Gülmeye Her Zamankinden Daha Çok İhtiyacımız Var.
Toplum olarak zor günlerden geçiyoruz. Ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısı, adalet tartışmaları ve hayat pahalılığı insanların omuzlarındaki yükü her geçen gün artırıyor. Evlerde geçim derdi konuşuluyor, gençler gelecek kaygısı taşıyor, emekliler yaşam mücadelesi veriyor.
Böylesine ağır bir gündemde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de birkaç saatliğine olsa dertlerini unutabilmek ve gülebilmektir.
Ne yazık ki bugün Türkiye'de gülmek de, güldürmek de neredeyse cesaret isteyen bir işe dönüştü.
Tahammül Neden Bu Kadar Azaldı?
Bugün sokakta, trafikte, pazarda, hastanede ve toplu taşımada insanlar birbirlerine karşı daha öfkeli, daha sabırsız ve daha tahammülsüz davranıyor. Gençler arasında bile hoşgörünün yerini zaman zaman öfke ve kutuplaşma alıyor.
Elbette bunun tek bir nedeni yok. Ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı, toplumsal kutuplaşma ve sürekli yaşanan gerginlikler insanların ruh hâlini de etkiliyor. Ancak bütün bunlar, birbirimize saygı göstermemizin ve farklı fikirlere tahammül etmemizin önemini değiştirmiyor.
Mizah Toplumun Aynasıdır
Son günlerde Deniz Göktaş hakkında yaşanan süreç, ifade özgürlüğü ve mizahın sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.
Türkiye, güçlü bir mizah geleneğine sahiptir. Cem Yılmaz, Ata Demirer, Yılmaz Erdoğan, Tolga Çevik, Şahan Gökbakar gibi usta isimlerin ardından bugün Hasan Can Kaya, Doğu Demirkol, Mesut Süre, Baturay Özdemir, Feyyaz Yiğit ve Deniz Göktaş gibi genç kuşak komedyenler de insanları güldürmeye, düşündürmeye ve topluma ayna tutmaya çalışıyor.
Avrupa ile Aramızdaki En Büyük Fark
Avrupa'nın birçok ülkesinde siyasetçiler, sanatçılar ve kamuoyunda tanınan isimler mizahın konusu olabilir. İnsanlar her espriyi beğenmeyebilir; eleştirir, karşı çıkar, hatta protesto eder. Ancak çoğu zaman buna hukukun ve ifade özgürlüğünün sınırları içinde yaklaşılır.
Demokrasinin gücü, yalnızca seçimlerden değil; farklı düşüncelerin, sanatın ve mizahın özgürce var olabilmesinden de gelir.
Atatürk'ün Sanata Verdiği Değer
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, sanatın önemini şu sözleriyle anlatmıştır:
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."
Sanatçının toplumdaki yerini ise şu sözlerle ifade etmiştir:
"Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat sanatkâr olamazsınız."
Kahkahasını Kaybeden Toplum Mutlu Olamaz
Hiç kimse her yapılan mizahı beğenmek zorunda değildir. Ancak bir toplumun gelişmesi için eleştiriye, sanata ve mizaha alan açması gerekir.
Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey; birbirimizi düşman gibi görmekten vazgeçmek, farklı düşüncelere saygı göstermek, yeniden konuşabilmek ve yeniden gülümseyebilmektir.
Çünkü kahkahasını kaybeden bir toplum, zamanla umudunu da kaybeder.
Temel IŞIK / ha-ber.com






Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…