
0 görüntülenme
BİLGİ TOPLUMU OLMAK
Mustafa Kemal'in önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nın askeri kısmının başarıyla tamamlanmasının ardından, yine onun önderliğinde başlatılan aydınlanma savaşı, günümüze kadar süregelmiş ve daha da sürecektir.
Türk Aydınlanması olarak adlandırılan Kemalist devrimin hedefi; ümmet olarak sadece buyruklara uyma zorunluluğunda olan Türkiye insanına, birey olmanın gereğinin bilinciyle, düşünen, özgür ve çağdaş olmanın değerini kavratmak ve o değerlere sahip çıkmayı öğretmekti.
Bu değerlere ulaşabilmenin tek yolu; bilen, hep öğrenen bireyler ve onların oluşturacağı bilgili bir ulus olmaktır.
Yani, '’bilgi toplumu'’ olmaktır.
Bu nedenle "az zamanda çok işler yapmak’’ zorunda olmanın bilinciyle devrimlerini hızla, pes peşe gerçekleştirmeye başlamıştır.
Cumhuriyeti kurar kurmaz, eğitime öncelik ve ağırlık vermesi o nedenledir.
Tebeşiri eline alıp harf devrimini gerçekleştirirken, okuma-yazma seferberliğini başlatırken, Öğrenim Birliği Yasası'nı getirirken, kafasındaki bilgi toplumu oluşturma hedefine ulaşacağına inancı tamdı.
Halkevleri, halk odaları birer kültür yuvaları olmuştu:
Buralarda okuma-yazma kursları ile kadını-erkeği her yaşta okuma-yazma öğrenirken, bir tarafta tiyatro oyunları sahneye konuyor, birçok değerli yapıtların çevirisi yapılıyordu.
Erkekler başındaki sarığı, kadınlar üzerlerinden kara çarşaflarını atarken o, uzun ve bıktırıcı savaşların verdiği umutsuzluğun yerine; güvenli, öğrenmeye ve yeniliklere sarılan halkının sözcüsü oluyor,
“Yurtta barış, dünyada barış" söylemi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ideolojisini tüm dünyaya ilan ediyordu.
"Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir’’ sözü rastlantı değildir.
Bilime sırtını dönen imparatorluğun, dağılışının canlı şahidiydi.
Tekniğin ülkeye girmemesi için verilen fetvalar, Türk insanini cehaletin karanlıklarına tutsak etmişti.
Bilgi ve bilimin yolunu açarak, ulusunu hak ettiği “çağdaş uygarlıklar seviyesine’’ ulaştırmak istiyordu.
Önce dilini konuşmak, kendi tarihini bilmek gereğiyle, Türk Dil Kurumu'nu, Türk Tarih Kurumu'nu ve Talim Terbiyeyi kurdu ve onlara özerklik verdi.
Artık Türkiye'de bilgili insan saygı görüyordu.
Bilgi, tüm değerlerin önüne geçmişti.
Ancak bilen, bilgili insan, yurduna ve ulusuna yararlı olabilirdi.
Emperyalizm, kendi sömürü düzenlerine büyük bir engel görüyordu.
O nedenle Siyasal İslamcı AKP’yi, ırkçı MHP’yi desteklemekteler.
Bilgi toplumunun en önemli özelliği, eşitlikçi toplum anlayışıdır.
Bilgi toplumunda insanlar ürettiği kadar üretimden pay alırlar.
Bir toplumda bu sağlanırsa toplumsal barış da sağlanmış olur.
Eşitlikçi topluma ulaşmanın tek yolu da bilgiye önem verilmesi ile olanaklıdır.
Türkiye'de, toplumsal uzlaşma, toplumsal barış yalnız bilgili toplumuyla sağlanır.
O nedenle, aydınlar, Laik Cumhuriyetten yana olanlar
Özellikle Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu siyasi olgusu
Cumhuriyet Halk Partisi CHP yöneticileri
Kişisel hırsları bir tarafa bırakarak birbirleriyle değil
Birlikte; gerici, ırkçı, işbirlikçi iktidara karşı mücadele etmelidirler.
Amasız, fakatsız, umarsız halka umut olmalısınız
Yarın çok geç olabilir
Hemen şimdi!
YILDIZ AKALIN





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…