Kuzey Bavyera Türk-Alman Kadınlar Kulübü kurucusu ve onursal Başkanı Gülseren Suzan Menzel, Kadına karşı şiddetle mücadele günü için bir bildiri yayınladı. Kuzey Bavyera Türk-Alman Kadınlar Kulübü kurucusu ve onursal başkanı, aynı zamanda Bavyera ve Fürth Belediyesi onur madalyalı, Gülseren Suzan Menzel, Kadına Karşı şiddetle mücadele gününde (25 Kasım) konu ile ilgili bir bildiri yayınlandı. Gülseren Suzan Menzel Menzel’in yazısı şöyle: Dünyada her dört kadından biri şiddet görüyor, Avrupa’da da, Almanya’da da durum böyle maalesef! Türkiye’de caydırıcı olur diye, cezaların artırılmasına rağmen, TBMM ‘Genel Kurul Raporu ve kadın örgütleri kadın cinayetlerinin ve kadına karşı şiddetin arttığını söylüyor. Bana göre, cezaları yükseltmektense, farkındalığı arttırmak için aile içi eğitime, değer yargılarını düzeltmeye yönelik aileleri bilgilendirmeye önem verilmelidir. Örneğin insanlar evlenir, anlaşamazlarsa ayrılabilmelidir, kimse kimsenin malı veya kölesi değildir! „Namus, iffet “kavramları nedir? Toplumdaki önemli değer ölçüleri, iyice anlatılmalı ve bu gibi konulara ağırlık vermek, ceza yükseltmekten daha faydalı ve de daha caydırıcı olacaktır, diye düşünüyorum. İstanbul sözleşmesi de kadına karşı, insana karşı her türlü şiddeti her alanda önlemeye yöneliktir ve bu alanda resmen devletlere yol haritası çizme ve denetleme imkânı sağlıyor. Anayasa ve hukuk çerçevesinde hazırlanmıştır ve bu görüş muhafazakârlar tarafından da kabul görmüştü ve muhafazakâr hükümet tarafından da kabul edilerek, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı şehirden, İstanbul’dan adını alarak‚ “İstanbul sözleşmesi" adı altında bu anlaşma 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalanmıştı ve 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından da onaylanmıştı. Her görüşten kadın dernekleri bu sözleşmeyi desteklemiş ve bu alanda güçlü girişimler başlatılmıştı. Kadın Destek Uygulaması, kısa adı KADES, olan güzel bir proje de bu çerçevede, İçişleri bakanlığı tarafından, 2018 yılında uygulamaya konulmuştu. Peki ne oldu da bu sözleşmeye imza atan, aynı hükümet, bu kararını anlaşmanın 10’cu yılında bozmak zorunda kaldı? Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) üzerinden cemaatler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yüklendiler, savaş açtılar ve şunları iddia ettiler: Kadına karşı şiddetle mücadele günü -Bu sözleşme aileyi dağıtacak, -Bu sözleşme eşcinsel evliliklerine yol açacak, -Bu sözleşme eşcinselliği arttıracak, Sözleşmede bunlarla ilgili herhangi bir madde yok, ancak bu görüşleri savunmak dindarlık oluyor, İstanbul Sözleşmesi'ni savunmak ise dindarsızlık olarak algılanıyor! Bu sözleşme Anayasa gereği, iç hukuktan üstündür, mecliste onandı. Ancak Iç hukuk yeterlidir, yabancı sözleşmelere ihtiyacımız yoktur, düşüncesi ile geçen sene, İstanbul Sözleşmesi'ndeki 80. mad. - isteyen devlet sonradan da isterse sözleşmeden vazgeçebilir - maddesinden yararlanılarak, 20 Mart 2021’de Türkiye bir Kararname ile sözleşmeden çekildi. Danıştay yapılan tüm itirazları inceledi hukuka uygun buldu. Kadın Kuruluşları her fırsatta İstanbul Sözleşmesi’ni geri istiyor, bu konu ile ilgili bilgiler şimdilik bu kadar. 25.Kasım Uluslararası şiddete karşı aksiyon günüdür. Bu nedenle biz kadınlar düşüncelerimizi yineliyoruz! - Şiddete HAYIR diyoruz ve şiddetin yok edilmesi için gereken yapılmalı! - Namus adına öldürmeye, suç işlemeye HAYIR! - Anlaşmazlıklarda olay yerinden uzaklaşmak yerine, ilk yumruğu atan, fikirlerinin yetersizliğini, zayıf karakterli olduğunu kabul etmiştir! - İran’daki kadınların mücadelesini candan destekliyoruz, onlar hiç olmazsa Türkiye'deki gibi isteyen taksın istemeyen takmasın istiyor! - Başörtüsü takma mecburiyetine karşı yürüyen kadınlardan 5 kadın ölüme mahkûm edilmiş, bu kabul edilir bir durum değildir! Kadın ve erkek eşit değildir ama EŞİT HAKLARA sahip olmalıdırlar!
ha-ber.com/Taner TÜZÜN / NÜRNBERG