziran’daki Meclis oturumunda Sol partinin tavrı ne olacak?
Dağdelen: Önergede soykırım ibaresi geçerse, Alman İmparatorluğu’nun soykırım islediğine dair suç ortaklığı yine aynı şekilde önergede yer alırsa, sadece Ermenilere değil diğer azınlıklara yönelik bir soykırım işlendiği ibaresi yer alırsa Sol Parti Meclis Grubu olarak önergenin desteklenmesi gerektiğini savunacağım.
„ BU KOŞULLAR ALTINDA VİZE MUAFİYETINE KARŞI ÇIKILMASI GEREKİR“
Mülteci anlaşması kapsamında vize muafiyetini Sol Parti olarak destekliyor musunuz?
Dağdelen: Sol Parti 1963 anlaşmasından bugüne kadar vize muafiyetine hep olumlu baktı. Ancak su an gündeme gelen vize muafiyeti AB ve Almanya tarafından körüklenen mülteci anlaşmasının bir parçası. Vize muafiyetine evet diyen ayni zamanda Erdoğan’ın Türkiye’deki sürdürmüş olduğu baskı politikalarına, farklı düşünen insanların kriminalize edilmesine, Kürtlerin katledilmesine, basın ve düşünce özgürlüğüne uygulanan baskılara evet demiş olacak. AB ve Almanya Kürtlere karşı uygulanan bu katliama karşı susmakla suç ortaklığı yapmaktadır. Türkiye terör yasasındaki değişiklikler, bağımsız yargının oluşturulması gibi önemli konularda da üzerine düseni yerine getirmemektedir. Bu koşullar altında vize muafiyetine de karşı çıkılması gerekir.
“ SON GÜNLERDE TÜRKİYELİ KÜRTLERİN İLTİCA BAŞVURUSUNDA ARTIŞ VAR”
Vize muafiyeti olması durumunda Güneydoğu’dan çok fazla sayıda Kürt vatandaşının AB ülkelerine iltica edeceği belirtiliyor. Bu durumu nasıl görüyorsunuz?
Dağdelen: AB ve Almanya bir taraftan Türkiye’nin Güneydoğu’sundan kaçan Kürtlere vize muafiyeti getirilirse onları tehlikeli gördüklerini söylüyorlar, diğer taraftan da „Türkiye’yi güvenlikli ülke“ olarak değerlendirmek istediklerini belirtiyorlar. Bu şekilde bir anlayış olursa Türkiye’den siyasi nedenlerden dolayı hiçbir vatandaşın iltica başvuruları kabul edilmeyecek. Alman İçişleri Bakanlığı’nın 2016 Nisan ayın raporuna göre Türkiye’den gelen vatandaşların iltica başvurusunda müthiş derecede yükselme var. Bunların yüzde 90'i Kürt vatandaşı. Çünkü o bölgelerde katliam var. Pervasız bir politika izlenmekte. Vize muafiyeti adına oradaki katliama AB ve Almanya tamamıyla sessiz kalmakta ve Erdoğan’ın politikalarına boyun eğmektedir. Mülteci sayısı azalana kadar da AB ve Almanya Erdoğan’a boyun eğmeye devam edecekler.
Bazı İnsan Hakları Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü raporlarına göre Türkiye’ye geçmek isteyen Suriyeli mültecilere Türk güvenlik güçleri tarafından ateş edildiği iddia ediliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Dağdelen: Büyük bir skandal. Alman hükümeti İçişleri Komisyonunda geçtiğimiz hafta Müsteşara bu konuyu sordum. Sınırda mültecilere karşı silah gücü kullanıldığı belirtiliyor dedim. Bu konuda Almanya olarak ne yapıyorsunuz diye Müsteşara sordum. Müsteşar da „“Türk makamlarına konuyu sorduk, böyle bir şeye rastlamadık“ seklinde yanıt verdiler. Türkiye şiddet uyguluyor, soruyu onlara soruyorlar. Oysa bu tür kurumlar bilimsel çalışmakta ve referansları güçlü. Bağımsız BM denetiminde Araştırma Komisyonları oluşturulmalı. Aksi takdirde gerçekler ortaya çıkarılamaz.
İSID'e karşı Almanya ve Türkiye gerekli mücadeleyi veriyor mu?
Dağdelen: Alman hükümeti bölgeye silah satıyor. Türkiye’de sokağa çıkma yasağının ilan edildiği kentlerde kullanılan keskin nişancı silahlar, tank malzemeleri vs. gibi silahların çoğu Almanya’dan gitme. Silah satışları Türkiye’ye ve Ortadoğu ülkelerine yoğun bicimde devam etmekte. Bu silahlar Kürtlere karşı kullanılıyor ve Alman hükümeti buna göz yumuyor. 1992 yılında dönemin Başbakanı Kohl ve dönemin FDP`'li Dişilikler Bakanı Hans- Dietrich- Genscher Cizre’de katliam yaşandığında bir süre Türkiye’ye silah satışını durdurmuşlardı. Şu an mevcut CDU ve Sosyal Demokratlardan oluşan SPD koalisyonu onlar kadar onurlu politika izleyemiyorlar. Çünkü SPD'nin silah endüstrisi ile iyi ilişkileri var.
ISID ile mücadeleye gelince…
Türkiye Rojava bölgesinin bulunduğu yerde Suriye sinirini kapamış durumda. Oysa Kobani ile Afrin arasındaki İslamcıların, cihadistlerin olduğu yerlerde sinirleri açık tutuyor. Neden açık? Silahların gönderilmesi, yeni cihadistlerin o sinir üzerinden Suriye’ye giriş çıkışları, ISID militanlarının Türkiye’ye petrol sevkiyatını gerçekleştirmesi ve uluslararası pazarda kara ticaretini devam ettirmesi gibi nedenlerle siniri açık tutuyor. Bütün bunları New Yorks Times gazetesi yazdı. Bu ilişkiler hala devam ediyor. Cihadistlere karşı en büyük mücadeleyi Kürtler vermekte. Cihadistleri Kürtler ile savaştırmakla Erdoğan hükümeti ISID'e en büyük yardımı yapmış oluyor.
Hakkında fezleke hazırlanan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin ikinci turu yarın TBMM’de gerçekleştirilecek. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Dağdelen: Açık ve net şu ki Erdoğan bu gidişle başkanlık sistemini elde edecek. Erdoğan’ın tek derdi muhalefeti, HDP'yi parlamenterden atabilmek. Erdoğan Türkiye’deki kardeşliği sabote etmektedir. Erdoğan HDP’lilere size parlamentoda hiçbir şey yaptırmayacağım mesajını veriyor. Erdoğan Kürtlere karşı bir taraftan silahlı mücadele yürütüyor diğer taraftan da milletvekillerinin siyasal mücadelesini engellemek istiyor.
ha-ber.com/Süheyla Kaplan/Berlin











Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!