Köy enstitülü babam, öğretmenliği büyük bir yurt ülküsü olarak görürdü. Bu nedenle bu ülküyü yerine getirmenin yeri olarak yalnızca sınıfını görmezdi. Onun için yaşamın her alanı bir sınıf ve eğitim yeriydi. Eğitimin yeri ve zamanı olamazdı. Öğrenme; her durumda, koşulda, yerde yapılabilirdi. Eğitimi dört duvar arasına sığdırmak, işin doğasına aykırıydı ona göre. Yaşamın olduğu her yerde eğitim sürdürülmeliydi.
Okul dağılırdı. Çoğu zaman Hayrat’ta (O zaman bucak merkezi, şimdi ilçe) kalmaz, köyümüze giderdik özellikle bahar ve güzde. Çünkü köyde yapılacak işler vardı. Onları elbirliğiyle yapmamız gerekirdi.






Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…