2013 yılında CHP Avrupa örgütlenmesinde kurucu üye olarak göreve başladığım günkü heyecanı bugün de yüreğimde taşıyorum. Çünkü benim gönül verdiğim parti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
Yıllar boyunca Avrupa'da, özellikle Baden-Württemberg eyaletinde, birbirine inanan yol arkadaşlarımızla büyük bir özveriyle çalıştık. Üye sayımızı artırmak için kapı kapı dolaştık, seçim dönemlerinde gece gündüz sandıklarda görev yaptık. AK Parti, MHP ve diğer partilerin müşahitleriyle demokratik mücadele verdik. Bizim tek amacımız CHP'nin başarısı, Türkiye'de demokrasinin güçlenmesi ve Cumhuriyet değerlerinin yeniden hak ettiği yere ulaşmasıydı.
Türkiye'den gelen genel başkanlarımızı, milletvekillerimizi ve parti yöneticilerimizi büyük bir misafirperverlikle ağırladık.
Alman siyasi partileriyle ilişkiler kurduk, Avrupa'daki seçmenimizin sesi olmaya çalıştık. Engelli vatandaşlarımızı oy kullanmaları için araçlarımızla sandıklara taşıdık. Küçük çocuklarını evde bakıcılara emanet ederek seçim çalışmalarına katılan fedakâr kadınlarımızı hiç unutmadık.
Baden-Württemberg Eyalet Başkanımız Sayın Kazım Kaya başta olmak üzere birbirinden değerli siyasetçiler, hukukçular ve doktorların, sanatçıların, gazetecilerin de olduğu yönetimde görev alan arkadaşlarımızla birlikte zaman kavramını unuttuk. Bizim ne hafta sonumuz vardı ne de tatilimiz. Çünkü inandığımız dava, kişisel hesaplardan çok daha büyüktü.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü'nden seçim meydanlarına kadar demokrasi mücadelesinin bir parçası olduk. Hayalimiz; çocukların aç yatmadığı, gençlerin umutla geleceğe baktığı, hukukun üstün olduğu, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in değerlerinin yeniden güç kazandığı bir Türkiye idi.
Bugün ise büyük bir üzüntüyle izliyorum.
Kim bu düğmeye bastı da yıllarca emek veren insanları partisinden uzaklaştıracak bir ortam oluştu? Neden birbirimize kırıcı sözler söylüyoruz? Neden aynı davaya yıllarını vermiş insanlar birbirini incitiyor?




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…