Dünya Futbol şampiyonası ve bu şampiyonada Türk futbolunun aldığı sonuç bizleri hüzünlendirirken! Kadın voleybolcularımızın Çin’de elde ettikleri Dünya Milletler Ligi Birinciliği bu hüznümüzü az da olsa sevince dönüştürmüştür. 

Ben bu yazımda buradan başarı ve başarısızlıklarımızın arkasına sığınarak her hangi bir savunma, eleştiri, nede bir öz eleştiri yapmak istemiyorum, ancak dünyadaki sporun uygulanışına şöyle bir göz atıp değerlendirdiğimizde, başarıya ulaşmak için bazı ülkelerde, yolun ne kadar berrak olduğunu ve elde edilen başarıların sadece tesadüfe bağlanamadığını rahatlıkla görebiliyoruz! 

Kadın voleybol takımımızın başarılarını, özellikle son yıllarda spor alanlarında adından çok söz ettiren, benimde çok önem ve değer verdiğim bir ülkede benzer bir sistemle çalışarak yakaladıklarını söyleyebilirim. Çünkü kadınlarımızın aldığı bu başarı tıpkı bu ülkedeki sisteme benzerlikler göstermektedir! (çok sayıda yeteeki kadın voleybolcu, yatırım yapan sağlıklı kulüpler, bilimsel çalışmaların yanı sıra psikolojik destek  vs.) 

Norveç kuzey  avrupada küçücük bir ülke ve bu küçücük ülkenin son yıllardaki dünya sporundaki başarısı adeta kıskandırıyor! Yaz ve Kış olimpiyat oyunları dahil Dünya şampiyonalarındaki başarıları inanılmayacak kadar mükemmel! Norveç’in nüfusu yaklaşık İstanbulun üçte biri yani  5,6 milyon olmasına rağmen olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında sürekli başarı elde ediyor olması, nüfus büyüklüğünden çok, iyi planlanmış bir spor politikası, nitelikli antrenör eğitimi, çocuk odaklı spor kültürü, bilimsel destek ve uzun vadeli sporcu yetiştirme modeli sayesinde mümkün olmaktadır. 

Spor psikolojisi açısından bakıldığında ise Norveç modeli, performans kadar sporcunun mutluluğunu ve ruh sağlığını da merkeze koymasıyla dünyada örnek gösterilen sistemlerden biri durumuna gelmiştir. Bu yaklaşımları da, sporcularının uzun yıllar boyunca yüksek performans sürdürülebilmelerine önemli katkılar sağlamaktadır. 

Demek istediğimiz şu ki! Çocuklarımızı erken yaşta spora başlatır ancak erken uzmanlaşmaya zorlamazsanız, amacınız önce sporu sevdirmek, sonra performansı geliştirmek ise ve çocuk sporunda kazanmak yerine gelişim ön planda tutuyorsanız, başarının yoluna girmiş kabul edilebilirsiniz! Ancak bu yeterli değildir, bakınız Norveç neleri başarmış birlikte göz atalım; 

Bu ülkede doğayla iç içe bir yaşam sözkonusudur; Kayak, koşu, bisiklet, yürüyüş ve dağ sporları günlük yaşamın bir parçası haline getirilmiş ve çocuklar küçük yaşlardan itibaren fiziksel olarak aktif büyütülmeye odaklanmışlardır. Bilimsel antrenman yaklaşımı bu ülkede olmazsa olmazlardandır; Spor bilimleri, fizyoloji, beslenme ve spor psikolojisi yoğun şekilde kullanılmakta, sporcular düzenli performans testlerinden geçirilmekte ve  antrenmanlar veriye dayalı olarak planlanmaktadır. Herşeyden önemlisi güçlü kulüp sistemine sahipler, yerel spor kulüpleri çok yaygındır, gönüllü antrenörler ve aileler sporun gelişiminde önemli rol oynamaktadırlar dahada önemlisi Norveç’te her çocuğun spor yapabileceği bir kulüp mutlaka vardır. 

