Ama öyle kutlama afişleriyle, belediyenin sponsor olduğu sahnelerle, kürsüye çıkan protokol konuşmalarıyla değil. Gerçek, köklü, sarsıcı bir 1 Mayıs yaşanmalı. Meydanlarda yalnızca marş değil, öfke yankılanmalı. Emekçinin yeniden görünür olduğu, sınıf bilincinin küllerinden doğrulduğu, o meşhur zincirin bir halkasını daha kırmaya niyetli bir gün olmalı. Çünkü başka türlü bu sömürü düzeniyle baş edemeyiz.
Bugün her şeyin olduğu gibi, sınıf kavramı da metalaştı. Kavram yerinde duruyor ama içeriği eridi, anlamı buharlaştı. Hâlâ sömürenler var, hâlâ sömürülenler. Ama artık herkes aynı hayatı yaşıyormuş gibi yapıyor. Sınıf ayrımı, görünmez ama yakıcı bir duvar gibi aramızda. Üst sınıflar, sefalarını “başarı hikayesi” diye pazarlıyor; alt sınıflar ise açlığını bile mahcubiyetle saklıyor. Eskinin yoksulu, bugünün tüketim makineleri arasında kendi yoksulluğunun farkında bile değil. Bir yandan cep telefonuna gelen indirim bildirimleriyle mutlu olmaya çalışıyor, öte yandan kölelik sözleşmelerine imza atıyor.





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…