Başlıktaki sözcük sizin de dikkatinizden kaçmamıştır. Sözcüğün doğrusu ateisttir. Bir yazım yanlışı sonucu olması gereken değil de, başka bir harf kullanılınca ataist olmuş. Bu yanlışı yapan, sağ olsun, bilmeden dilimize son derece anlamlı bir sözcük kazandırmış. Dilerim tutar ve yerleşir dilimize. Nerede mi gördüm? Facebookta! Şimdi de “Nasıl yani?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Şöyle. Bir arkadaşımız sayfasında Endülijans İşportacıları ve Çanakkakale Zaferi başlıklı bir yazı paylaşmış. Konu Çanakkale Savaşları. Bu konuda görüş açıklayan Cüppeli Ahmet; evet, yanlış okumadınız ta kendisi,  diyesiymiş. Bu ihlas ile okunursa, istekler gerçekleşir, sıkıntılar tükenir, hastalıklarından kurtulunurmuş. diyesiymiş. Vakit namazlarının  ardından 11 kez okunursa, kişi geçim sıkıntısına düşmez, Allah katında derecesi ve mertebesi yükselirmiş. Bu saçmalık buraya kadar! Meraklıları duayı da, Türkçe anlamını da bulabilirler, gerek duyarlarsa. Konumuz başka. Paylaşılan bu yazıyı okuyan bir arkadaşı paylaşana şöyle bir şey soruyor: Paylaşımcının adı bende kalsın; Ne kadar güzel bir sözcük değil mi?   diyecekken, bir yazım yanlışıyla demiş. İyi de etmiş. İnsanlar ateist olabilirler. Bu onların özgür kararlarıdır. Ama; insanlar ataist de olabilirler. Bu da özgürce alınan bir karardır. Ateist olmak için dine ve kurallarına inanmamak yeterliyken, ataist olmanın kuralları var. Onlara uymayanlar ataist olamazlar. Ataist olmanın kuralları mı? Onlar şöyle: Ulusçuluğu (milliyetçiliği); sınırlarötesi bir amaç olarak gözetmeyen, ırkçılığı kesinlikle yadsıyan  bir düşünce olarak benimsediğin, aynı topraklar üstünde, benzer koşulları paylaşan insanlarımızın dışarıya karşı korunma ve dayanışma gereksinimlerini karşılayan bir düşünce olarak  anladığın zaman; Egemenlik ulusunsa; ülkenin kimler tarafından, hangi kurum ve kurallarla yönetileceğinin de ulus tarafından belirlenmesine, devletin ülkemiz halkının devleti olduğuna inandığın zaman; Ayrıcalıkları olmayan, toplum kesitlerinin tümünü halkımız olarak tanıdığın zaman; Koşullara koşut olarak; salt kurumların değil, düşüncelerin de değişmesinin gerekliliğini bildiğin, dünya görüşün olduğu zaman; Evrime kuralına inandığın zaman; Ekonomide devletin görevinin doğrudan yatırımcılık olduğu kadar, özel girişimleri de desteklemek, düzenlemek ve denetlemek olduğuna inandığın zaman; Bir çağdaşlaşma ve aydınlanma ideolojisi olan açısından laikliğin; demokrasi anlamındaki cumhuriyetçiliğin, ulusçuluğun, devrimciliğin ve halkçılığın olmazsa olmaz koşulu olduğuna inandığın zaman; Osmanlı İmparatorluğu içinde dili ve tarihi unutturulmuş, kendine güvenini yitirmiş bir halktan çağdaş, başı dik, kendisiyle gurur duyan bir ulus yaratan o büyük kurtarıcı ve kurucuya bilinçli bir biçimde bağlandın zaman; Onun izinde değil, yolunda olduğun zaman; O yolda yönün  çağdaşlığa ve aydınlığa doğru olduğunda; Ne hurafelere ne tekkelere ne cemaatlere inandığın zaman; Yaratılış konusunda dinlerin açıklamalarına ya da dogmalarına inanmadığın zaman; Yaşamın en gerçek yol göstericisi olarak bilimi tanıdığında; Onun yolunun bizi tam bağımsızlığa götüren tek yol olduğunu kabul ettiğin, hiçbir alanda bağımlılığı kabul etmediğin zaman; Yurt savunması söz konusu değilse eğer; savaşın cinayet olduğuna inandığında; İlken; sa eğer; Ulususal sınırlarımızın dışında asla gözün yoksa, diyorsan; Özgürlüklere sınır koymuyorsan; Yurttaşlarımız arasında din, mezhep, dil, etnik köken, renk ayırımı yapmıyorsan; Demokrasinin yasama, yürütme ve yargı güçlerine güveniyorsan, onlar arasındaki dengeye inanıyor ve dengeyi bozacak girişim ve uygulamlardan uzak duruyorsan, demokrasinin en önde gelen, dengeyi bozacak her girişim ve eylemin, geçmişte olduğu gibi gelecekte de  karşısındaysan; İşini ne birleşik kimi devletlere ve birliklere bırakmıyorsan; Birinci görevinin bağımsızlığımızı ve cumhuriyetimizi sonsuza değin savunmak ve korumak olduğunun bilincindeysen;