Türkiye’de bazı kalemler yalnızca yazmaz; yön verir, iklim oluşturur, algı üretir. Bir köşe yazısında seçilen hedef, kurulan cümle ve tekrar edilen vurgu,  tek başına siyasal bir pozisyon hâline gelir. Bu nedenle bir gazetecinin ne söylediği, nasıl dil kullandığı kadar, neyi sürekli görmezden geldiği de önemlidir.

Bugün ülkede ağır bir ekonomik daralma yaşanıyor. İşçi grevleri büyüyor, emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor, gençler gelecek umudunu kaybediyor, çiftçi üretim maliyetleri altında eziliyor, çevre direnişleri ülkenin dört bir yanında sürüyor. Su havzaları tehdit altında, kent yoksulluğu derinleşiyor. Böylesi bir tabloda gazetecilik refleksinin öncelikle kamusal gücü kullanan iktidarı mercek altına alması beklenir.