Tarih, insanlık için sadece zaferlerin ve kahramanlıkların değil, aynı zamanda acıların ve utançların da kayıtlarını taşır. 6-7 Eylül 1955 tarihinde yaşananlar, Türkiye’nin yakın tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalara kazındı. O günlerde sadece maddi zararlar değil, aynı zamanda insanların ruhlarına işleyen derin bir travma da yaratıldı. Yorgo’nun Bonmarşe dükkanı ateşe verildi; metrelerce kumaş yerlerde sürüklendi. Madam Anahit’in mücevherleri gasp edildi, Simon’un arabası ters çevrildi, Sarkis’in evi yağmalandı, Raşel’in buzdolabı camdan aşağıya fırlatıldı. Bu eylemler yalnızca maddi yıkım değil, aynı zamanda toplumun en temel değerlerine, komşuluk ve dostluk bağlarına yönelik bir saldırıydı.