
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 18 Temmuz 2026
Ha-ber.com
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imza attığı kararla Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekmesi “Anayasa’ya aykırılık ve yetki aşımı” eleştirilerini de beraberinde getirdi. Erdoğan’ın gelecekte Birleşmiş Milletler’den ayrılma gibi olası adımları da tartışma konusu.
Türkiye, 11 Mayıs 2011’de “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen uluslararası “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin ilk imzacı ülkesi olmuştu. İstanbul’da taraf olunan sözleşmeye ilişkin o dönemki AKP hükümeti dolayısıyla Erdoğan’ın imzasını taşıyan kanun tasarısı, TBMM’ye sunulmuştu.
Sözleşme, 24 Kasım 2011’de 6251 sayılı Kanun olarak TBMM Genel Kurulu’nda yapılan açık oylamada, şimdiki iktidar cephesi AKP ve MHP’nin de desteğiyle 246 milletvekili oyu ile kabul edilerek yasalaşmıştı.
Şimdi TBMM’de kabul edilmiş uluslararası sözleşmeden sadece Erdoğan’ın kararı ve imzasıyla Türkiye’nin ayrılması, hukuki tartışma yarattı.
Tartışmada Erdoğan’ın Türkiye adına tek başına her türlü uluslararası taraflılık durumunu sona erdirme yetkisine sahip olması durumunda, örneğin Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğinden çekilme, Lozan Antlaşması’ndan imza çekme gibi pek çok adımı atabileceği gündeme taşındı.
Tartışmada bu adımın TBMM’nin yasama yetkisini gasp edip-etmediği de ele alınıyor. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Erdoğan’ın kendisine, kendi kararıyla uluslararası sözleşmeler ile ilgili yetki vermiş olması, Anayasa’nın 90’ncı maddesi gibi hükümlerine aykırı olduğu belirtilerek, tepkiyle karşılanıyor.
Erdoğan’ın kararının Temmuz 2018’de yayımlanan 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3’ncü maddesine dayandırılmasını, hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen değerlendirdi.
Ersan Şen, “İstanbul Sözleşmesi; ‘Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma’ başlıklı Anayasa’nın 90’nın maddesi birinci ve beşinci fıkraları uyarınca, 6251 sayılı Kanun ile onaylanıp uygun bulunduğundan, bu sözleşme ve kanunla ilgili tasarruf yetkisi TBMM’ye aittir’’ dedi.Şen, anayasanın 104’üncü maddesi 17’nci fıkrası uyarınca da bu konuda Cumhurbaşkanı’nın yetkisi sınırlandırılmıştır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı’nın sözleşme fesih yetkisine iç hukukta dayanak olmadığını kaydeden Şen, Cumhurbaşkanı’nın sadece yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabileceğini işaret etti.
Anayasa uyarınca TBMM’nin milletlerarası antlaşmaları uygun bulma yetkisi olduğunu vurgulayan Şen, “Anayasa 90’ncı maddesi ikinci ve üçüncü fıkralarında, istisnai olarak TBMM’nin yetkisi dışında bırakılan uluslararası sözleşmeler sayılmıştır ki, bunların arasında temel hak ve hürriyetleri ilgilendiren sözleşmeler sayılmamıştır. İstanbul Sözleşmesi; Anayasa 90’ncı maddesi ve 104’ncü maddesinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesine konu edilemeyecek bir uluslararası sözleşme niteliğine sahiptir. Bu nedenle; İstanbul Sözleşmesi’nin, Cumhurbaşkanı Kararı ile feshedilmesi İdare Hukuku açısından fonksiyon gaspı olarak değerlendirebileceğinden, bu işlem yetki unsuru yönünden sakat gözükmektedir” açıklamasını yaptı.
Mevcut sistemdeki “denetim” sorununu da işaret eden Şen, yazılı değerlendirmesinde, “Cumhurbaşkanı kararları Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olmadığından ve bireysel başvuru için gereken bir bireysel işlem de sayılamayacağından, Cumhurbaşkanı Kararı’na karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamayacaktır. 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de davaya konu edilemez. Bu Kararname, sadece Karara hukuki dayanak kılınmıştır. İstanbul Sözleşmesinin feshi Anayasaya aykırı olduğundan, Sözleşme’nin feshini öngören Cumhurbaşkanı Kararına karşı 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. Maddesi uyarınca, Yürütme’nin durdurulması talepli olarak Danıştay’da iptal davası açılabilir. Anayasaya göre, İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanması ve tatbikinin durdurulması veya sonlandırılması TBMM kararı ile mümkündür” görüşünü aktardı.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!