LAİK EĞİTİMİN RUHUNA FATİHA 19 Eylül 2014. T.C. Balıkesir İli, Ayvalık İlçesi, Mecit Ataklı İlkokulu’nun bahçesi, laik eğitim sisteminin katledildiği gün olarak geçti cumhuriyet tarihimize. Bundan ötesini gördük. O denli duyarsızız ki; daha ötesini göreceğimizden hiç kuşkum kalmadı. Bu resim daha iki gün öncenin. Finike’deki 4 köy okulunun ikisinde köy imamı, ikisindeyse eşleri ders vermeye başlamışlar. Köy okullarından birinde eğitim veren imamın eşinin derslere çarşafla ve yüzü tamamen kapalı şekilde girdiği ortada. Öte yandan imam eşinin pedagojik formasyonu yokmuş ve ilahiyat mezunuymuş. Ne gam? Finike İlçesi'nin Millî(!) Eğitim Müdürü bu olayı olarak değerlendirmiş. 3 Mart 1924 Hilafetin kaldırıldığı ve Eğitim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) yasasının kabul edildiği, Bu tarih; eğitim sistemini yetiştirmeye dönük olarak işleten ve ülkeyi 19 yıldır yöneten anlayışın sonucu olarak, artık, bir mezar taşı yazısından başka bir anlam taşımıyor. Bize de ruhuna Fatiha okumak düşüyor. Öyle mi? Başlığın altındaki fotoğraf, laik eğitimin köküne kibrit suyunun döküldüğünün fotoğrafıdır. Resim değil burada gördüğümüz, fotoğraf... Resimde sanatçının duygu dünyası da yansır bakana. Bu fotoğraf... Burada sanat da yok, sanatçı da... Gazetecinin fotoğraf makinesi ve onun objektifine takılanlar var salt. Okulun bahçesindeki kara çarşaflı kadın da bir öğrencinin annesi değil. Okula eş durumundan atanan bir öğretmen. Öğretmen (!) Elif K. Başbakanın değil, bacısı, bacılarından biri. Bu hanımın eşi de öğretmenmiş. Merak bu ya! Acaba; o arkadaş da sarıklı, cüppeli ve poturlu mudur okuldaki görevine gelirken? Yoksa markalı takım elbise, markalı gömlek, markalı kravat, markalı ayakkabı mı vardır bademinki gibi üstünde? Merak bu! İnsanın başına ne gelirse ya meraktan... Gerisi terbiye sınırlarını çok aşan bir deyimin devamı. İlk bademin aklına düşmüştür. Antalya de kız öğrencilerinin okula etekle gelmelerini yasaklamış. Nedeni sorulduğunda da diyesiymiş. Bu müdür, kesinlikle kızlar merdivenlerden iner çıkarlarken merdiven başında durmuş ve görgü tanıklığı yapmıştır. Yoksa nereden bilecek kızların bacak aralarının göründüğünü? Akılları iki bacaklarının arasında bunların. Adamın aklı hep apış arasında. Heykel görüyor, aklı orda. Resme bakıyor aklı orda. Günün birinde, okullar açılırken, Dinî, (Millî diyecektim, dilim sürçtü, affola!) Eğitim Bakanı nin kitapçıklar dağıtmıştı küçücük, minnacık, mini minnacık bebelere. Afgan terörist ’ı öven, kapağında elinde silah tutan bir küçük çocuk resmi de bulunan kitaplar armağan etmişti. Sonra da yaptığının ardında durmuştu kale gibi. Eeee! Ne de olsa r bir gençlik sevdasındalar ya bu ileri demokratlar. Adam işinin erbabı! İmam ve cemaat uyumu sizin anlayacağınız. İmam şeriatçı teröristi örnek gösterirse, cemaat da kara çarşafla yapar şovunu. Eşyanın doğası diyoruz biz buna. Sözün özü: Üzerimize ölü toprağı atmışlar bizim. Ne ses var ne soluk... Usta ustalığını bir kez daha gösterdi. Toplum uyutulurken yaptı bir kez daha yapacağını. Biz ne mi yapıyoruz?