AfD’nin Gönüllü Mahalle Muhafızları – Silahlı sopalı milis gücüne hazırlık mı? 

Bilindiği gibi 06 Eylül 2026 Pazar günü Almanya’nın Saksonya Anhalt eyaletinde Eyalet Meclisi Seçimi yapılacak. Kamuoyu yoklamalarında sağ ırkçı, ayrımcı parti AfD’nin (Almanya için Alternatif) %40 üzerinde oy alacağı görünüyor. Partinin ırkçı, ayrımcı, göç ve göçmen düşmanı, baskıcı ve neoliberal programı biliniyor olmasına rağmen, ya da belki de tam da bu nedenle, oy aranı giderek artıyor. Hatta Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller %5 engeline takılıp meclise giremezlerse mecliste sandalyelerin salt çoğunluğuna ulaşıp tek başına hükümet kurma olasılığı bile var. Anılan eyalette sadece 2,1 milyon nüfus yaşasa ve bir eyalet hükümetinin federal siyasal sistemde köklü değişiklikler yapmasına olanak olmasa da, AfD’nin tek başına hükümet kurması demokratik sistemin sonunun başlangıcı olarak görülebilir. Örneğin ırkçı ayrımcı bir Eyalet İçişleri Bakanı Yabancılar Hukuku’nun kendisine tanıdığı takdir yetkisini devamlı yabancılar aleyhine kullanarak onların yaşamını dayanılmaz hale getirebilir. 

AfD’nin Eyalet Hükümet Programı (dikkat ediniz, Seçim Programı değil!) kamuoyunda çeşitli yönleri ile tartışıldı. Bu yazıda Hükümet Programında kısa bir yer alsa da bir o kadar tehlikeli olduğunu düşündÜğümüz bir hususa dikkat çekmek istedik: 

Gönüllü Mahalle Muhafızları (Bürgerwacht) 

Konu programın 112-113. sayfalarında yarım sayfa olarak işlenmiş. Özellikle köy ve kasaba gibi yerel yerleşim birimlerinin eskilerde olduğu kadar temiz, düzenli ve güvenli olmadığından yola çıkılıyor. Bu yüzden güvenlik sistemine polis ve zabıta birimlerinin yanında bir üçüncü unsur eklenmesi öneriliyor: Gönüllü Mahalle Muhafızları (Bürgerwacht). Mahalle Muhafızlarının polis ve zabıtaya yardımcı olmaları, bütçeye ek yük olmadan güvenliği sağlamaya katkıda bulunmaları öngörülüyor.

İlk bakışta masum bir istek gibi görünen Mahalle Muhafızları aslında devlet içinde devlet olma potansiyeli taşıyor. Partinin yandaşlarından oluşturulacağı şüphesiz olan bu grup aynı zamanda devlet yetkisine de sahip olunca siyasal rakiplerine şiddet uygulayan, silahlı bir milis gücüne dönüşebilir. Komşunun komşuyu ihbar ettiği bir polis devleti oluşabilir. Eyaletin bazı kesimlerinin günümüzde ırkçı sağcı saldırgan gruplar tarafından kurtarılmış bölge ilan edilmiş olması yaklaşan tehlikenin büyüklüğünü göstermektedir. Unutulmamalıdır ki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) 1933 yılında sadece seçim kazanarak değil SA gibi milis güçlerinin resmen yardımcı polis olarak tanınmasını takip eden devlet terörü sayesinde dikta rejimini kurabilmiştir.

Bu nedenlerle bu gibi sinsi girişimlerin gerçek yüzü demokrat kesimlerce ortaya çıkarılarak önü kesilmelidir.

Remzi Uyguner