Nitelikli antrenör eğitimine gelince; Antrenörler sürekli meslek içi eğitimden geçirilir, sporcu sağlığı ve uzun vadeli gelişim ön planda tutulmakta, psikolojik gelişime de çok önem verilmektedir. Devlet desteğine gelince; Spor tesislerine önemli yatırımlar yapılır, Federasyonlar ve kulüpler düzenli olarak desteklenmekte, başarılı sporcuların eğitim ve kariyer planlamaları da desteklenerek kendilerine yarınları için güvence sağlamaktadır. 

Spor psikolojisine verilen önem son derece önemlidir! Sporcular zihinsel dayanıklılık, stres yönetimi, motivasyon ve odaklanma konularında uzman desteği alırlar, Özellikle elit sporcular için spor psikologları ekiplerin bir parçasıdır. Uzun vadeli planlama: Hızlı başarı yerine 8-10 yıllık sporcu gelişim modeli uygulanır, Genç sporcular aşırı yüklenmeden korunur. 

Ülkemize gelince; Dünyanın en kalabalık çocuk ve genç nüfusa sahibiz ve sporda tesadüfen elde edilen başarıların arkasına saklanmamalıyız! Bu durum kabul edilemez. Hele hele %70 yurt dışında yetişmiş futbolculara Bodrumda birer köşk vaadederek motive etmeniz hangi motivasyon kuramı içerisinde yer alıyor? İnsanın oturup ağlaması geliyor inanın! Bunun yerine, bence yukarıda saydığımız maddelere önem ve öncelik vermemiz gerekirken biz nelerle uğraşıyoruz? 

Ayrıca kadın voleybol takımımızın  müsabakalara uluslararası seyahatlara özel uçakla değil tarifeli seferlerle gitmeye sanırım alıştılar! Asıl olan, tüm diğer ülkeler nasıl seyahat ediyorlarsa bizlerinde o şekilde seyahat etmesi sağlanmalıdır sporcularımız bunu hak ediyorlar, ayrıca bunu sorun yaparak gündeme getirmeyi de gereksiz görüyorum! Demek ki başarı seyahat edilen uçağın tarifeli ya da tarifesiz olmasına bağlı değilmiş, olmadığını sporcularımız sahada gösterdiler!  

Ülke genelinde spor eğitimi sistemimizde bir çok sorununun olduğu aşikardır! Burada bunlara değinerek zamanınızı almak istemem, ancak Kadın Voleybolcularımızın  başarılarının altında yatan nedenlere baktığımızda; Liyakat’in, disiplinli çalışmanın ve herşeyden önemlisi ülke genelinde kadınların erkeklere oranla daha çok sayıda voleybol sporuna katılım sağladıklarını gösterebiliriz! Ancak burada kesinlikle ırkçılık olarak düşünülmesini istemem ama gönlüm bir türk antrenörümüzün bu ekibin başında başarılı olmasını isterdim. 

Son olarakta Beden Eğitimi Öğretmeni yetiştiren kurumlarımız çok fazla olmasına rağmen kaliteli bir eğitimin yakalanamamış olmamız,  Bu alanda çalışan bilim adamlarının kendi aralarında düzenli ve periyodik toplantılar yaparak gelişimi sürekli kılamamaları, (Ders içerikleri ve kaliteli Eğitim öğretim elemanlarının seçimi), Gerek Milli Eğitime ait okul salonlarının ve gerekse SGM bağlı kurumlardaki spor tesislerinin efektif bir şekilde kullanılmaması, herşeyden önemlisi Yerel yönetimlerle koordineli bir biçimde çalışmaya gidilerek tam kapasite ile faaliyete sokulmaması, bırakın her yaştaki insana egzersiz yapma motivasyonu ve alışkanlığı sağlanmamasını, ilk ve orta dereceli okullardan beden eğitimi ve spor derslerinin kaldırılması ya da minumuma indirilmesin yaşandığı, ülkemizde sporda başarıyı yakalayabilmemiz ne yazık ki! zihinlerimizde sadece bir hayal olarak kalacaktır!

 En içten Saygılarımla

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı