
Ha-ber.comHa-ber.comGüncellendi: 9 Temmuz 2026
Ha-ber.com
Batı ülkelerinin sömürgecilik dönemlerinde ya da savaş ganimeti olarak el koydukları ve kendi kentlerine getirerek, müzelerinde sergiledikleri antik eserlerle kültürel varlıkların asıl sahiplerine iade edilmesi yönünde yoğun tartışmalar yaşanıyor.
Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis’in Yunan Ortodoks Kilisesi’ne jest için Partenon Tapınağı’ndan Vatikan’da bulunan üç parçanın geri verilmesi talimatı, 2020’de Fransa Parlamentosu’nun sömürge döneminde yağmalanan kıymetli eserlerin Senegal ve Benin’e geri verilmesi kararı, son olarak ise Almanların 19’uncu yüzyılda Benin Krallığı’ndan kaçırılan ve "Benin Bronzları" diye bilinen binlerce eserden bazı parçaları geri göndermesi bu konudaki tartışmaları alevlendirdi.
Berlin Eyaleti Çeşitlilik ve Ayrımcılıkla Mücadeleden Sorumlu Müsteşarı Saraya Gomis’in, Berlin’de sergilenen Bergama Sunağı’nın iade edilmesi gerektiğini söylemesi, konuya Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir boyut kazandırdı.
"Dünyanın diğer bölgelerinden gelen tüm kültürel ürünler bize ait değil, burada yasa dışı olarak bulunuyorlar" diyen Gomis, 1930’lu yıllardan bu yana Berlin’de kendi adını taşıyan devasa müzede sergilenen Bergama Zeus Sunağı’nın ve yine Berlin’deki Neues (Yeni) Müzesi'nde sergilenen Firavun Amenophis’in eşi Nefertiti büstünün de iade edilmesi gerektiğini belirtti.
Gomis bu taleplerini, Almanya ve diğer Batılı ülkelerin sömürgeci geçmişle hesaplaşma süreci ile gerekçelendirdi. Gomis’in bu bağlamda referans olarak gösterdiği Benin Bronzları, Almanya ile Nijerya arasında geçen yıl 25 Ağustos'ta imzalanan ve 1000’den fazla bu tür değerli eserin geri verilmesini öngören anlaşma kapsamında 21 Aralık’ta Nijerya'nın başkenti Abuja'da düzenlenen törenle teslim edildi.
Söz konusu her iki eser de Berlin’de turistlerin en çok ilgi gösterdiği eserler arasında yer alıyor ve sergilendikleri müzelerin dünya çapında en önemli parçaları olarak tanınıyor.
Zeus Tapınağı’nın bulunduğu Bergama Müzesi’ni yöneten Prusya Kültür Mirası Vakfı, Gomis’in talebiyle ilgili yaptığı kısa açıklamada, eserin Osmanlı dönemi yöneticileri tarafından o zamanki Alman İmparatorluğu’na satıldığını ve bunun 1878 yılında imzalanan bir anlaşmayla da belgelendiğini ifade ederek, bu öneriye kendi açısından nokta koydu.















Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!